Bayram
15.06.2018 00:59 EKONOMİ

Türk Dil Kurumu sözlüğünde bayram, neşe ve sevinç olarak da tanımlanmış. Bugün bayram. Sizler de büyük olasılıkla sevdiklerinizle birlikte olmanın verdiği neşe ile bayramınızı kutluyorsunuz. İyi bayramlar.

Ancak bu hafta TUİK tarafından açıklanan 2018 yılı ilk çeyrek %7,4’lük büyüme rakamı maalesef ülkede ekonomik olarak bir bayram havası yaratmadı. Çünkü tek ekonomik gösterge büyüme oranı değildir. Diğer makro göstergeler ile birlikte değerlendirdiğimizde, aslında ekonomik olarak bayram havası yaratacak bir durumun olmadığı gayet açıktır. Büyümeyi tetikleyen temel faktörlere baktığımız zaman bunun ağırlıklı olarak yüksek iç talep ve devlet teşviklerinin etkisiyle olduğunu görüyoruz. Umut bağladığımız ihracatın büyümeye katkısı yok denecek kadar az olmuştur. Mal ve hizmet ihracatı hacim olarak bu dönemde sadece %0,5 artarken ithalat ise %15,6 artmıştır. Dış ticaretin büyümeye kay-katkısı %0,1 ile sınırlı kalmıştır.

Yine bu hafta TCMB tarafından açıklanan cari işlemler açığı ise nisan ayında geçen yılın aynı dönemine göre %46 artarak 5,4 milyar dolara, 12 aylık birikimli cari işlemler açığı da geçen yılki 34 milyar dolardan 57,1 milyar dolara yükseldi. İç talebe bağlı büyüme yaşanırken ihracatın büyümeye katkısını sınırlı olması, aslında cari açığın da ağırlıklı olarak iç talepten etkilendiğini gösteriyor. Peki, iç talep nereye kadar canlı tutulabilir, tüketim nereye kadar artırılabilir? Bunun sürdürülmesi mümkün değildir. Merkez Bankası’nın politika faiz oranlarını %17,75’e çıkarmasından sonra kredi faizlerinde de ciddi artışlar yaşanmaktadır. Ticari kredi faizleri %21,28’e çıkarak 2009’dan beri en yüksek seviyesine ulaştı. Benzer şekilde tüketici, konut, taşıt vb. kredi faizleri de hızla artmaya devam etmektedir. Faizlerin bu kadar yükseldiğini, enflasyonun artış eğiliminde devam ettiğini ve dolar kurunun 4,60 seviyelerinde direndiğini de göz önüne aldığımızda iç talep kaynaklı büyümeyi yılın geri kalan kısmında sürdürmenin imkânsız olduğu görülür. Anadolu’da sıkça söylenen “el atına binen tez iner” sözü bu kez de Türkiye ekonomisi için geçerli olacaktır. Sürekli başkasının kaynaklarını kullanarak gidilecek bir hedef olamaz. Türkiye’nin sürdürülebilir, istihdam yaratan büyüme sürecine girmesini sağlamak gerekir.

Kekonomi

Büyüme rakamının açıklandığı gün Sivas’ta borçlarını ödeyemediği için intihar eden bir esnafın haberi düştü ajanslara. Ülke ekonomisinde ciddi sıkıntıların yaşandığı, vatandaşın ekonomik sorunlar yüzünden bunalıma sürüklendiği bu dönemde, iktidar partisinin temel vaadi olan “24 saat açık kıraathanelerde bedava çay kahvenin yanında kek verilmesi” aslında iktidar sahiplerinin ülkenin temel sorunları hakkında çözümlerinin olmadığının da bir göstergesidir. Vatandaşın beklentisi kendilerine bedava kek dağıtılması değil, insanca yaşayabileceği bir gelire sahip olmaktır. Oysa ekonomi hızla durgunluğa doğru sürüklenmektedir. Bu beklentinin yılın geri kalan kısmında karşılanması da bu nedenle mümkün olmayacaktır.