Bazı mevsimler ...
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER
Bazı mevsimler bir günde gelir. Anlaşılan bu yazda öyle olacak.
Bazı mevsimler bir günde gelir. Anlaşılan bu yazda öyle olacak. Bahar bedenleri yavaş yavaş ısıtıp yaza hazırlamaktan bir hayli uzak bu yıl. Sonuçta bir günde geliverecek olan yaz, ak tenleri aniden kavuracak. Ne ten buna hazır ne de zihin…

Oysa gün geleceğe ilişkin belli işaretler taşımakta. Argo tabirle, ekonomideki çakma büyüme, balon gibi şişen cari açık, OECD verileri yoksulluğun, işsizliğin, ızdırabın daha da artacağına işaret ediyor.

Bu günkü hukuksuz, adalete, hakka uzak, ‘ileri demokrasi’ uygulamaları, yakın gelecekte gerçekleştirilmesi beklenen Anayasa değişikliğinin ne menem bir şey olacağının işaretlerini taşıyor.

Kürt hareketiyle sürdürülmekte olan müzakereler öyle anlaşılıyor ki seçimlerden sonra hız kazanacak. Bu müzakerelere elini güçlendirerek girmek gayreti mevcut. Kürt hareketinin dağda çatışmasız ama kentlerde sivil itaatsizlikle gelecekteki müzakerelere yönelik elini güçlendirme çabalarına, AKP Hükümeti çatışma ve gerginlik ortamından medet umarak, baskı ve sindirme ortamında sandıktan daha güçlü çıkarak elini güçlendirme çabalarıyla yanıt veriyor. Seçim sonrası müzakere ortamında nelerin yaşancağına bu günkü uygulamalar bir işaret değilde nedir?

Çirkeflik, adı üstünde bulanıklığı sever. Çatışma ve kavga ortamı yaratarak buradan fayda umar. Algoritmik çalımlar, kaset servisleri, küfür salvoları yakın gelecekte yağmurlu havalarda çirkef sıçratma uzmanı siyasi sürücülerin yapacaklarına bir işaret değil midir?

Çocukken birkaç yaz tatilinde bıçakçı çıraklığı yapmıştım. Ustam, şimdiki sahte ustalara inat gerçek bir bıçakçı ustasıydı. Sadece bakarak öğrenilmez derdi. Aynı zamanda kulağında örse vuran çekicin sesinde olacak; İyi bıçakçılar körlerin kulağına sahip olanlardır. Hem çeliğe çekiç vuran maharetli ellere hem de zihne çekiç vuran güzel sözlere sahipti ustam. Sadece mesleği değil, hayatı da öğretirdi. Bu gün bakıyorum da öğrettikleri hayatın her alanında kendine yer bulmakta. Örneğin geçmişi yoğurup, biriktirdikleri ile geleceğin sesini çok iyi duyabilen, tıpkı bıçakçılar gibi kör kulağına sahip olan TMMOB gibi..

TMMOB 15 Mayıs’ta, eşitlik, özgürlük, bağımsızlık, demokrasi ve bir arada yaşamanın yarın daha da ihtiyaç duyulan talepler olacağının bilinciyle, bu talepleri bir kez daha haykırmak için bir miting düzenliyor.

İMO; “siyasi iktidarın çizdiği sanal mutluluk tablosunu bozmak için haklarımız, geleceğimiz, halkımız ve ülkemiz için15 Mayıs’ta Ankara’da olacağız” diyor.

MMO; “Tarih bizi göreve çağırıyor. Ülkemizdeki ve dünyadaki emek güçleriyle dayanışma içinde, bağımsız, eşitlikçi ve özgür bir Türkiye ve Dünya istiyoruz. Dünyanın her yerinde emperyalist işgallere ve saldırılara karşı halkların yanında olduğumuzu ifade ediyor, halkların kardeşliğinden yana, emperyalizmden bağımsız, kişilikli bir dış politika istiyoruz. Bu istemlerimizin hepsinin gerçekleştirebilirliğini biliyoruz” diyor.

Maden Mühendisleri; "Madenlerin Gerçek sahibi Halktır" demek için, iş cinayetlerine hayır demek için, paralı eğitim öğrencinin, iş kazaları madencinin kaderi değildir" demek için,” meydanlarda olacaklarını belirtiyorlar.

EMO; “ piyasacı yeni liberal politikalarla halkın varlıklarının özel sermayeye aktarılmasına dur demek için, bilişim ve iletişim dahil hayatın her alanında özgürlükler için, demokratik bir Türkiye için” haydi 15 Mayısa diyor.

TMMOB’a bağlı tüm mühendis, mimar, şehir plancılarıyla birlikte, sendikalar, demokratik kitle örgütleri, emek eksenli siyasi partiler de 15 Mayıs’ta Ankara’da olacaklar. İnanıyorum ki yüzbinler o gün Ankara’ya akacak.

Ve yine öyle inanıyorum ki, yarınlar o gün meydanın en dinamik gücü olacaklardır. Bunun ip uçlarını 6 Mayısta sevgili Halit Ağbimizi ( Çelenk) Deniz’lere uğurlarken gördüm.

O gün törende; “ yas tutmayacağız” diyordu genç sunucu kardeşim. Gerçekten yüreklerde yas, gözlerde yaş yoktu.

Sadece kirpiklere asılı duran nem, fikrimce özlemin nemiydi.

Ve o nem ki gözkapaklarının altında saklı kalsın diyeydi.

Törene katılımın büyük çoğunluğunu oluşturan gençler; yıllar önce suya fısıldanmış, ateşe üflenmiş sözcükleri hep bir ağızdan coşkuyla haykırıyorlardı; “ DEVRİM ve SOSYALİZM”

Giden demircilerin, ocaklarını kime bıraktığı, ateşi kimin diri tutacağı belliydi;

Bu ülkenin devrimci gençleri..

İşte onlar, 15 Mayısta da, devrim ateşini geleceğe üfleyecek olanlardı.

Yazıya girerken dediğim gibi; Bazı mevsimler bir günde gelir, peşin sıra devrim ateşiyle…