Bedava elektrik...
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER
Halkın kullandığı elektriğin faturası yüzde 30’a kadar düşürülebilir. Peki nasıl olacak bu iş? Elektrikteki faturayı kim düşürecek? 9 maddede sıralayalım...

Pencereme güneş vurduğu anda uyanıyorum. Bu sabah da öyle oldu. Tatil günü rahatlığıyla zaman geçirirken telefonum çalmaya başladı. Sabah sabah “hayırdır” deyip açtım. Arayan Cenap Hoca idi. O da benim gibi sabah kuşlarından. Kısa bir hal hatır faslından sonra Cenap Hoca neredeyse bir yıldır aramadığımı anımsatarak sitem etmeye başladı. Haklıydı. Gün içinde uğrayacağıma dair söz verdim ve esenlik dilekleriyle telefonu kapadık.

Güneş biraz yükselince hemen yol üzerindeki fırından sıcak simit ve tahinli çöreklerden alıp Sırçınar’ın yolunu tuttum. İçeri girer girmez bir hengâme koptu. Uzun süre görüşmemiş olmanın hasreti ile herkesle kucaklaşma faslı bir hayli zaman aldı ve bu iş bitip de masaya oturduğumuzda Şiktan anında servise başladı. Dumanı üstünde demli çaylar yudumlanırken sohbet koyulaşmaya başlamıştı bile…

Yurdumun bütün kahvehanelerinde olduğu gibi iki konu ortama hakimdi; futbol ve siyaset…

Elbette ki sohbet, gündeme denk düşecek biçimde referandumdu. Müdavimlerin çoğu “Hayır”cı iken Hacı çok sevdiği hayır sözcüğünden kaçar olmuştu. Şiktan ise tarafsız esnaf rollerinde; “ Ne desem bilmem ki ” cephesine kendini atıvermişti. Sohbet bu minvalde sürerken Hoşaf Sami; ” Hazır seni yakalamışken bir şey sorayım” diyerek konuyu değiştirdi. “Sor Sami, ama zor bir şey olmasın” dedim. Meğer derdi elektrik faturasını nasıl aşağı çekerime ilişkinmiş. EPDK’nin tüketicilerin elektrik şirketleriyle sözleşme yapmasını sağlayan serbest tüketici limitini, 3.600 kwh.ten 2.400 kwh.’e düşürme kararını duymuş; elektriği kimden daha ucuza alırız diye sormakta. Cenap Hoca, “Ben bu şaşkın şavalaklara telefon ve internet konusunda düştüğünüz tuzağa bu kez elektrikte düşmeyin, bu çakallar her halükârda sizden alacaklarını yine alır, hiç boşuna debelenmeyim dedim ama dinletemedim. Şu kalın kafalara (Sami’nin kafasına vurup) bir de sen anlat!” deyince aldım sazı ele birer birer anlatmaya başladım; “Arkadaşlar, Cenap Hoca haklı, buradan size ucuz bir hizmet çıkmaz, sizi kandırıyorlar. “Her zamanki gibi” sözcüğünü kendime saklayıp daha fazla kalplerini gıdıklamadan devam ettim. Sizi kandırıyorlar zira gerçekten sizleri düşünüp ucuz ve kaliteli hizmet vermek isteseler bu sistem içinde de bu mümkündür, ancak bunu istemiyorlar. Kasap Hüseyin lafa girip;” Nasıl yani?” diye sorunca sıraladım gari:

1. Önce bizlerden zorbalıkla aldıkları yüzde 2 TRT payını kaldırsınlar. Bizlerden aldığı paralarla TRT hükümetin düdüğünü çalıp, anbean referanduma yönelik “Evet” propagandası yapıyor. Madem ki taraf tutacak o zaman AKP’lilerin bağışıyla yapsın, elektrik faturamızdan istemediğimiz işleri yapmak için pay kesmesinler. Al sana yüzde 2 indirim.

2. Bize bu hizmeti verenler madem ki parasını tıkır tıkır alıyorlar o zaman, iletim ve şebeke kayıplarını dünya standartlarına çekmek zorundadırlar. Ayrıca, kaçak elektrik kullanımında biz sorumlu değiliz ki bunu da önlemek kendilerinin görevi. Yani sözün özü, faturalarımızda yer alan yüzde 14,1’lik kayıp/kaçak bedeli alınmamalı. Hadi vazgeçtik hiç değilse yarı yarıya düşürülmeli. Al sana yüzde 7 indirim daha…

3. Özel sektör devletin hazır şebekesini alıp, üzerine doğru dürüst bir yatırım yapmazken yüzde 10,3’lük dağıtım bedeli fahiştir. Bu konuda daha şeffaf olunursa görülecektir ki bu yüzde 5’lere düşer. Al sana ilave yüzde 5 indirim. Etti mi yüzde 14? Dur dahası var.

4. Özel sektöre devrettiğiniz elektrik hizmetlerini yeniden kamuya aktarın. Aktarın zira bu bir kamu hizmetidir. Ne olacak kamuya geçince? Üretim, dağıtım ve sayaç okuma gibi işleri yapan şirketlerin kârları elektrik faturalarından düşecektir. Kamu kâr amacı gütmediği için en az yüzde 15’lik bir kısım faturalarımıza indirim olarak yansıyacaktır. Hesapla bakalım Sami ne oldu? Yüzde 29 değil mi. Dur daha…

5. Bir de enerji fonu kesintisi var. Enerji fonunun amacı, enerji sektöründe yapılacak bilimsel araştırma geliştirme çalışmalarını desteklemek, etüt ve projeleri denetlemek ve kurulacak tesislere finansman sağlamak. Kim bizi bilimsel araştırma yapıldığına ikna edebilir? Vazgeçsinler. Az falan deme at cebe yüzde 1 indirim daha. Ne oldu; yüzde 30 değil mi? Güzel, devam edelim.

6. Elektrikte fiyatı aşağı çekmenin bir yolu da bu döviz artışı fırtınasında dışa bağımlılığı azaltmaktır. Peki nasıl olacak bu? Yenilenebilir, yerli kaynaklarımızı daha çok kullanarak. Bir zorunlu emeklilik (BES) uygulaması var değil mi? Ne olacak çalışanın BES birikimleri? Bankalara sıcak para olarak aktarılacak. Bunu bizatihi Mehmet Şimşek’in kendisi söyledi biliyorsunuz. “Eyy işçiler, emekçiler, esnaf ve de çiftçiler, bir taraftan bankaları sıcak para ile besleyip argo deyimle kıyak çekerken diğer taraftan da emekliye promosyon için bankalardan ricacı olan bir devlet ; “sizin devletiniz değildir.” Bilesiniz.” Bu devlet, finans-kapital zorbanın devletidir. Biraz olsun işçisini memurunu, çiftçisini düşünen devlet kamu bankalarını elde tutar, onları korur ve halka hizmet etmesini sağlar. Yani uzun vadeli, çok çok ucuz kredilerle güneş enerjisi ile üretim yapmalarını sağlar. Çatılarını, duvarların panellerle kaplayıp enerji üretmesini sağlar. Böylece bir yığın santral yapımından, buralarda üretilen elektriği uzak mesafelere taşımaktan, bu hatların bakımından kurtularak tasarruf eder. Ve sonuçta daha ucuz elektrik üretir. Böylesi bir tasarruf düşük rakamlı fatura olarak bize yansır.

7. Elektrik Mühendisleri Odası açıkladı; “Yerli kömür santrallarına kamu kaynağı ile sübvansiyon yapan bir kurum haline sokulan TETAŞ, 2015 yılını 559 milyon TL`lik zararla kapatmıştır. Elektrik tarifelerine zam yerine örtülü bir görev zararı ve aydınlatma zammı ile kamu üzerinden sistem fonlanmaktadır.” Görüldüğü gibi yandaş şirket kollaması ile yürütülen; serbest piyasa diye plansızlığın ve kâr hırsının egemen kılındığı enerji politikası iflas etmiştir. Bu uygulamalardan vazgeçilip, özel sektörü değil, halkı ‘fonlarlarsa’ daha az elektrik faturası öderiz. Zira faturalardaki yüzde 20,5 gibi fahiş vergi ve fonlara gerek kalmaz.

8. Kamuya ait olan elektrik üretim ve dağıtımı özelleştirildi. Şirketlerin özelleştirmeye ilişkin devlete ödemekte olduğu borçları bulunmakta. Döviz üzerinden yapılan bu ödemelerde kur 3,18 TL.’ye sabitlendi. Neden? Halkın varlıklarını aktardığın özel sektöre bu kıyak neden? Böyle mi ucuzlayacak elektrik?

9. Fahiş vergilerden söz ettik. yüzde 20,5 dedik. Orada kalsa iyi. Yine EMO açıklamasına dönelim;
”Genel aydınlatma amaçlı elektrik satışına yapılan yüzde 29.4`lük zam dağıtım şirketlerini etkilemiyor. Bu zam; aydınlatma tarifesine yansıtıldığı için, aydınlatma bedelini ödeyen bakanlık, ilgili kurum ve belediyeleri ilgilendiriyor. Ancak sonuçta halktan kesilen vergilerden karşılanıyor. Üstelik halktan aydınlatma için mükerrer kesinti yapılmış oluyor. Çünkü elektrik faturalarıyla Belediye Tüketim Vergisi adı altında yapılan tahsilat ile aydınlatma bedelini ödeyen halktan ayrıca kesilen genel vergilerden de İçişleri ve Enerji Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesi aracılığıyla aydınlatmaya kaynak aktarılıyor.” Katmerli vergi diye buna denir işte.

Soluklanmak üzere, çayımdan bir yudum aldım ki buz gibi olmuş. “Şiktan tazele hele şu çayları” deyip bizimkilere döndüm; “İşte böyle arkadaşlar, bu liste uzar gider gazetelere tefrika bile olur. Görüleceği gibi elektrik faturalarında şirketlerin tuzağına düşmeden bu sistem içinde bile indirimler mümkün. Bakın hesabımıza göre fatura bedeli neredeyse üçte bir oranında düştü.
Haa, kim yapacak bunları derseniz? Siz tabii ki.

Yıkın finans kapital zorbanın talan düzenini, kurun yerine sosyalist düzeninizi, alın size (ucuzluk demiyorum bak); “bedava elektrik….”