Beddua: “Evet”li zamanlarda yaşayasın…
KAMURAN KIZLAK KAMURAN KIZLAK

Başlık “İlginç zamanlarda yaşayasın” diyen bir Çin bedduasının biraz değiştirilmiş hali. Aşağıdaki öykü, toplum anayasa değişikliğine “Evet” derse, nasıl zamanlarda yaşayacaklarına dair buralardan bir örnek veriyor. Bu öyküde anlatılanlarla “Arap Baharı” öncesi Mısır, Libya, Tunus ve Saddam’ın Irak’ı vs gibi despotik Sünni İslamcı Arap-Ortadoğu rejimlerinde (yani anayasa değişikliğiyle ülkeyi sürüklemeye çalıştıkları Ortaçağ karanlığında) yaşananlar arasında pek fark yok. Muhtemelen, bu yazıda anlatılan Çin onların yanında epeyce hafif bile kalır. Hikâyeyi, Asya’da özellikle kadınların karşılaştığı insan hakları ihlalleriyle ilgili kısa anlatıların yer aldığı bir kitaptan aldım. Biraz kısaltarak aktarıyorum:

“Kocamın cezasının sekiz yıl daha artırıldığını duyunca aklımı kaçıracaktım. Balıklama nehre atlayıp intihar etmeden önce polisi aradım ve ‘Kocam masum. Umarım vicdanınız vardır’ dedim. Sonra nehre atladım fakat insanlar beni kurtardılar.

Kocam (Qi Chonghuai) tecrübeli bir gazeteciydi. Resmi yolsuzlukları ortaya çıkaran ve toplumsal adaletsizlikler üstündeki şalı kaldıran çalışmaları ile tanınıyordu. 2007’de, çevresindeki ağır yoksulluk ile büyük bir tezat oluşturan bir ultra lüks belediye binasının fotoğraflarını yayınladı. Hemen ardından, yasanın ‘ekonomi suçları’ dediği şeyle ve ‘şantaj’ ile suçlandı ve dört yıl hapse mahkûm oldu. Sanırım onların bam teline basmıştı.
Cezaevindeyken, çalıştırıldığı yeraltı maden ocağında mahkûmlara yapılan kötü muamele hakkında bir makale yazdı. Makaleye el konmasına rağmen, cezaevi dışına çıkarmanın bir yolunu buldu ve online olarak dolaşıma girdi. Yazıda, dövülmesine, zorla çalıştırılmasına ve hastalanmasına rağmen, serbest kaldığında çalışmalarına devam edeceğini söylüyordu. Kocamı her ziyaret ettiğimde vücudunda fark edilir çürükler ve izler görüyordum.
Eyalet yetkilileri bu makale yüzünden onu sorguya çekti ve 2011'de serbest kalması beklenirken, özetle aynı (eski) suçlamalarda bulundular. Bu yüzden cezası sekiz yıl daha artırıldı. Kocamın avukatlarından biri ‘Bu dava yerel yöneticilerin Qi’ den öç almasından başka bir şey değil’ dedi.

Bir ziyaretimde kocam, ‘Medya seninle röportaj yaptığında herkes ne söyleyeceğini biliyor’ dedi ve yetkililerin ‘Eşine çenesini kapamasını söyle. Sorumsuzca açıklamalar yapmaya devam ederse, bu senin için iyi olmayacak’ diye tehdit ettiklerini söyledi. Ona içeride, bana ise dışarıda rahat vermiyorlardı. Ekonomik olarak çok zor günler geçiriyorduk. Hiç beklemediğim bir anda, bazılarının kim olduğunu bile bilmediğim eş-dost bana para yardımı yaptı. Fakat ben parayı almaya gidene kadar hesabım bloke edilmişti.

Ailece yaptığımız bir ziyarette kocam, ‘İyi bir koca ve baba olamadığı için suçluluk duyduğunu’ söyledi. Daha sonra, ondan bir mektup aldım ve ‘Dışarı sağ çıkabileceğimi sanmıyorum. Başka birini bulman senin için doğru olanı’ diye yazıyordu. Öfkeyle bir mektup yazdım ve ‘Ne yanlış yaptım ki beni boşamak istiyorsun. Ben seni bunca çileye rağmen boşamayı aklımdan bile geçirmedim. Sen beni nasıl boşarsın?’ diye sitem ettim.

Kayınbiraderim, ‘kocamın kendisine karşı yapılan misillemelerden ailesini korumaya çalıştığını ve boşanmanın bunun için tek yol olduğunu’ söyledi ve 2013’te resmi olarak boşandık.

Yıllar geçti ama onun tutuklanması beni halen çok sarsıyor. Bunu düşünmeye dayanamıyorum, çok canım acıyor. Kapıyı kırdılar ve onu alıp gittiler. Ne zaman aklıma gelse korkuyla ürperiyorum. Uzun süre uykusuzluk ve depresyon yaşadım. İki yıldır baş dönmesi başladı ve görme yetimde bozulma var.

Hiçbir şeyden vazgeçmiş değilim ve vazgeçmeyeceğim. Artık zorluklardan korkmuyorum ve zayıf değilim. Bu kavga beni güçlü yaptı. Kocamın masumiyetini duyurmak için savaştım. Biliyorum, yaptıklarım yeterli değil. Fakat sanırım daha fazlasını yapmak için halen zamanım var…”

Not: 2008’de Qi, Washington D.C. Ulusal Basın Kulübü tarafından “Yolsuzluğu ortaya çıkarmaya yönelik çalışmaları” için John Aubuchon Basın Özgürlük Ödülüyle onurlandırıldı.

2012’de, ADB’li oyun yazarı Lillian Hellman ve romancı Dashiell Hammett adına “Siyasi baskı veya insan hakları ihlallerinin hedefi olan yazarlara” verilen para ödülünü alanlar arasındaydı. Para ödülünü onun adına eşine verildi.