Bekleyiş: İnkâr, yasın ilk aşaması
CÜNEYT CEBENOYAN CÜNEYT CEBENOYAN
Yönetmen Piero Messina, daha önce Sarrantino’ya “Muhteşem Güzellik”te asistanlık yapmış. “Bekleyiş”, Venedik’te de Altın Aslan’a aday filmlerden biriydi ve yan ödüllerden birkaçını topladı bu yıl

“Bekleyiş", bir annenin ölen oğlunun ardından yaşadığı büyük acıyla baş etmeye çalışmasını anlatıyor. Aileden birinin kaybı, annenin, babanın veya kardeşin kaybı, geride kalanların hayatında çok radikal değişimlere yol açar. Böyle bir kaybı kabul etmek zordur. Ama evlat acısı hepsinden acı olanıdır. İnsan bu kaybı kolay kolay kabul edemez. İnkar etmek, böyle bir kayıp hiç yaşanmamış gibi davranmaya çalışmak sanıldığı kadar sıra dışı bir şey değil. Hatta psikolog Elisabeth Kübler-Ross'un modeline göre kayıp sonrası yasın ilk aşaması inkârdan geçiyor. Kübler-Ross, 5 aşamalı bir yas sürecinin tipik olduğunu ileri sürüyor. Bunlar İnkâr, Öfke, Pazarlık, Depresyon ve Kabullenme süreçleri. Kişiden kişiye değişmekle birlikte bu 5 aşamalı sürecin yas sürecinin tipik aşamaları olduğunu düşünüyor Kübler-Ross.

"Bekleyiş", dinsel imgelerle açılıyor. Çarmıha gerilmiş İsa figürünün ayağını öpen insanlarla... Bir cenaze törenindeyiz; kimin öldüğü aslında çok açık değil. Anna (Juliet Binoche), cenazeden sonra, bitkin bir şekilde kendini yatağa atıyor. Daha ilk imgelerden ölenin, evlat olduğunu anlamak çok zor değilse de film ölenin kimliği konusundaki muğlaklığını sürdürüyor. Nişanlısının öldüğünden habersiz olan Jeanne (Lou de Laâge), Anna'ya telefon edip ardından da nişanlısını görme umuduyla yaslı kadını ziyarete geliyor. Anna, Jeanne'a villadaki yas halinin kardeşinin ölümünden dolayı olduğunu söylüyor, oğlu Guiseppe'nin ölümünü gizliyor ve Jeanne'a beklemesini, Paskalya zamanı Guiseppe'nin geri geleceği yalanını söylüyor. Ve böylece filme adını veren bekleyiş başlıyor. Jeanne, nişanlısının cep telefonuna mesajlar bırakıyor; Anna bu mesajları gizlice dinliyor.

Anna neden bu tuhaf ve ahlaki olmayan davranış içinde sorusunun cevabı ancak inkâr sürecinde oluşuyla açıklanabilir. Anna, oğlunun ölümünü Jeanne'a söylerse, ölüm gerçeklik kazanacak. Ayrıca oğlunun, Jeanne'ın zihninde yaşıyor olması, Anna'ya ölümü kabul etmeme sürecinde direnç kazandırıyor. Bütün bunlar anlaşılabilir şeyler; pek anlaşılır ve inandırıcı olmayan ise Jeanne'ın bu yalanlara fazla sorgulamadan inanıyor olması. Ayrıca Jeanne ile ölen genç adamın hiç mi ortak arkadaşı yok, onlar da mı bilmiyorlar sorusu da havada duruyor.
bekleyis-inkar-yasin-ilk-asamasi-153365-1.

Guiseppe, gelmeyince Anna, Jeanne'a bir yalan daha söylüyor. Guiseppe'yi bırakmasını, peşinden gitmemesini, Guiseppe'nin belki bir başka kadınla yeni bir hayat kuracağını ifade ediyor. Bu dediklerini, Jeanne'la Guiseppe'nin bir süre önce yaşadığı sorunlara dayandırıyor.

Bu yeni ifade akla başka bir şeyi getiriyor. Anna, sanki bunları Jeanne'a değil de kendisine söylüyor. Ve bunlar, oğlunun ölümüyle ilgili değil, oğlunun kendisinden kopup, bir başka kadınla yaşamaya başlamış olmasını kabul edememiş olmasıyla ilgili sanki. Yani, Anna, ölüm öncesindeki, oğlunun kendisinden kopuşuyla başlayan kayıp süreciyle hesaplaşamamış sanki. Ve belki de Jeanne'la acıklı bir oyun oynarken, genç kadınla hesaplaşıyor bir yandan da. Gerçeğin bilgisini Jeanne'dan saklayarak, genç kadına Guiseppe'nin asıl sahibinin kendisi olduğunu söylemiş ve genç kadına üstünlük sağlamış oluyor. Oyunun kurucusu olarak ipleri eline alıyor.

Film bir yandan da dinsel semboller içeriyor. Guiseppe'nin İsa'nın çarmıha gerildiği Kutsal Cuma günü ölmesi (ya da gömülmesi) ve gelmesi beklenen günün İsa'nın dönüş günü olan Paskalya'ya karşılık gelmesi, İsa ile Guiseppe arasında bir paralellik kurulduğunu gösteriyor. Belki de oğul kaybının büyüklüğüyle, İsa'nın kaybının büyüklüğü arasında bir paralellik kuruluyor. Biri bir cemaat ya da toplum için ne kadar önemliyse, diğeri de bireysel düzlemde o kadar önemli denmek isteniyor.

Juliette Binoche, Üç Renk: Mavi'den de bildiğimiz, yastaki kadın rolünü hakkıyla canlandırıyor. Jeanne'da Lou de Laâge de fena değil. Fakat filmin çok yavaş ilerlediğini, uzun süre aynı noktada dolandığını söylemem gerek. İnsan, daha fazla şey bekliyor filmden. Daha fazla karakter derinliği, daha fazla hikâye... Yine de bir ilk film için fena değil. Yönetmen Piero Messina, daha önce Sarrantino'ya "Muhteşem Güzellik"te asistanlık yapmış. "Bekleyiş", Venedik'te de Altın Aslan'a aday filmlerden biriydi ve yan ödüllerden birkaçını topladı bu yıl.