Belalı derbide bir Güney Koreli
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

PremIer Lig tarihinin en golcü Asyalı futbolcusu, geçen hafta sonu Chelsea karşısında kaydettiği enfes solo gol sezonun en güzel gollerine aday. Aralık ayının ilk günlerinde oynanan belalı Kuzey Londra derbisine, bu vesileyle Tottenham Hotspur’un uçan yedi numarasına naçizane bir bakış…

1992 senesinin yazında Güney Kore’nin Chuncheon şehrinde dünyaya gelmiş Son Heung-min, futbol tutkunu bir babanın oğlu. Profesyonel futbolcuymuş babası, mili takımın eşiğine kadar gelmiş kariyerinde. Armut dibine düşer derler, oğlu da okul sıralarını bırakıp henüz 16 yaşında Hamburger SV’nin genç takımına katılmış, 18 yaşına bastığı zamanlarda ilk profesyonel sözleşmesine imza atmış. 2010-13 arasında 73 maçta 20 golü var. 2013’ün Haziran ayında 10 milyon euro karşılığında Bayern Leverkusen’e transfer olduğunda kulüp tarihinin en pahalı transferi… 2014-15 sezonu, 42 maçta 17 golle Bundesliga’da parladığı dönem. Taliplerinin artmaya başladığı zamanlarda elini çabuk tutan Tottenham’ın saflarına katıldı, 30 milyon euroluk transfer bedeliyle Asya futbolunun en değerli futbolcusu oldu.

Futbol stiline gelince; çok yönlü hücum oyuncusu, iki ayağını da mükemmel kullanıyor, çabukluğu ve bitiriciliği artıları. Hamburger SV’de forvet arkası oynadığını, iki kanatta da etkili olduğunu hatırlatalım. “Sahada görev verildiği takdirde her pozisyonda oynarım” diyor söyleşilerinde. Tottenham’a transfer olduğu zamanlarda belalı Kuzey Londra derbisini hatırlatmışlar kendisine ve rakibin renklerinden dolayı arabasının bile kırmızı olamayacağını vurgulamışlar. Kırmızıdan uzak durduğunu hatırlatıyor derbi hatırlatılınca…

Aralık ayının ilk Pazar gününde Emirates Stadında Arsenal’in konuğu Tottenham. Anmakta geç kalmış olsak da 2016 senesinin Kasım ayında aramızdan ayrılan müziğin ustası Leonard Cohen’i de hatırlayalım bu vesileyle. Şöyle der 1971 senesinde yazdığı “Famous Blue Raincot” şarkısının enfes dizelerinde: “Sabahın dördü, aralık sonu, sana şimdi sadece daha iyi olup olmadığını öğrenmek için yazıyorum, New York soğuk, ama seviyorum yaşadığım yeri, müzik çalıyor Clinton Caddesinde gece boyu.”

Maça dönersek, derbide son sezonlarda Tottenham’ın üstünlüğü var, son sekiz maçın sadece birini kaybettiler. Köklü tarihlerinde 195 kez karşılaşmışlar, Arsenal 81 maçı kazanırken Tottenham 63 maçtan galip ayrılmış. Tottenham ise ligin çetin cevizi, kazandıkları takdirde 14 maç sonunda tarihlerindeki en yüksek puanı yakalamış olacaklar.

4-2-3-1 dizilişinde başlıyor Tottenham maça, Heung-Min Son sol kanatta, ortada Alli, sağda Eriksen, önlerinde Kane. Arsenal’de Özil sakatlığı nedeniyle kadroda yok, golcüsü Lacazette yedek kulübesinde. İlk bölümde ofansif olan Arsenal 10. dakikada Aubameyang’ın penaltıdan attığı golle öne geçiyor. Gol iştahlandırıyor ev sahibini, 16. dakikada Iwobi’nin yakın mesafeden vuruşunu uzanarak çeliyor Lloris. Tottenham çok adamla çabuk çıkan rakip karşısında geniş alanları savunmakta zorlanıyor ilk bölümde. 30. dakikada duran toptan beraberliği yakalıyor Tottenham, Eriksen’in ortasına kafayı vuran Dier. Sonrasında Son’un ceza sahasında düşürülmesiyle kazanılan penaltıyı gole çeviriyor Kane, Tottenham öne geçiyor ve topa yüzde 46 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi dört kez yokladığı devreyi önde kapatıyor.
İkinci devrede Iwobi’nin yerine Lacazette, Mkhitaryan’ın yerine Ramsey sahada ev sahibinde. 51’de müsait pozisyonda kafayı kale yerine dışarıya vuruyor Dier. 60’ta üç pasta golü buluyor Arsenal; Bellerin - Ramsey paslaşmasını Aubameyang bitiriyor, skor dengeleniyor. Bu gol alt yapılarda ders olarak gösterilmeli. Rakibin atakları karşısında savunmadan çıkmakta zorlanıyor Tottenham, uzun toplara dönüyorlar. 74’te Lacazette’in müthiş golüyle yıkılıyor Emirates tribünleri, vuruşunda savunmaya çarpan top Tottenham ağlarıyla buluşuyor, 3-2... Rakibin iştahı karşısında dağılıyor Tottenham savunması, 78’de sahanın en iyisi Torreira’nın golü farkı ikiye çıkartıyor. 87’de Vertonghen ikinci sarıdan oyun dışında kalınca Tottenham’ın umudu başka bahara! Velhasıl Kuzey Londra derbisinin galibi Arsenal. Bir haftada üç zorlu maç oynayan Tottenham sonunda kaybediyor…