“Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken”
MURAT YAYKIN MURAT YAYKIN

Başkanlık seçiminden kısa bir süre önce, görev başındaki Amerikalı başkan hakkında birkaç cinsel ilişkiden dolayı dava açılır. Halkın dikkatini başka yöne çekmek için başkan, tanınmış aktör Robert De Niro’ya, medyada Arnavutluğa karşı hayali bir savaş sahnelettirir. Gerçek olaylar aktüel görüntüler olarak seyredilir. Filme, dijital işlenmiş görüntülerle, arşivden alınmış gerçek resim ve sesler karıştırılarak oluşturulmuş sahneler konur. Filmin Amerika’da gösterime girmesinden önce benzer olayların Beyaz Saray’da ve Irak ile Amerika arasında gerçekleşmiş olması, film ve gerçeklik konusu üzerine yapılan tartışmalara yeni boyutlar kazandırır. Yeni boyutlar derken aslında, günümüzde artık filmin gerçekliği ne kadar taklit ettiği tartışmalarıyla, gerçek ile fiksiyon arasındaki sınır kastedilmektedir.

Fiksiyon; kurgu, kurmaca uyduruk, var olmayan, gerçek olmayan, yapıntı, gerçekte olup olmadığı bilinmediği halde varmış gibi düşünülen şey, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan ve hayal gücüyle yaratılmış olan şey anlamında...

Kirli işleri gizleyen ışıl ışıl saraylar, fetih şölenleri, milyon dolarlık araçlar, şatafat, şaşaa vb gerçeğin ta kendisiymiş gibi sunulan birbirgece masallarından çıkma görüntüler. Bahsedilen -miş gibi görünmek... Halkın dikkatini başka yöne saptırabilmek için tepeden emirle sipariş üzerine üretilen hatalarla dolu Osmanlı dizileri, ünlülerle desteklenen filmler, sıradan dizilerin senaryolarına eklenen sahneler, hepsi tasarlanan yapıntılar. Kurmaca bir illüzyon. Anlatıcı, olay örgüsünü geriye dönüş (flash-back) ya da gelecekten anlatma (prospection) kullanabilir. İster Osmanlı dönemine gider, ister çerez parasına alınan son model arabaların üretildiği teknolojik çağa.
Söylenceler, masallar, efsaneler, olağanüstü olayların anlatımı fiksiyonun yazınsal örnekleri. Kocaman devlerin, dağı yaran âşığın dünyasıdır bu evren; sanatsal anlamda hem gerçeğe benziyor, ama o kadar da gerçekten uzak. Halk masalındaki “ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken” türünden bir söylemde yapıntısal özellikler boldur. Göstergeler de öyle.

Cumhurbaşkanı ile Başbakan’ın konuşma metinlerinin yanı sıra kullandıkları görsel ve grafik malzemeler aynı, afiş ve panolardaki grafik tasarım işleri, font ve renk aynı.

Tüm bunlar illüzyondur, “algı yönetimi” olarak iş görür. Örneğin objenin fotoğraf olmadığını illüzyon göstergeleri bize anlatır bu bir fiksiyondur hem de gerçeğin fiksiyonu. Hangisinin gerçekliği günümüz Türkiyesi’nde daha tesirli: gerçek olanın gerçekliği mi, yoksa seyre sunulmuş oyunun mu? 7 Haziran seçim sonuçları biraz da bunu anlatacak.