Ben de sizi istemiyorum
ERAY ÖZER ERAY ÖZER
“Futbol bu kadar şakayı kaldırmayacak kadar ciddi bir oyun.”
“Futbol bu kadar şakayı kaldırmayacak kadar ciddi bir oyun.” Aynen böyle dedi Şekip Mosturoğlu.

Bir haftadır saatlerce kameraların önünde sergilemekten çekinmedikleri o devrik cümlelerine ve önlerindeki metni doğru düzgün okumaktan aciz çarpık tonlamalarına tahammül edebilirdim, bu cümleyi kurma cüretini göstermeselerdi eğer.

Şakayı kaldırmayan bir oyun... Bu benim oyunum değil. Ayrıca oyun şakayı kaldırmıyorsa bunun suçlusu da ben değilim.

Ben Fenerbahçeli arkadaşımın bana derbi sonrası yaptığı her türlü şakayı kaldırıyorum. Dahası arkadaşlarım, benim bu şakalara fazlaca üzüldüğümü düşünürse şaka yapmaktan vazgeçiyor.

Şimdi Şekip Bey, bu oyunun şaka kaldırmadığını söylüyorsa, alsın oyununu gitsin başka bahçede oynasın!

***

Üç kulüp açıklama yapıyor, birbirine giriyor, amcalar bağrışıyor. Peki biz neyi tartışıyoruz? Şekip Mosturoğlu’ya soru soran gazetecinin vurgusuyla söyleyelim: “Haakem” hatalarını... Üzerine “böörek” de yer miyiz?

Adını telaffuz edemediğimiz müessesenin Türkiye’deki durumundan şikayetçiyiz öyle mi?

Bu da basbayağı eeşeklik değil mi?

***

Her kulübün açıklamasında ortak bir nokta var. Hepsi “sustuk sustuk ama artık buramıza geldi” tonlamasında yazılmış. Ben bu “sustuk” kısmına bayılıyorum. Zannedersiniz ki, bir sezon boyunca hiçbiri ağzını açmamış, şimdi ilk defa can havliyle açıklama yapıyor.

Birisinin teknik direktörü, bir diğerinin başkanı, ötekisinin futbol sorumlusu... Sezon başından bu yana bu adamlar car car konuşuyor.

Şimdi kulübün internet sitesine yönetim kurulu imzalı ve birinci çoğul şahısla yazılmış kötü yazılar koyunca mı konuştuğunuz zannına kapıldınız? Yoo, siz hiç susmadınız ki, biz arada çok sıkılıp kulağımıza pamuk tıkadık, o kadar!

***

Açıklamaların hepsi “kamuoyuna saygıyla duyurulur” diyerek bitiyor.

Saygıyla?

Sizin bize hiç saygınız olmadı  ki.

Geçtim onu sizin birbirinize saygınız yok ki.

Hatta ve hatta siz kendinize bile saygı duymuyorsunuz ki!

***

Ben de buradan kendi manifestomu açıklıyorum:

Futbol şakayı kaldırmaz diyen,
“Bu hakemlerle lig bitmez”den ötesini dillendiremeyen,
Sürekli birbirine çemkiren,
Dara düştüğünde teknik direktör kovmaktan başka bir çözüm geliştiremeyen,
Bin yıldır Daum, Terim, Lucescu üçlüsünün dışında bir alternatif üretemeyen,
Şeref Tribünü’nde birbirine giren,
Babasının şirketinden basiretsizliği nedeniyle kovulup, koca kulübün başına geçmekten imtina etmeyen,
Hayattan keyif almaktan anladığı Papermoon’da yemek yemekten öteye gitmeyen,
Kulüp yönetiyorum diye kendini “Ali kıran baş kesen” zanneden,
Rakibine her şeyden önce saygı duymayan,
Futbolu sevmekten aciz, bu işi kariyer gibi gören,
YÖNETİCİ İSTEMİYORUM!

Kamuoyuna saygıyla duyurulur!