Beni yak, kendini yak, herşeyi yak
ÖZGE BAŞAK TANELİ ÖZGE BAŞAK TANELİ
Mizah dergimi yakma! Sen ki seni sevmeyeni, senin sevdiğini sevmeyeni, inandığına inanmayanı yine yakmaya kalktın, sen ki yine beyin yaşın tutmadığı halde ateşle oynadın, bu yazıyı bir kurşun niyetine yolluyorum sana. İnternette görebileceğimiz karikatürlerin çoğu yorum kelimesini aşan tepkiler alıyor. Küfürler, tehditler… Hakaret etmeden cümle kuramayan sen, bir gün açtığın ateşte kendini de yakacaksın.
Söylesene sen mizah dergileri kadar pervasız bir yayın organı daha gördün mü daha önce. Benim heyecanla, özenle seçtiğim anlara yayarak okuduğum ve okurken de çok keyif aldığım ne var ki başka? Beni de mi yakacaksın? Türkiye’de mizah yapmak için zeki, yetenekli, yaratıcı olmaktan öte yeterince cesur olabilmek şart. Senden bile daha korkusuz bu insanlar. İstedikleri konular hakkında istedikleri gibi yazıp çizme özgürlüğüne sahipler diye mi rahatsız oldun? Aslında herkes sahip, ama korku, baskı rüzgârında savrulanlar olduğundan ve özgürlük bir hediye gibi avcumuzun içine konan birşey olmadığından söke söke almak gerekiyor.  Onlar söke söke almışlar diye mi bu kadar kızgınsın?  Korku ve faşizan politikalarından etkilenmeden, bildikleri yolda gidiyorlar. Bu yüzden mi öfken? Kısıtlı bir bütçeyle harika işler çıkarıyorlar. Bir yandan her mizah dergisi bir diğeriyle karşılaştırılıyor. Bu dergiler için «eski tadı kalmadı» diyen var, «tadından yenmez» diyenler de. Ama yakmaya çalışan bir sen çıktın. Bak, seninkilerden farklı da olsa, onların da sevmedikleri, sevmediklerine söyleyecek sözleri var, onlar da başka nedenlerden dolayı senin kadar kızgınlar belki, senin kadar öfkeliler. Senden daha akıllıca ve efendice dile getiriyorlar diye mi aldın yine ateşi eline? İçinde iyi olan ne varsa bir kenara bırakıp, kininle öfkenle kalkan sen; zararınla otur. Oturduğun yerde de kal.
Mizah dergileri iktidarı eleştirdiği için, iktidar tarafından dava edildi. Sen de bir dava açsaydın, diğerleri gibi red bile edilse, senin de bir davan olurdu. Daha yasal olurdu. Biz samimi, korkusuzca yazılmış, çizilmiş, reklamlara boğulmamış, bir siyasi görüşe hizmet etmeyen beyinlerden çıkan bu dergileri seviyoruz. En güzeli sen artık kibritle, ateşle oynama, aklının ermediği işlere burnunu sokma. Penguen’i yakman, Egemen Bağış’tan aferin almalarının ardından derginin başına gelen en kötü şeydi belki de. Dindar nesil beklerden kindar nesil çıktı karşımıza. “Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. Bizler birbirimizi seviyoruz. Biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz. Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun? Dokunma artık mizahımıza! Dokunma çizerimize! Dokunma birkaç satır gülüşlerimize! Eğer onların kılına zarar gelirse biz, ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan biz mizah dergileri okurları hiç düşünmeden çeker vururuz seni. Anlıyor musun vururuz ve dönüp arkamıza bakmayız bile!” (Yasar Usta’yı sevgiyle anıyoruz). Bu yazı bir uyarı kurşunuydu. Biran önce kinini, kibirini, kibritini de al git.