Benim üniversitem
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

2005 yılından beri bu köşede yazı yazıyorum, belki en zor yazım bu olacaktır.

Dile kolay 13 yıl…

Haliç Üniversitesi’nde…

Toplam 300 öğrencisi varken Haliç’in şu an 6 bin 500 öğrenci oldu.

Bizde patron yoktur… Vakıf seçim yapar ve yönetim belirlenir… Sermaye yoktur… Üniversite sadece öğrenci parasıyla yönetilir… Ama ana sermaye; ahlaki erdemdir? Her öğrencinin sorumluluğu alınteri kadar kıymetlidir. Harcadığımız her kuruşun bir namus değeri vardır. Ya sorumluluğu yerine getirirsin ya da öğrenci emeğini sömürürsün; arada ince kırmızı çizgi vardır.

Aldığımız sorumluluklarda başarısızlık diye bir şey düşünülemez… Çünkü öğrencinin eğitim kalitesiyle doğru orantılı işimiz vardır.

Aldığımız her başarı öğrenci adına bir gelişimi gösterir…

Futboldaki; 3 Avrupa şampiyonluğu, 5 Türkiye şampiyonluğu sadece bize ait değildir; o Haliç’in tüm öğrencilerine aittir.

Gittiğimiz turnuvalardaki mütevazalığımız; hem örnek, hem sorumluluğumuzdu, başarının arkasındaki gerçek de buydu...

Ama son yıldaki futbol takımını itibarsızlaştırma politikası ise Haliç Üniversitesi kuruluş harcına ait olmayan, başka bir dünyanın davranış şekliydi! Ne ben ve arkadaşlarım ne de tüm futbolcular bunu hak etmedik…

Bizler her şeyi tırnaklarımızla kazıyarak kazandık, hem de hiçbir karşılık beklemeden ve almadan. Hele hele o futbolcuların fedakârlıkları Türkiye’ye örnek olacak etik değerlere ve sportif değerlere sahiptir. Ama hiç hak etmedikleri şekilde okullarına ara vermeleri vicdani bir muhasebedir…

Yaratılan sorunların karşılığı üniversitenin çıkarlarını korumak ise; sonucu ne olursa olsun bundan taviz vermedim, bedel de öderim… 2008’de kurulan ve sayın Prof. Dr. Gündüz Gedikoğlu tarafından kuruluşu bana verilen BESYO ise benim evladımdır.

Şu an 2000’e yakın evladım var…

Her noktasında, her anısında emeğim olan BESYO...

Haliç Üniversitesi’nin önce bir üniversite olduğunun farkına varılması gerek, aksi kişisel beklenti ve işletme mantığıyla işe yürümek olur ki; buradan sonuç çıkmaz…

Üniversite olmak esastır…

Sevgili hocalarımla yaptığımız iş buydu…

Ama önünde PROF. liyakatı taşıyan birinin yaşama bilgi katması gerekirken, araştırmalar yapıp insanlığa hizmet etmesi gerekirken bir kurum içinde yer kovalamasının da değerini sizlere bırakıyorum.

O yüzden 45 yıldır aynı bilgileri vermeye çalışır…

İçler acısı bir durum!

Hiçbir öğrenci bunu hak etmez?

Eğitimci ahlâki erdemler ile mesleğini yapar, olabilecek bir maddi ayrıntının parçası olmaz, olamaz… Ya çocuğu bilgilendirip yaşama katarız ya da kişisel beklentilerimiz uğruna helak ederiz, asıl süreç budur.

Sevgili BESYO öğrencileri; sizlere ilk önce dik durmayı, sonra da bilgiye ulaşmayı vermeye çalıştık… Sizleri dünya vatandaşı yapmaya çalıştık… Sanırım; kendi adıma bunda yardımcı olduğumu düşünüyorum…

Bu kağıt üstünde bir ayrılıktır…

Sizleri bir baba şefkati ile öpüyorum.

Sevgiyle kalın.