Benzeri olmayan büyüklüğün içindeki şair: Nâzım Hikmet
27.05.2017 17:54 BİRGÜN PAZAR

OZAN ÜNER

Uzunca bir süredir Özgür Üniversite’de resim dersleri veren ve ‘Gezi tablosu’nu çizen Ressam Haydar Özay’ın Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı tarafından düzenlenen “Nâzım Hikmet Resimleri” başlıklı kişisel sergisi 3 Haziran’da açılıyor.

Büyük şair Nâzım Hikmet’in ölümsüzlüğünün 54. yılı anısına hazırlanan sergi 24 parça resimden oluşuyor. Ressam Özay ile birlikte Nâzım Hikmet’in “Salkımsöğüt” ve “Masalların Masalı” gibi şiirlerinin resimsel yorumlarından “Lüküs Hayat” opereti resimlerine kadar uzanan sergiyi konuştuk. Sanatın ve halkın zor zamanlardan geçtiği bir dönemde edebiyat ve tiyatro dünyasında anlam bulacak bir iş yaptığını ifade eden Özay, “Eserlerinin ve hayatının resimsel zenginliğine bir ressam olarak ilgi duymaya başladım.

Nâzım’a bakışımı resimlerimde daha da derinleştireceğim.” diyerek resim ile edebiyat ilişkisini Nâzım Hikmet örneği ile bizlere anlatıyor.

» Neden edebiyat ile resmi birleştirme ihtiyacı duydunuz?

Edebiyata olan sevgim daha önce de resim yapma nedenlerimden sadece biriydi. Ama bu sıra dışı bir yoğunluğa dönüştü sanki. Sanatın, sanatçıların, halkın zor zamanlardan geçtiği bir dönemde, edebiyat ve tiyatro dünyasında anlam bulacak bir şeyi yaptığım, yapacağım duygusunu yaşıyorum çalışmalar sırasında. Halktan insanlardan sanat dünyasına kadar çok farklı kesimlerden yaptıklarımı görenler bu inancımı doğruladı.benzeri-olmayan-buyuklugun-icindeki-sair-nazim-hikmet-292914-1.

» Türkiye’de edebiyat ile resim ilişkisi nasıl?

Nedim Günsür’ün Fakir Baykurt’tan yaptığı Kızamık Ağıdı resmi var mesela. Ahmed Arif, Enver Gökçe ve Halim Şefik şiirlerinin etkisinde resimleriyle Aydın Ayan bu alanda hemen aklıma gelir. Neş’e Erdok’ta önemlidir. Bir tek örnek vermem gerekirse, Erdok’un Puşkin’le ilgili resmi söylenebilir.

» Neden Nâzım Hikmet?

Yıllardır Nâzım’ı okudukça ve hep okudukça hayranlığım daha da artıyor. Benzeri olmayan bir büyüklüğün içinde Nâzım. Bir okuyucusu olmanın ötesine geçtim bu yıl. Eserlerinin ve hayatının resimsel zenginliğine bir ressam olarak ilgi duymaya başladım. Nâzım’a bakışımı resimlerimde daha da derinleştireceğim.

» Nâzım’ı çizmenin zorlukları neydi?

Fotoğraflarla bize kalan Nâzım’lardan yola çıkıp; bunları, edebiyatın ve siyasetin içinde halen yaşayan tarihsel bir kişiliğin etkisiyle yoğurmak ve tabii ki bir ressamın kişisel üslubuyla onu, resim sanatının Nâzım’ına dönüştürmek; bu hiç kolay bir şey değil.

» Lüküs Hayat’ı tablolarınıza nasıl bağladınız?

Biliyorsunuz, Lüküs Hayat’ın şarkı sözleri şahanedir; Nâzım’ındır onlar. Çok değerli tiyatrocumuz Haldun Dormen’e tiyatro resimlerimi gösterdiğim sırada Lüküs Hayat’la ilgili resimlerin, desenlerin var olup olmadığını sormuştum. Haldun Bey’in Eskişehir’de yeniden sahnelediği Lüküs Hayat’ı izlememi istedi ve izledim. Böylece, yıllar önce pek çok kez izlediğim bu unutulmaz oyunun bende bıraktığı duygusal etkiler günümüzle birleşince bu çalışmalara başlamaya karar verdim. Nazım’ın tiyatro ve müziğe ilgisini resimlerde yorumladım. Lüküs Hayat’ın halk karakterleriyle Nazım’ı bir araya getirdim. “Nâzım Hikmet şarkılarıyla Lüküs Hayat” gibi bir başlıkla, tek başına ilerletilebileceğim bir konu. Az önceki sorumun cevabı şöyle olacaktır: Lüküs Hayat resimleri var artık.

» Peki çalışmalarınızın seyri ne olacak?

60 parçalık İbsen’in Peer Gynt’ünden, 40 parçalık Goethe’nin Faust’undan sonra tamamladığım tiyatro resimlerime bu 3 Haziran’da Nazım’ın 54. ölüm yıldönümüne yetişen, Şişlİ’de ki Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nda sergilenecek olan 24 parçalık Nazım Hikmet resimlerimle devam ettim. Bu yaz, daha şimdiden yarılamış olduğum Yaşar Kemal’in Ağrıdağı Efsanesi’ne devam edeceğim. Nâzım’ları en az iki katına çıkaracağım. Ve bu tiyatro-edebiyat resimlerime Moliere, Shakespeare ve Çehov yorumlarımla devam edeceğim. Ülkemizde ne yazık ki ortadan kalkmış, bizleri çok etkileyen radyo tiyatrosunu unutmak olmaz tabii ki.