Berlin Duvarı ve liberal ikiyüzlülük
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Bir geleneksel “Berlin Duvarı üzerinden sosyalizme nefret kusma” dönemini daha geride bıraktık. Her yıl olduğu gibi bu sefer de haftalar hatta aylar öncesinden başladı tantana. Liberal/kapitalist dünya bu 9 Kasım’da da “kutlu zaferi”ni bir kez daha ilan etti! Berlin’deki kutlamalarda Michael Gorbaçov yine sahnedeki yerini aldı. Günah çıkarma seansları düzenlendi, komünizm şeytanlaştırıldı. Kohl, Merkel, Gorbaçov hep birlikte duvarı yıkmakla ne kadar iyi bir şey yapmış olduklarını dillendirdi.

• • •

25 yıl önce 9 Kasım günü sadece Berlin’i ve Almanya’yı değil bütün dünyayı ikiye bölen duvar, esasında bir yanlış anlama sonucu yıkılmıştı. Doğu Alman yetkililer sınır kapıları mı açılacak, vize mi verilecek diye kendi aralarında anlaşamayınca halk sınıra yığıldı, geçişlere izin verildi, duvar yıkıldı. Duvar, iki dünyayı askeri, siyasi, fiziki ve de psikolojik olarak ayırıyordu. Duvarla birlikte bütün bir Doğu Blok’u ve SSCB de dağıldı. Liberal dünya bunu ‘Tarihin sonu geldi, kapitalizm kazandı’ naralarıyla muştuladı.

• • •

Soğuk savaşın en açık sembolü olan duvar, ülkenin batısındaki Almanlar için “utanç duvarı”, doğusu için “antifaşist koruma duvarı”ydı. 9 Kasım 1989 gecesi son tuğla da duvardan düştüğünde artık dünya üzerinde Çin Seddi’nin dışında duvarların kalmayacağı sloganları atılıyordu. Aradan 25 yıl geçti ama Berlin Duvarı’nın dışında hiçbir duvar yıkılmadı. Tam tersine yeni duvarlar inşa edildi. ABD’den Kuzey İrlanda’ya, Filistin’den Fas ve İsrail’e kadar dünyanın dört bir tarafında “hür dünya”nın duvarları yükselmeye başladı.

• • •

Meksikalı göçmenleri ABD’den, Filistinlileri İsrail’den, Rio de Janeiro’da yoksulları zenginlerden, Belfast’ta Katoliklerle Protestanları birbirinden, Fas’taki İspanyol toprağı Ceuta’da Afrikalıları Avrupa’dan ayıran metrelerce uzunluktaki “utanç” duvarları. Berlin Duvarı’nı yıkmakla övünen liberal dünyanın son yıllarda kendi elleriyle ördüğü ırkçı ve ayrımcı duvarlardan sadece birkaçı. Kendini dünyanın en özgür ülkesi olarak lanse eden ABD’nin Meksika sınırındaki ‘Tortilla Duvarı’ her yıl yüzlerce kişinin ölümüne yol açıyor. Lefkoşa’yı ayıran duvar, Kıbrıs’ı Avrupa’nın son bölünmüş başkenti yapıyor. Bağdat boyunca uzanan duvar Sünnilerle Şiileri, Suudi Arabistan’ın Irak, Türkiye’nin Suriye, Hindistan’ın Pakistan sınırına ördüğü duvarlar ise halkları birbirinden ayırıyor.

• • •

Berlin Duvarı’nın yıkılması tarihin akışını değiştiren gelişmelerden birisi oldu kuşkusuz. Ancak “modern dünya”, “güvenlik” bahanesiyle utanç duvarları örmekte ısrar ediyor. Yunanistan ve Bulgaristan’ın Türkiye sınırında, İtalya’nın Libya, İspanya’nın Fas içlerinde inşa ettiği göçmen akışının engellenmesine yönelik duvarlar “özgür” Batı’nın ikiyüzlülüğünün en büyük kanıtı. Kendi müreffeh adacıklarında refah içinde yaşamak isteyen Batılı muktedirler yoksulların, ezilenlerin, ötekilerin kendi adacıklarına ayak basmaması için sınırlara beton döküyor, tel örgüler örüyor.

• • •

Bir yanda “coşku”yla kutlanan Berlin Duvarı’nın yıkılışı öte yanda insanları kimliklerine, yoksulluklarına, tenlerinin renklerine, etnik ve dinsel aidiyetlerine göre ayıran ve ardı ardına örülen duvarlar. İdeolojik saiklerle Berlin Duvarı’nın yıkılışına tutulan alkışlar, söz konusu kapitalist duvarlar olunca duyulmayıveriyor, aksine liberal/kapitalist ikiyüzlülük on binlerce ölüme rağmen yeni duvarlar inşa etmekte beis görmüyor. Kapitalist sömürü, emperyalist saldırganlık, açlık, yoksulluk ve savaşlar sürdüğü müddetçe örülen duvarların sayısı da artacak gibi...