“Bertaraf” olmak!
Ayşenur Arslan Ayşenur Arslan

Geçenlerde fotoğraflarımı karıştırırken karşıma çıktı. Nebil Özgentürk, Can Dündar, Fuat Uğur ve ben.. Belli ki, şimdi hatırlamadığım bir nedenle, eylem / protesto için buluşmuşuz.. 20 yıl kadar önce.. Ya da, bugüne baktığımızda, bir başka hayatta!

Can’ı ve Nebil’i biliyorsunuz.. Fuat Uğur’a gelince.. Solun hayal ve hatta hata olduğuna karar verip çoktan AKP saflarına göçtü. Türkiye gazetesinde yazıyor. “
Son yazısının başlığı şöyle: “ÇOK CAHİLSİN MUHARREM KEŞKE ÖLSEN!”

Ha, yanlış anlamayın. Fuat Uğur söylemiyor-muş bunu. Ama yakında İlber (Ortaylı) Hoca’dan duyarsak (onun sözcüğüyle) şaşmayalım-mış!
Şaşmayız elbette! Şaşırmayız da!

Muharrem İnce’nin endüstri 4.0’dan söz ettiği. “Önemli olan dışarıdan aldığımız teknoloji ve yazılım ile otomobil vs. yapmak değil.. O teknolojiyi yaratmak” dediği zaman AKP saflarındaki bilumum köşecilerin “anlamamasına” şaşırdık mı mesela? Hayır!
Ya da, vaktiyle “hocaefendi” dediğiniz, yerlere göklere sığdıramadığınız Amerikan patentli adamı bugün CHP’ye Akşener’e yamamaya kalktığınızda şaşırdık mı? Hayır!
Muharrem İnce’nin ölmesini dilemenize neden şaşıralım ki!

Ama insan yine de birazcık / azıcık izan bekliyor yahu!

Hadi, Erdoğan’ın diplomasını açıklayamamasına ses çıkartmıyorsunuz.. Hadi, sanattan bilime “seviyesine” laf etmiyor, edemiyorsunuz.. Hadi, ekonominin geldiği noktada (peki Saray demeyelim) İDARENİN sorumluluğunu bir türlü göremiyorsunuz..
Aynaya da mı bakmıyorsunuz!

•••

Fuat Uğur, Muharrem İnce’ye bedduasını İlber Ortaylı üzerinden kaleme aldığı yazısında, muazzam bir skandalı (!) ifşa etmiş.
Fransa’da yaşayan Ali Gedikoğlu’nun başına gelenleri yazmış.

Bu Ali Gedikoğlu, Fransız vatandaşı olmakla beraber “Fransa’nın Frankofonlaştıramadığı, zihnini kolonize edemediği vatansever bir Türkiyeli” imiş.
Ancak, her ne hikmetse, Fransa için de yanıp tutuşuyormuş. O kadar ki, aralarında sevgili dostum Faruk Günaltay ve Cumhuriyet yazarı Ahmet İnsel’in de bulunduğu kimi isimleri Fransa’nın iyiliği için Fransız makamlarına şikayet / ihbar etmeden duramamış. Çünkü neden?

Ali Gedikoğlu’na göre,
“Fransa-Türkiye ilişkileri bu isimlerin yazdığı yazılar zehirliyor ve her iki ülkeye de zarar veriyor. Bu yüzden Fransa’nın sürekli olarak ırkçı, Marksist ve komünist olan bu kişilerin Türkiye’yi olumsuzlayan yazılarına itibar etmekten vazgeçmesi ve onları bertaraf etmesi gerekir” imiş!

Skandal bunun neresinde mi?
Faruk Günaltay ve adı geçenler Ali Gedikoğlu hakkında dava açmış.
Bence Faruk ve diğerlerini aynı anda hem ırkçılıkla hem de Marksist ve komünist olmakla suçlayan birinin cezai ehliyeti olmayabilir. Bu yüzden dava açmalarını yadırgadım. Yazık adama.

Ona yazık da, Fuat Uğur’a ne acaba!

Şuymuş: Medya özgürlüğü yok muymuş? Bu isimler ifade özgürlüğüne karşı mıymış falan.
Öyle ya! Özgürlükler ülkesi Türkiye’de kimse söyledikleri / yazdıkları yüzünden hapiste değil. Bir tweet yüzünden gazeteciler yargılanmıyor bu ülkede.
Kaldı ki, Ali Gedikoğlu (o kötü Türkçeli) yazısında muhatapların “bertaraf edilmesinden” söz ediyor. Yani bir görüş öne sürmüyor. Öne sürülen görüşleri eleştirmiyor. Doğrudan düşmanca bir tavırla suçluyor ve -Saray taraflarında sıkça duyduğumuz bir ifadeyle- “bu adamları bertaraf edin” diyor

•••

Dedim ya, dönüp aynaya bir bakmak lazım. Suçladığınız bu isimlerin tek yaptığı, bu ülkede olup biteni yazmak. Anlatmak.

Örneğin;
» 208 bin 830 kişilik kapasitesi bulunan 386 ceza infaz kurumunda son rakamlara göre 235 bin 888 tutuklu ve hükümlü bulunuyor.
»AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılının sonunda 59 bin 429 olan tutuklu ve hükümlü sayısı aradan geçen 16 yılda dört kat arttı.
»Cezaevlerindeki öğrencilerin sayısı 69 bin.
Bunlar, ırkçı ve aynı zamanda Marksist Leninist bir örgütün değil, Adalet Bakanlığı’nın resmi verileri. Sorunca söylüyorlar. Ha, sormayalım.. Ya da söyleseler de duymayalım.. Hele hiç anlatmayalım diyorsanız...
Geçti o devirler.
Böyle düşünenlerin devri de, çok yakındır, geçecek.
Korkunuz olabilir, ama hiç kuşkunuz olmasın.