Beyanname değil, ‘Yalanname’
ERK ACARER ERK ACARER

AKP; yöneticisiyle, tabanıyla, gerçekten de sosyolojik ve psikolojik bir vaka olduğunu her seferinde kanıtlıyor. Seçim beyannamesi sanki bunun sağlaması. Siyasi iktidar, ‘yapmadığı-yapamadığı’ ne kadar şey varsa topluma seçenek olarak sunuyor. Tıpkı ‘yaptıklarını’ kendisine karşı konumlananların eylemleri şeklinde göstermeye çalıştığı gibi.

Yapamadıkları…

Karşımızda, Ankara Yüksel Caddesi’nde İnsan Hakları Anıtı’nı 1 yıldır polis barikatında, ‘tutuklu’ bırakan bir iktidar var. Ancak 16 yılın acı tortusunun üzerine ‘daha çok demokrasi’ diyor.

Yaptıkları…

Seçim dönemlerinde patlayan bombalar, toplumun kutuplara bölünmesi, çetelerin halkı aleni olarak tehdidine yol verilmesi, görmezden gelinmesi. Neredeyse artık AKP dışındaki tüm seçmenlerin suçlu ilan edimesi… Yaratılan bu terörize ve terör ortamında; algıyı alttan alta veriyor: “Teröristler…”

Gerçekte ‘demokrasinin sağlanması’, ‘terör’ mücadelesi verenler halk ve AKP’nin karşısında yer alanlardır. Yeterince açıksa; geçelim.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Seçim Beyannamesi ve Milletvekili Aday Tanıtım Toplantısı’nda açıkladığı vaatler listesini daha çok “Yalandan kim ölmüş’ bildirisi olarak değerlendirmek mümkün. Beyanname toplantısında konuşan Erdoğan, İktidara gelirken verdikleri ‘3 Y’ sözünü anımsatıyor. Bunun hâlâ en önemli kriterleri olduğunu söylüyor. O ‘3 Y’ yasaklar, yolsuzluk ve yoksulluk.

Rakamlara, istatistiklerde boğulmak yerine, somut yansımalar ve hikâyelerden çelişkileri ortaya koyabilmek mümkün. Soralım:

Erdoğan konuşurken; diğer partilerin yayınını kesip ‘derhal’ AKP grubuna bağlanan yüzde 96’sı Saray’ın borazanı olmuş medya bu yasakların kaldırılmasının hangi kısmında?

Amerika’da yargılanması devam eden, önce ‘yerli milli-tosunumuz’ ilan edilip, ardından satılan zavallı Reza ve 4 maskeli sabık bakan bu yolsuzlukla mücadele çekmecesinde saklanan kutuların neresinde?

Bu vaatlerin açıklanmasından 2 gün önce Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde tütününü satamadığı ve borçlarını ödeyemediği için Ziraat Bankası önünde kendini yakmaya kalkan çiftçi Metin Çelik, yoksullukla mücadele paketine dahil mi?

Bu bir şaka olmalı

360 sayfalık 16 başlıklı AKP seçim beyannamesinde; ‘sıvayıp’ batırdıkları her şey mevcut. Özgürlüklerden insan haklarına, doların düşmesinden halkın refahına, yeşil alanların korumasından kadın haklarına, mezhepçiliğin önlenmesinden yerli üretime yok yok.

İster istemez ünlü komedyen Cem Yılmaz’ın bir repliği düşüyor insanın aklına:

“Şaka mı bu!”

Hikâyeler üzerinden, hikâyesi bitmiş bir partidir AKP.

Bilinen anekdottur. 1932-1938 yılları arasında Portekiz’i diktatörlükle yöneten Antonio de Oliveira Salazar’a ülkeyi 41 yıl tek başına nasıl yönettiğini sorduklarında; gülümser. “Tres F” der. “3 F” ile kastettiği şey, Latin arabeski ‘Fado’, din yani ‘Fatima’ ve ‘Futbol’ dur.

HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş’ın dayanaksız cezaevinde tutulduğu, CHP’li aday Muharrem İnce’nin ziyaretinin ardından Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Alaattin Duran’ın YÖK’ün talimatıyla görevden alındığı bir Türkiye’den söz ediyoruz.

‘Devletin bölünmez bütünlüğünü’ düstur edinmiş İYİ Partili Meral Akşener’in PKK, ‘din kardeşi’ SP’li Temel Karamollaoğlu’nun DHKP-C’ye yardım ve yataklıktan yargılanmasına ramak var!

AKP beyannamesi, henüz Hitlerin propaganda bakanı Dr. Paul Joseph Goebbels’in “Yalan ne kadar büyük olursa, halkın inanması o kadar kolaylaşır” sözlerine uygun bir çizgide duruyor.

24 Haziran, bu çizginin ‘3F’ pişkinliğine varıp varmayacağının oylamasıdır bir nevi.

Seçimi kazanmış Erdoğan’ın, çıkıp ben bu ülkeyi ‘3 D’ ile yönetiyorum, ‘Din’, ‘Darbe’, ‘Dayatma’ demesine kim karşı çıkabilir?

Ancak hikayeler üzerinden, hikayesi bitmiş bir parti liderinin bu noktaya yolculuğu artık zor görünüyor. Yalan, hile, manipülasyonla ektikleri rüzgâr, fırtınaya dönmedi ve muhalefete yaradı. Değişim havasını herkes görüyor. Erdoğan tarafından açıklanan beyanname olsa olsa bu rüzgara katkı yapar.

Fındığını, tütününü, samanını, çayını dışardan alan üretim cenneti Türkiye’de, topraklar, fabrikalar, Suudilere, sermayeye peşkeş çekilirken, beyannamede müjdeli, dikkat çekici bir ayrıntı: “Sudan’da kiralanan 780 bin hektar tarım arazisi yatırım yapmaları için girişimcilere açılacak.”

Hey ki hey!