Beyaz adam, vahşi kedi!
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Fransa’nın Mali saldırısı “klasik emperyalist müdahaleciliğin çağı sona erdi” safsatalarına vurulmuş bir darbedir. Yeni bin yıla girilirken liberal-kapitalist sistemin nihai zaferini ilan edenlere tarihsel bir yanıttır aynı zamanda!

“Tarihin sonu geldi, mutlak zafer liberalizmin oldu” söylemlerinin piyasada sıklıkla alıcı bulduğu günlerde emperyalizmden bahsetmek arkaik solcu olarak damgalanmanın en büyük argümanıydı. Ne de olsa küreselleşme
çağındaydık ve böylesi arkaik söylemler çağın gerisinde kalan sosyalistlerin tezleriydi.

O günlerden bugüne çok geçmedi, son on üç yılda birçok ülke emperyalistlerin kanlı çizmeleri altında ezildi. Irak, Afganistan, Somali, Libya ve son olarak Mali. Yeni yüzyılın daha ilk çeyreği dolmadan emperyalist saldırıya maruz kalan ülkelerden birkaçı.

Zaman geçse de emperyalist müdahaleciliğin seyrinde bir değişme yok. Tek fark bu müdahaleciliğin artık “insancıl” söylemlerle pazarlanması. Afganistan’ın Taliban ve El Kaide gerekçesiyle işgal edilmesi, Libya’nın “demokrasi” ve “özgürlük” götürme bahanesiyle bombalanmasında olduğu gibi.

Şimdi de Mali'ye altın ve uranyum karşılığında demokrasi götürülüyor!

• • •

Fransa Mali'ye yönelik "Serval Operasyonu"yla (Vahşi Kedi) neyi amaçlıyor? Bu soruya kuşkusuz birden çok cevap vermek mümkün. Saldırının hangi saiklerle yapıldığına dair onlarca senaryo yazılabilir.

Batı Afrika’daki eski sömürgeleri üzerinde yok olmaya yüz tutan hegemonyasını bu müdahale üzerinden yeniden tesis etmek, zengin uranyum yataklarına sahip bölgenin kontrolünden çıkmasını önlemek gibi…

Bunlara Paris’in resmi söylemi olan “ülkenin kuzeyini radikal İslamcılardan temizlemek, istikrarı ve toprak bütünlüğünü sağlamak” senaryosu da eklenebilir! Belki inanan çıkar diye…

Batı Afrika içinde merkezi bir konuma sahip Mali’nin kontrol altında tutulması çevre ülkelere nüfuz etme noktasında önemli avantajlar sağlıyor. Burkina Faso, Cezayir, Moritanya ve Nijer ile komşu Mali, zengin uranyum, altın yataklarına sahip.

Sadece Mali değil Batı Afrika’nın Nijer dahil bu bölgesi zengin uranyum yataklarıyla nükleer güce sahip Fransa’nın nükleer ihtiyacını karfl›l›yor. Reaktörler için uranyum bu bölgeden ağırlıklı olarak sağlanıyor.

Radikal İslamcı militanlar bahane edilerek yapılan bu saldırı emperyalist bir müdahaledir. Amaç mali darboğazdaki Fransa’nın çıkarlarını kollamak.

Libya’da İslamcı militanları besleyen, Suriye’de bu militanlara arka çıkan Fransa’nın İslamcı militanlarla mücadele adı altında Mali’ye saldırması inandırıcılıktan uzak. Mali'de İslamcı avına çıkan Fransa aynı İslamcıların Libya'da av arkadaşıydı.

• • •

Mali’ye neden saldırıldığını saptamak, yeni dönemin güç mücadelelerinin nasıl cereyan edeceğini anlamak bakımından önemli. Batı’nın sömürgesi "kara kıta" doğu ve güneyden yükselen Çin, Rusya, Hindistan gibi yeni
küresel aktörlerin odak noktası. Özellikle de yeni "süper güç" adayı Çin'in.

“Terör” ve “radikal İslamcı” gruplarla mücadele söylemi üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılan saldırıların arka planında yeni bir paylaşım kavgası ve hegemonya savaşının izleri görülüyor.

Tabii bu müdahalenin şöyle bir tarafı da var: Sosyal demokrat ya da muhafazakar olsun, Batılı emperyalist ülkelerin dümeninde oturanlar için söz konusu ulusal çıkarlar olunca bütün teferruatlar ortadan kalkıyor.

Evet, “beyaz adam” bir kez daha Afrika’da. Kara kıta kanlı postallar ve cilalanmış yalanlarla yeni bir paylaşım savaşına sahne oluyor.