‘Beyoğlu Sineması’ ve 'Balon’
14.09.2017 01:29 KÜLTÜR SANAT

Ne idüğü belirsiz siyasetçiler, aydınlar ve sanatçılar ülkesi olduk, çarnaçar... “Güttüğü iki keçi, ıslığı dağı taşı tuttu,” misali bunlarınki de o hesap. Matah bir iş becerdiğini sanıp dört bir yanı velveleye veriyorlar. Popüler kültürün insanları yazıldıkça kendilerini bir şey sanıyor. Ne eleştiriye tahammülleri var, ne de övelecek bir yanları.

Şimdi biraz daha dünyayı bilen, kendi yaptıklarıyla dünyadaki standardı ölçebilen ve buna göre bir hiza belirleyebilen, yaptığı işin sanatsal değeri yanında, bir yandan da kamerasını döndürdüğü, kalemini oynattığı yeri ve sorunu merak edip, bunu da gündeme taşıyan ve konuşan bir kuşak var. Dostum Erdal Güney'in iki öğrencisinin kısa filminden bahsedeceğim. MÜGSF Film Tasarımı Bölümü öğrencisi Ömer Ferhat Özmen, “Beyoğlu Sineması” adlı kısa filmin yönetmeni ve senaristi. Film müziği, eğitmenleri Erdal Güney'e ait. Konusu kısaca şöyle: Serhat ve Yunus Beyoğlu'nda boş bira şişelerini toplayıp satan sokak çocuklarıdır. Bir gün Beyoğlu Sineması'nın önünden geçerken 'Buz Devri' animasyon filminin afişini görürler. Serhat filmi o kadar izlemek ister ki...

Çekim öncesinin iyi çalışıldığı belli. Özellikle senaryo aşamasında. Bir: Serhat'ın gece şişe toplama sahnesinin abartılmayan, dozunda bir gerilimi var. Serhat alışık gibi görünse de, sahne izleyende başına hep bir şey gelecek beklentisini ayakta tutuyor. Bu sahne; ezilen çocukların yaşadığı zorluklara, hatta bazen sonu ölümle biten gerçekliğine çekiyor izleyicinin aklını. Çünkü izleyici biliyor ki zaten bu çocukların başına hep bir iş gelir. Yönetmen, Serhat'ın üzerinden görülmeyeni görünür kılan bu ince işçilikle birlikte sorunu, filmin sonundaki İran çocuklarının görüntüleriyle evrensel boyuta taşıyor.

Erdal Güney'in müziği de tam bu gerilim sahnesinde devreye giriyor -ki o ana kadar doğal sesler tercih edilmiş.- Müzik; bu sahneyi yapısını bozmadan istenilen gerilimde tutmuş, başka bir deyişle yumuşak tonu ile aşırı gerilime dönüşmesini engellemiş. Hem tüm ilginin bu gerilim sahnesinde toplanmasını engellemiş, hem de gerilimi dozunda tutarak bu sahneyi filmin ana izleğinin üstüne çıkarmamış. Film müziği olarak senaryonun dramaturjik yapısına hizmet eden başarılı bir tercih.

İki: Serhat'a bileti satın alanla, sinema biletini kesen kişinin kadın olarak tercih edilmesi her ne kadar filmin konusuyla ya da derdiyle alakalı değilse de, bence filmin gizil bir sesiydi. Ne demek istediğimi anlatmakta zorluk çekebilirim, ama ifade etmeye çalışırsam, iyi yazarlar ve şairler iyi metinlerin kendi içinde ahengini, inişini, çıkışını ayarlayan bir sesi olduğunu ve bunun metnin ana izleğine hizmet ettiğini bilir. Görselde de bu böyledir; filmin ana izleği dışında alt okumalar yaratabilecek izleklere kapı aralamak metni kuvvetlendirir. Bence senaryoda vardı ya da kuvvetli bir kültürel güdü yönetmeni böyle bir tercihe itti. Filmde her görüntünün, kamera hareketinin bir anlamı olmalı. Yoksa çekim sırasında sette boşta olan iki kadına geç seni çekelim denmemiştir.

beyoglu-sinemasi-ve-balon-350276-1.Üçüncü olarak ise; Serhat'ın zorlukla da olsa sinemaya girmeyi başarıp filmde uyuma sahnesi -ki filmin en çarpıcı yerlerinden biridir.- Buz Devri gibi çocuklar için eğlenceli bir filme -oynadığı üç nolu salona- gireceğine, geç kalmış olmanın ve heyecanının etkisiyle İran Sinema Haftası filmleri oynatılan salona girer. Kiarostami'nin 'Mossafer' filmi oynamaktadır. İster istemez görür ki İran'daki çocukların kaderi de aynıdır. Kendine benzer olanı seyretmek için filme gelmemiştir, onun için ilginç değildir, -zaten öyle yaşamaktadır- gece şişe toplamaktan uykusuzdur ve uyur. Serhat'ın filmi izlemeyi bırakıp ayağa kalkması ve Kiarostami'nin filmindeki çocuklarla görüntülerinin örtüşmesi etkileyici.

Görüntü yönetmeni Emre Pekçakır başarılı.

Diğer film ise 'Balon'. MÜGSF Sinema Televizyon Bölümü öğrencisi Mehmet Oğuz Yıldırım'a ait. Savaşın çocuklar üzerinde yarattığı travma her ülkede aynı, bizim ülkemizde de farklı değil. Balonları ipe dizip tüfek attırarak nafakasını kazanan hasta adam ve ona yardım eden bir çocuğun karşılaşmasından yola çıkılmış. Filmin müziğini yine 'Film Müziği' derslerine giren hocaları Erdal Güney yapmış. Balonlar patlatılmak üzere tüfekler ateşlemeye başlayınca çocuk kulaklarını elleriyle tıkayarak yere çöker. Tüfek patlar, seslerine jetlerin ses efektleri karışır ve müzik bir önceki film gibi tam yerinde devreye girer.

İşte iki örnek... Hayata karşı duyarlılar, yaşadıkları coğrafyayı takip ediyorlar, işlerinde iyiler, daha da iyi olacaklar. Umut veren, öğrenmeye, dinlemeye, bilgilerini paylaşmaya ve ürettiklerini tartışmaya açık genç arkadaşlardır bunlar. Emeklerini görünür kılmak gerek.