Bilimkurgu değil gerçek!
TİMUR AKKURT TİMUR AKKURT
Yapay zekaya sahip robotlar aralarında iletişim kurarak bambaşka bir boyuta çıktılar. Burada dikkat edilecek iki konu var. Biri ‘öğretebiliyor’ bir diğeri ise ‘öğrenebiliyor!’ Bu çok ciddi bir gelişme

Son haftalarda biraz robotlar ve yapay zekâ konularına fazlasıyla yoğunlaştığımın farkındayım. Öyle gelişmeler oluyor ki pas geçemiyorum. Bu hafta gelen son haber bu konuda yazmamın ne kadar doğru olduğunu gösterdi aslında. Amerika’da bir robot başka bir eyaletteki bir diğer robota verilen bir görevi nasıl yerine getireceğini öğretti. Yanlış okumadınız! Yapay zekâya sahip bu robotlar aralarında iletişim kurarak bambaşka bir boyuta çıktılar. Burada dikkat edilecek 2 konu var. Biri ‘öğretebiliyor’ bir diğeri ise ‘öğrenebiliyor!’ Bu çok ciddi bir gelişme. Tabii ki olağanüstü bir performans diyemeyiz ama haberde önemli olan sistemin bu seviyede de olsa işliyor olması. Uzak gelecek ile orta uzak gelecek arasında bir noktada beklediğimiz bu gelişmeler bence artık orta gelecekte gerçekleşecek diyebiliriz. Şimdi haberin biraz detaylarından bahsedeyim ve sonrasında klasik ‘kafamda deli sorular’ bölümüne geçeriz!

BİRİ ÖĞRETİYOR, DİĞERİ ÖĞRENEBİLİYOR!

ABD, Rhode Island’daki Brown Üniversitesi’ndeki bir robot, yine New York’a bağlı Ithaca şehrindeki Cornell Üniversitesi’ndeki tamamen farklı bir robota, bir görevi nasıl yerine getireceğini öğretti. İnsan doğasının bir parçası olan öğretme ve öğrenme işlemi böylece ilk kez robotlar arasında gerçekleşmiş oldu. Cornell Üniversitesindeki bilim insanları, her gün belirli görevleri katılımcıların talimatları ile gerçekleştiren PR2 adlı robotun bu bilgileri RoboBrain adı verilen ve diğer robotların ulaşımına açık bir hafızada saklamasını sağladı. Yüzlerce kilometre uzakta olan Brown Üniversitesi’ndeyse Baxter adı verilen bir diğer robot, bu hafızada saklanan davranışları farklı düzenlerde gerçekleştirmeyi öğrenmeye başladı. Bu davranışlar arasında bardakları masanın üzerinden alarak ters duran kaselerin içine yerleştirmek gibi hareketler bulunuyor.

Gerçekleşen bu olay, yapay zekâya sahip robotların yeni ortam ve koşullara daha kolay adapte olabilmesini mümkün kılıyor. Böylece robotlar, koşullara göre nasıl hareket etmeleri gerektiğini otonom olarak öğrenebilme yetisine sahip oluyor. Yapay zekâya sahip tüm robotların RoboBrain veritabanına ulaşarak bilgi giriş ve çıkışı yapabilmesi durumunda ise ortaya çıkan kolektif zekâ, robotları çok daha fazla ortam ve şarta hazır hale getiriyor. Fakat burada, fiziksel dünyada robotların kendi başlarına algılayacağı şartların ayarlanması gerekliliği bilim insanlarının önündeki en büyük engel. Bu engelin aşılması için ise robotların öğrendikleri bilgileri kendi fiziksel şartlarına göre değerlendirebilmesi gerekiyor.

KAFAMDA DELİ SORULAR VAR

Evet durum bu. Hani diyorduk ya ileride robotlar dünyayı ele geçirebilir mi? Bizimle savaş yapabilir mi? Yönetime onlar geçebilir mi? Bu gelişme aslında beklediğimiz bir durumdu. Bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz şeylerdi. Dikkat edin genellikle bu tip filmlerde, robotlar hep insanların dostları ve onlara yardımcı oluyor. Gerçekte de bu seviyede kalacaklar mı? Benim kafama takılan en önemli sorun bu. Neticede sadece birbirlerine öğretmeyecekler. Asıl tehlike insanları gözlemleyerek yeni özellikleri öğrenmeleri ile başlayacak. Benim canımı sıkan en büyük tehlike bu aslında. Düşünsenize dünyanın en acımasız, en tehlikeli, en açgözlü, en hırslı, en doyumsuz varlığı onlara bir şeyler öğretmiş olacak. Sonra bu robotlar niye böyle vahşi, acımasız, yok edici diye şikayet etmeyelim. Üstelik bunlar robot durmayı da bilmezler. Sonumuzu getirirler benden söylemesi.

ŞİMDİ ÖNÜMÜZDE İKİ TEHLİKELİ DURUM VAR

Birincisi, mesleklerimizi elimizden alarak işsiz kalmamıza sebep olma ihtimalleri. Bu paranın başında olanlar için ilk başlarda çok avantajlı bir durum gibi görünecek. Nedeni basit: Sendika istemez, fazla mesai istemez, yorulmaz, izin istemez, sıfır hata ile çalışır, söylenmez, hakkını aramaz. En azından ilk başlarda. Malum yapay zekâları sayesinde yavaş yavaş onları da öğrenecekler. Sonuçta biz işsiz kaldığımız zaman aç kalacağız. Çocuklarımıza evlerimize bakamayacağız ki şimdi bile bu konularda çok çok iyi durumda olduğumuzu söyleyemeyeceğim. Sonuçta ne olacak? Bu kadar aç insan dünyanın en tehlikeli varlığına dönüşecek. Gücümüzün yettiğine yüklenip onu ezeceğiz. İnsanların aralarında olan bu kapışma bittiğinde. İnsanoğlu dünya üzerinde zaten yeterince zayıf düşmüş olacak. Bu noktadan itibaren...

İkinci evre başlayacak. Yapay zekâlarını tam kapasite dolduran robot alemi zayıf düşmüş insanlığın yönetimini alacak. Kararları onlar verecek. Çok az sayıda kalan insanlarda filmlerde olduğu gibi ilkel mağara dönemlerinde petrol, su peşinde, yemek peşinde mücadelesini sürdürecek. Robotların dünya kaynaklarıyla pek işleri kalmayacak. Sadece nükleer santraller onlara yetecek. Tek istedikleri enerji kaynağı olacak. O konuyu halletmeleri çok zor olmasa gerek. Nasıl nükleer santral yapacaklar, güneş enerji santralleri kuracaklar hepsini öğrenebilirler. Hatta belki insanların son dönemde bütün bu santrallerinin inşasını onlar yapacağı için tecrübeleri bile olacak. Sonra ne mi olacak! Işığı göreceğiz! GEÇMİŞ OLSUN!

Bu hafta biraz hayal gücü takviyeli bir yazı oldu. Kimse kesin böyle birşey olmaz diyemiyor eminim. Bu sürece biraz daha var elbette. Biz gerçek dünyaya ve onun dertlerine geri dönelim. Yarın oylarınızı kullanın. En azından şimdilik seçim yapma şansına sahibiz. Robot dünyasına ne kadar geç geçersek o kadar iyi. Bahane yok, oyunu kullan. Keyifli hafta sonları.