Bilincin ve kalbin içinde dolaşan ilk şiirler toplamı
01.02.2018 10:35 BİRGÜN KİTAP

İsmail Biçer

Önder Çolakoğlu, İskenderun doğumlu şairlerimizden… İzmir’de uzman doktor olarak görev yapıyor. Şiirleri bugüne kadar Varlık, Şiiri Özlüyorum, Üvercinka, Amanos Edebiyat, Bireylikler, Temren, Kasaba’dan Esinti, Edebiyatist, Lirik, Silgi, Eliz Edebiyat, Patika, Yaşam Sanat, Lacivert, Caz Kedisi, Berfin Bahar, Koza Düşünce, Gamlı Baykuş, Akpınar, Kirpi ve Tmolos Edebiyat’ta yayımlanmış.

Toplam kırk altı şiiri barındıran ‘Çapak’, Önder Çolakoğlu’nun ilk şiir kitabı… Demlenmiş ve kendi dilini yaratmış bu şiirlerde ‘kadın’, ‘anne’, ‘çocuk’, ‘sevda’ imleri oldukça dikkat çekici…

Bir eşikte uyumuş/ Ellerimiz yaralı bir yüreğe nöbette/ Kuytusunda bir nilüfer/ Açmayı bekleyen// Engerekli masallar/ Zehirlemiş kendini/ Çocuklar intihar etmeyi aklına getirmeden// Yaslıyız/ Enlemimiz yok/ Boylamımız eksik/ Kimse bilmemiş/ Üşümemiş güneşten// Şizofren çağmış bu/ İlacı bulunmayan/ Kanı akmayan ölüler yıkanmış/ Kıyılara vurmuş tedavi seansları// Anlayan yok/ Gelgiti sarsıcı bir romanın/ Son bölümündeki anlamsız/ Heyecan da gitmiş/ Bir otuz yıl önce// Kökünde iz bırakmazmış artık/ Soylu başkaldırılar// Kadınım üzerine el bastığım/ Sevdamın ayak izleri kaybolmuş” (Kayboluş, s. 22).

Önder Çolakoğlu, günlük hayatta karşılığı olan somut imgelerle örüyor şiirini… Gerçek şiirin imgelerden kurulduğunu/kurulması gerektiğini bilerek… Çünkü imgesiz şiirin, kuru bir dere yatağına benzeyeceğinin farkında. ‘Çapak’ta karşımıza çıkan bu imgesel dizelerden bazıları:

“Faili öksüz bir kadın yüzer gölde” (s. 13).

“Begonvillerin ölüleri ‘cem’ yaparlardı” (s. 21).

“Kendi kuyruğunu tutar zaman” (s. 24).

“Güvercin kokar çocuklar şimdi” (s. 83).

“Yarı asfalt yolların hazinliğinde kamyonet” (s.101).

‘Çapak’ı güçlü kılan bir diğer özellik; Önder Çolakoğlu’nun insani duygulara (insanı ilgilendiren konulara) yaklaşımındaki derinlik/incelik ve içtenlik… Bunu yaratmadaki başarısı insanı ve doğayı (insan-doğa ilişkisini) çok yakından biliyor olması… Yaşadığı ülkeyi ve insanlarını, onların dünden bugüne birikmiş sorunlarını ve kaygılarını yakından tanıyor. Toplumun ezilen ve mağdur kesimleri (işçiler, emekçiler, kadınlar, çocuklar) onun şiirinde rahatlıkla yer buluyor. Usta şairlerimizden Yelda Karataş’ın, kitabın ilk sayfalarında bulunan ‘Bir Yeryüzü Çapağı’ başlıklı ‘önsöz’ yazısındaki “İnsani duygulara yaklaşımındaki incelik ve sadelik çok güçlü bir şiir sesinin gelmekte olduğunun habercisi” ifadesi bu durumu işaret ediyor. ‘Vagon’ şiiri, buna bir örnek:

“Hayat:/ Tırnak izlerini bırakır/ Raylar geriye giderken// Yer sofralarının ürkekliğinde sabahlar/ İçimdeki kadın işçilerin şalvarları// İkinci el bir hüzün yansır/ Uykusuzluğumun göletlerinde// Adresim:/ Sınırsız bir gökyüzü/ Çocukların kırlarında bulutlanan// Sarı acılı mavi valiz/ Isırır kemiklerimi/ İneceği istasyonda// Uzaklara bakarım/ Göremediğim asfaltların kadınlığında erir/ Yüreğimin buzulları// Kefensiz şehir asılır vagonlarda// Trene kaçak girmiş/ Silüeti kesik bir kadının/ Ellerinde ipleri” (s. 10).

Önder Çolakoğlu, bilince ve kalbe dokunan şiirler yazıyor. Şiirlerindeki ses ve tematik olgusu, bu iki unsur üzerinde yürüyor. Yer yer düşünce dünyamıza, yer yer duygu dünyamıza sirayet ediyor.

“Yüreğini kolla!/ Rahat yolcu otobüslerinde/ Sınırsız öyküler çağırdığında/ Kimsesiz ürper!// Açsın kitaplığın yanağında/ Kanadı kırık yarınlar gibi koksun/ Gülçiçek kitap baskıların/ Çocuk dergilerinde şiir olsun/ dokunsun elleri kafiyeye/ Unutabilsin diye/ yazdıklarını// Kork! var zannettiğin aşkından/ Yolculuklara sakla/ Ümidini astığın bozkırlara seslen!/ Geçmişi yarına bağladığında// Bir cerrahın elinden ölümü alır gibi/ Yaşadığına/ Kayıtsız şartsız meydan oku!/ Dağlarına sökül inancını/ Koynuna Neyzen bir nefes üflesin/ Taşsın gemilerden notaların// Okyanusun dibinde yosunlansın söylediklerin/ Kolla kendini!” (Düello, s. 84).

‘Çapak’ aynı zamanda bir yolculuklar kitabı… Bu anlamda barındırdığı şiirler, okura dinamik bir ruhla eşlik ediyor; soluğu kesilmeden. Okurun bugüne kadar görmemiş olduğu yerlerden geçeceği kesin… Geçmiş olsa bile, bu keskinlikte (özgünlükte) bir dil üzerinden geçtiğini söylemek zor olsa gerek…

“Omuzlarından aktı güz/ Düştü kitaplar/ Patikalara savruldu// Eksik yarınlar sindi/ Sürüler uçsuz bucaksız/ Süryani esnafa dokundu// Kaldırdı başını/ Yedi başlı ejderha/ Dişledi yaprakların sinirlerini/ Bir kilisede öldü hayat// Yürekleri hacimsiz/ Yonca iklimli Mezopotomya / Öksüz büyüdü/ Grilendi acı// Kanadı toprak/ Dağa savruldu” (Mardin Acısı, s. 77).
‘Çapak’, kapak ve sayfa tasarımı boyutuyla da dikkat çekici… Bu anlamda, kitaba damgasını vuran Hayal Yayınları, diğer çalışmalarında olduğu gibi bu çalışmasında da titiz ve özgün yanını elden bırakmamış.
Önder Çolakoğlu, iyi bir şiir işçisi… ‘Çapak’ bunun göstergesi.