Binali Yıldırım açıkladı: Padişah da hayırcıymış
Bülent Mumay Bülent Mumay

Başbakan ve AKP Genel Başkanı Binali Yıldırım, sahip olduğu iki koltuğu kaybettirecek olan başkanlık sistemine “evet” çıkması için çırpınıyor. Dün Ankara’da “evet” kampanyasını resmen başlatan Binali Yıldırım, daha düne kadar terörist ilan ettiği “hayır”cıları kazanmak için neler söylemedi ki... Sola göz kırpmak için Nazım’ın dizelerini de kullandı, 7 Haziran’dan bu yana AKP’nin hakaretlerine maruz kalan HDP’lilere de “kardeşlerim” dedi.

Zübük’ün anavatanında bu kadar siyasi cingözlük olması doğal elbette... Yalnız, hayırcılara şirin görünmek için kullandığı Atatürk örneği, AKP tabanında ters tepebilir. Hatta, hayır cephesine katkı bile sayılabilir... Hayır sözcüğünün ne fena şey olduğunu ispatlamak isterken “Fatih İstanbul’u fethederken ona da ‘hayır’ diyenler oldu” cümlesini kullandı. Hızını alamayıp şöyle devam etti Yıldırım: “Gazi Mustafa Kemal'i düşünün... Samsun'a giderken ona da ‘hayır’ diyenler oldu.”

Eğri oturup doğru konuşalım, Gazi’nin Samsun’a çıkmasına hayır demekle kalmayıp, onu vatan haini ilan edenler oldu. Hatta, hakkında idam fermanı çıkaranlar da oldu. Çanakkale’ye köprü propagandası için emperyalistlere meydan okumak için söylenen “Çanakkale geçilmez” sözünü kullanan Yıldırım’ın tarih bilgisi eksik olabilir. Bütün bunları yapan, yani Samsun’a çıkılmasına “hayır” diyen son Osmanlı padişahı ve İslam halifesi Vahdettin’den başkası değildi. Hani şu İngiliz gemisiyle kaçan Vahdettin.

Sayın Başbakan, tehlikenin farkında mısınız? Kendi ağzınızla son Osmanlı padişahının da hayırcı olduğunu ilan ettiniz... Sizi, Suada’yı isteyen “evet”çi 4. kuşak Osmanlı torunu bile kurtaramaz.

TRT’den “evet” sloganlı video

binali-yildirim-acikladi-padisah-da-hayirciymis-249919-1.

Havuz medyasının öncülerinden Akşam’ın, iç sayfalarda minicik kullandığı bir haberden öğreniyoruz. Youtube’da TRT’nin resmi hesabına bakınca da karşımıza çıkıyor.

(https://www.youtube.com/watch?v=WKPagHTN_VU)

Vergilerimizle ayakta kalan, elektrik faturalarımızla maaşlarını ödediğimiz TRT, referandum öncesi bir video hazırlamış. Başkanlık sistemine övgüler yer alan, neredeyse bir tek “evet” sözcüğünün geçmediği bu video, AKP’nin “evet” sloganının adını taşıyor: “Geleceğe cüret et.”

AKP, -mekanı cennet olsun- darbe girişiminde hayata veda eden Erol Olçok’ın boşluğunu devletin resmi kanalıyla dolduruyor anlaşılan.

Erdoğan: 1923’te sorun bitti
Yıldırım: 1923’ten beri problem

binali-yildirim-acikladi-padisah-da-hayirciymis-249920-1.

Evet için yollara düşen Erdoğan ile Yıldırım bazen pişti oluyorlar. Bazen ise birbirlerine ters düşen açıklamalar yapıyorlar. Son örneği önceki günkü konuşmalarından... Erdoğan, Manisa mitinginde söyledi: “Bu ülkenin rejim sorunu, 1923’te bitti.”
1923 öncesindeki Osmanlı’nın sorunlu olduğu sonucu da çıkıyor bu açıklamadan ama mesele o değil şimdi. Biz Binali Yıldırım’a çevirelim kameralarımızı bu kez. Erdoğan yokken Külliye’de sanal açılışlar yapan Binali Yıldırım ise suçu 1923’e yükledi:

“Mevcut sistem, Cumhuriyet kuruldu, parlamenter sistem. 1923'ten bu yana bak sürekli problem.”
Bir karar verin allahaşkına. Erdoğan’ın deyimiyle “Sorun 1923’te bitti mi?” Yoksa Yıldırım’ın dediği gibi “1923’ten bu yana sürekli problem” mi?

binali-yildirim-acikladi-padisah-da-hayirciymis-249918-1.

190 milyon TL’yi kim ödeyecek?

“Tak” diye söyleneni “şak” diye manşet yapanlar korosunun gazetelerini süslüyordu, Erdoğan’ın o açıklaması: “İdam için referandum...”

Hepimizin vergileriyle, bazılarımızın oyunu almak için mitingler düzenleyen Erdoğan, 16 Nisan’ın “idam” için de önemli olduğunu söyledi ve ekledi: “Gerekirse bunun için de bir referandum yapabiliriz.”

15 Temmuz’da tarihinin en büyük ihanetlerinden birine tanık olmuş, yakın zamanda da her türlü terörle boğuşan bir ülkedeyiz diye biliyoruz. Zaten mitinglerde de bunu sıklıkla dile getiriyor Erdoğan.

Neden idam önerisini ışık hızıyla Meclis’ten geçirirken pakete eklemediler? Hem, koltuk değneği MHP’nin net bir desteği de varken? Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın resmi açıklamasına göre referandumun maliyeti 190 milyon TL!
Memleket her mesele için böyle bir fatura mı ödeyecek?

Genelkurmay’a soru: Toplumda kabul görmüş kişinin kim olduğunu biliyor musunuz?

Nikah şahidi, umre arkadaşı Genelkurmay Başkanı Akar, kendisine yönelik eleştirileri, “dedi-belirtildi” şeklinde yazılmış bir haberle yanıtlamış. Darbeden önce “Darbe geliyor” diyenleri dava edeceğini açıklayan, 15 Temmuz gecesi boğazına kemer geçirilince tehlikenin farkında varan Akar, Hürriyet gazetesi üzerinden 7 meseleye dair yanıtlar vermiş.

Haberdeki diğer 6 meseleye girmeyeceğim. Hasan Karakaya’ya başsağlığını nasıl savunduğu meselesine bakalım sadece... Genelkurmay Başkanı, Akit yazarı Karakaya’ya başsağlığını şöyle temellendirmiş:

“(...) toplumda kabul görmüş birçok ünlü simanın vefatında başsağlığı mesajlarını aile yakınlarına iletmiş ve üzüntülerini paylaşmıştır.”

Sanat merkezi yakılan Müjdat Gezen’e telefon açma zahmetinde bulunmayan Akar’a göre Hasan Karakaya, “toplumda kabul görmüş” biri. Böyle tanımladığı kişiyi tanımıyor olabilir Genelkurmay Başkanı. Bakın “toplumda kabul görmüş” Karakaya, kendisi gibi düşünmeyenlere ne demişti:

Gezi direnişine katılanlara: “Ulan köpekoğlu köpek, ulan pezevenk, ulan kaltak...”

Soma’da can veren madenci yakınını tekmeleyen Erdoğan’ın danışmanı Yusuf Yerkel’i savunurken: “Provokatörün hakkı kötektir...”

Ali İsmail Korkmaz’ın ölümünün ardından: “Ne malum dövülerek öldürüldüğü... Kafasını duvara çarpmıştır, ne bileyim merdivenden düşmüştür.”

Taksim’de onur yürüyüşüne katılanlara polisin saldırmasından sonra: “Kadınının da erkeğinin de yaptığı orospuluktur...”
Türkan Saylan’ın ölümünün ardından: “Kel ölür, sırma saçlı olur. (...) Geçirdiğiniz tüberkülozun, sizde bıraktığı izden dolayı böyle bir yola tevessül ettiniz...”

Uludere katliamından sonra tepki gösterenlere: “Uludere’ye ağıt yakanlar PKK’nın ekmeğine yağ sürmektedir. Akıtılan gözyaşı, PKK için cansuyudur.”

Genelkurmay Başkanı Akar, 7 soruya yanıt vermiş Hürriyet’in manşetinde. Yukarıdaki sözlerin ışığında 8. soruyu biz soralım:
“Kendi gibi düşünenler dışındaki herkesi, pezevenk, kaltak, orospu, provokatör, terörist olarak niteleyen biri, Genelkurmay’a göre ‘toplumda kabul görmüş biri’ midir? Eğer öyleyse, bir sorumuz daha olacak...”