Binlerce insan, çağımızın Prometheus’ları...
MURAT YAYKIN MURAT YAYKIN
Bahadır Grammeşin, kadınlara yönelik tacizi önlemek istediği için faşist çetelerin saldırısı sonucu öldürüldü. Özgürlük mücadelesi veren binlerce insandan biriydi. Binlerce insan, çağımızın Prometheus’ları... 12 Eylül askeri darbe generali ise ardında binlerce kayıp, 50 idam ve binlerce tutuklunun ve 
işkenceden ölenlerin hesabını vermeden öldü. Yerine gelen darbe hükümetleri faşizan darbe yasalarını yıllarca kullandı/kullanıyor. Onlar çağımızın tanrıları.
Antik Yunan oyun yazarı Aiskhylos, Prometheus’u; tanrısal düzene kafa tutan ve sonunda insanoğlunu yaratarak ve onlara ateşi (aydınlığı, bilimi, uygarlığı) vererek düzeni değiştiren mitolojik bir kahraman. Efsaneye göre Prometheus zekâsıyla Zeus’un gözüne girmeyi başarır, böylece Olympos’daki ölümsüzlerin arasına alınır. Ancak Prometheus’un amacı; ağır bir suç olduğunu bilmesine rağmen bu bilgi ateşini insanlara götürmeye karar vermesidir. Zeus tarafından cezaya çarptırılarak zincire vurulur. Tanrılarca görevlendirilen bir kartal, her gece yeniden oluşan Prometheus’un karaciğerini kemirmektedir. Onu Kafkas dağının tepesindeki bu işkenceden Zeus’un oğlu, yarı tanrı, ölümlü Herakles kurtarır. ‘Prometheus Desmotes’ yani zincire vurulmuş Prometheus; “Zeus tahtından düşmedikçe benim işkencelerimin sonu yoktur,” der.
İnsanlık sonsuza dek özgürlüğü için mücadele edecektir.
Olimpiyatlarda atletlerin ellerinde mesalelerle koşarak oyunları başlatması ritueli de Prometheus’un elinde ateşle Olimpos’tan aşağı koşuşunu simgeler.
Prometheus efsanesinde, insan uygarlığını bulup yaşatmak isteyen düşünceyle, bütün olanaklara sahip Tanrısal gücün çatışması söz konusudur. Prometheus’un insana yapıcı ve yaratıcı güç olan “ateş”i vermesi, yani insanın kendi yaratıcı gücünü fark etmesi ve bağımlılıktan kurtulması bir devrimin başlangıcını da ifade etmektedir. İnsanlık, tanrısal güçlere direnerek, kendi uygarlığını yaratıp özgürlüğünü kazanacaktır.
Zeus ise, kendisini hiçe sayan insanlara bir ders vermek için, Hephaistos’a su ve balçıktan ilk bakirenin heykelini yaptırır ve kalbine Prometheus’un ateşi çaldığı yerden aldığı bir kıvılcımı koyarak ona Pandora ismini verir. Onu insanlara yollarken eline verdiği kutuda tüm kötülük ve acılar vardır. Zeus böylece insanlardan da intikamını almıştır.
 
Bu efsanenin bizim için asıl önemli tarafı Zeus-Prometheus kavgasını Aiskhylos’un bambaşka bir motif üstüne kurmasıdır. Prometheus’un eylemi düşünülmüş ve bilinçli bir eylemdir ve eylemin suç olarak yorumlanmasından doğacak bütün tepkilere sonuna kadar katlanmaya hazırdır. Kavga bir özgürlük kölelik kavgasıdır. Sert, amansız, insafsız bir zorba gibi dünyayı keyfine göre yöneten Zeus geleceği de tekeline geçirmişe benzese de gerçek tam tersidir. Gerçekte Zeus köle, Prometheus özgürdür. Zeus tutukladığı düşmanının elinde tutukludur aslında. Çünkü iktidar sahipleri devrilir gider, oysa özgür düşünce sonsuza dek tutuklanamaz, susturulamaz, gelecekte egemenlik kaba kuvvetin değil, özgür düşüncenindir.
 
Yazımı dostum Emirhan Oğuz’un “Ateş Hırsızları Söylencesi” adlı şiirinin ilk mısrası ile bitireyim;
 
ateşi çalmaya gittim promete’nin dağlara zincirli bileklerinden
geçip buzakesmiş yanardağ ağızlarında uğuldayan rüzgâr mızraklarından
geçip ateşalmış buzul ırmaklarındaki ince su damarlarından
ateşi çalmaya gittim ikarus’un yanık kanatlarını ahi evran çeliğiyle sararak
geçip spartacus’un bir dağ yamacında gömülü duran kılıç ışıltısından
geçip bedreddin’in sıska bir söğüt dalı altında ıslanan rahlesinden
ateşi çalmaya gittim tanrıların yıldırımlarını çelimsiz ellerimle yararak