Bir ağacın savaş karşıtı sözlerinden korkmak fidanları da zehirlemektir
ERK ACARER ERK ACARER

Korktukça saldırıyorlar, saldırdıkça daha çok korkuyorlar. İçinden çıkamadıkları bir kısırdöngünün bütün hastalıklarını topluma bulaştırıyorlar. Fiili savaş da, savaş üzerinden yayılan resmi ideoloji de ülkeyi esir almış durumda.

Resmi açıklamaya göre Zeytin Dalı Harekatı’nın başlamasından bu yana 59 kişi yaşamını yitirdi.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), 20 Ocak saat 17:00’de PYD’ye karşı hava bombardımanıyla başlattığı harekatın ardından ÖSO destekli birliklerle de Suriye’ye girdi. İlk can kaybı bir gün sonra yaşandı.

Sıcak çatışmaların yanı sıra, “PYD saldırıları doğrulamasa da” Suriye’den atılan 94 roket sonucunda 7 kişi öldü. Şüphesiz söz konusu korku ve çatışma iklimi nedeniyle madalyonun öbür yüzünde yaşananlar gözden kaçtı, kaçırıldı. Kürt kaynakları, Afrin’de 150 üzerinde sivilin öldüğünü, yaralı sayısının 386’ya ulaştığını, bunların çoğunluğunun ise kadınlar ve çocuklardan oluştuğunu açıkladı.

Ölümün ‘toplama’ olduğu coğrafya

Hava harekatı, Afrin’in kent merkezi ve civarı ile birlikte Bilbile, Raco, Cindires, Şera ilçeleriyle etrafındaki köyleri kapsıyor. Bu merkezler karadan da bombalanıyor. Yüzlerce evin yanı sıra tavuk ve koyun çiftliklerinin vurulduğu da gelen bilgiler arasında. İki gün önce TSK yaptığı açıklamada ise; “Zeytin Dalı Harekatı’nın başlangıcından itibaren etkisiz hale getirilen terörist sayısı 999 oldu” ifadelerine yer verdi.

Ölümün “toplama” olduğu coğrafyada ortaya çıkan detaylar, “savaş histerisi” ile birlikte “şiddetin kurumsallaştığını” da gösteriyor. Uçakların kargo kısımlarında yer alan bombalara isim yazma geleneği devam ediyor. ÖSO tarafından öldürülüp, cenazesine şiddet uygulanan YPJ’liye ilişkin tepkilerin göz ardı edilebilmesi ise mümkün değil.

‘Şiddeti göstermeyin!’

Harekatı koordine eden ve “Zeytin dalı” ismi verilen odanın, konu kapsamında yayınladığı ileri sürülen bildirisi bir hayli ilginç. Bildiride ÖSO grubu üyesi kişilerin kameralı cep telefonlarına el konulması emri yer alıdı ve uygulandı.“İnsanlık dışı muamele” sonucundaki yaptırım, adeta savaş ortamı ahlakına bile uygun olmayan kuralları de böylece ortaya koymuş oldu: “Şiddete değil onu göstermenize karşıyız!”

Savaş seviciliği, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iktidarına damarlarında ihtiyaç duyduğu taze kanı taşıyor. ‘Tutmasan cepheye gidecek liderler’ biçilmiş rollerini oynarken hamaset büyüyor. Esas meselenin ‘güvenlik değil seçim’ olduğuna sırt çeviren AKP tabanın dışında konu milliyetçilik olduğunda en basit neden-sonuç ilişkilerini bile gözden kaçırabilecek Vatan-Millet-Sakarya edebiyatı ile büyülenmiş bir kitle var.

Dün başka bugün başka

Evrensel değerlere değil döneme uygun belirlenmiş bir yol haritası bu. Dün, PYD Başkanı Salih Müslim’e kırmızı halı serilip YPG ile birlikte IŞİD’den Süleyman Şah Türbesi kaçırılmamış mıydı?

Elbette bu noktada, ‘güvenlik sorunu’ ile ilgili değerlendirmeler yapmak önemli. 7 yıllık Suriye iç savaşına müdahil olmamak güvenliğin sağlanması açısından yeter nedendi. Savaşın ilk 4 yılı boyunca sınırın önemsenmemesi, delik deşik edilmesine göz yumulması, öncelikle Türkiye’deki kanlı IŞİD’in eylemlerinin de ana nedeniydi.

AKP ve Erdoğan iktidarının döneme, duruma göre verdiği ayar sadece bugünü yaşanmaz kılmıyor, daha kötüsü geleceğe dair umudu da karartıyor. Önceki gün sosyal medyadan paylaştığımız bir belge konuya ilişkin örnek.

Akhisar İlçe Eğitim Müdürlüğü'nden, Eğitim-Sen Akhisar Şube Başkanı Engin Şengül’e gönderilen dilekçede, “Çevreci Afacanlar” isimli çocuk tiyatro oyununun ‘savaş ve şiddet karşıtı’ olduğu gerekçesiyle yasakladığı ifade edildi. Skandal dilekçede şu ifadeler yer aldı:

» “İlgi yazınız ile bildirilen, ‘Çevreci Afacanlar’ adlı tiyatro eseri incelenmiş olup, inceleme sonucunda;

» Tiyatro metninin 6. sayfasında ‘Bilgican’ adlı tiyatro karakterinin savaş karşıtlığı ile ilgili sözlerinin oyunun konusuyla alakasız bulunduğu,

» Yine aynı sayfada ‘Yaşlı Ağaç’ adlı karakterin ‘şiddet karşıtı’ sözleri ile çevre özelliği arasında bir ilgi kurulamadığı,

» Ülkemizin içinden geçtiği bu hassas dönemde savaş karşıtlığı gibi siyasal söylemlerin çocuklarımıza sunulmasının sakıncalı olduğuna karar verildiğinden okullarımızda oyun tanıtımı ve afişlerinin asılması uygun görülmemiştir…”

İktidarın tökezleme endişesi ‘yakınlaşan o ana kadar’ bitmeyecek. Yaşlı bir ağacın savaş karşıtı sözlerinden korkmak fidanları da zehirlemek aynı zamanda. Türkiye’nin başını ağrıtacak esas mesele de bu kindar-dindar nesil projesi.