Bir bebekten katil yaratmak artık çok kolay
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Bir bebeğin dünyaya gelmesinin anlamını anne ve babadan daha iyi bilen olamaz.

“Müjde bir oğlunuz oldu” ya da “Müjde bir kızınız oldu” cümlesinin karşılığını veremezsiniz....

Artık bir canlının sorumluluğu sizdedir. Tertemiz, saf, öğrenmeye ve yaşamaya odaklı bir canlı...

İşte her şey bu noktadan sonra başlar.

Ülkemizdeki erkek çocuk yetiştirmenin sorumluluğu her zaman babaya kalmaktadır. Çocuk baba kadar yaşama başlar. Sonrası aldığı ilk eğilimlerde kendini farklı bir birey ortaya koyar.

“Göster oğlum amcalara pipini” ile “Oğlum amcalara merhaba demeyecek-misin” arasında ince bir kırmızı çizgi vardır.

Genelde “pipi” kazanır.

Tüm vicdanların satın alındığı ve sadece karanlık bir ortamın kaldığı ülkede, karanlığın sorgulanması yerine, karanlığı sunduğu vicdansızlıkları çocuklara öğreterek onları büyütmek; bir bebekten katil yaratmanın nedenini oluşturur.

Şiddet babanın elinde eğitim formatı olur...

İnanç, parti ve tutulan takımın kutsallıkları kendine göre savunma mekanizmaları oluşturur.

Bu kutsallıklar ölmek ve öldürmek kadar etkilidir.

Baba ile ilişkinin şiddet boyutunu çocuk babasında bu kutsallıklar adına bizzat görmesiyle ilk farklılığı yaşar.

“Koyduk mu...”, “hepiniz o... çocuğusunuz”, “ ölmeye geldik” ile takım tutmanın ne olduğunu öğrenir.

Babalar isminden önce takımın ismini söyleyerek ona, “maço” hayatı tattırır...

Hayatının renkleri onun iradesi dışında babası tarafından ona zorla verilmiştir.

Çocuk kimlik bunalımına girer!

Şiddeti yavaş yavaş anlamaya başlar çocuk...

Fakat...

Çocuk ilk olarak annesine uygulanması ile yüzleşir! Bu travma artık çocuğun kötü eğitim tacizine maruz kalmasından başka bir şey değildir.

Almodovar’ın “Kötü Eğitim” filmindeki kahramanlar gibi katillerle masumlar sürekli yer değiştirmiyor, katil hep aynıdır.

Babanın rol modeli tavrı ona yaşamın sadece bundan ibaret olduğunu empoze eder.

1400 yıldır kadını şeytanlaştıran zihniyet, anneyi çaresiz bırakarak, erkek çocuğun babanın şiddet dünyasının içine gitmesine neden olur.

Erkeğin yaşamı annenin avuçlarından kayıp gider. Korumasız ve çaresiz sunulan kabul etmesi sonuçta babadan türetilen insan modelini ortaya koyar.

Babanın şiddeti eninde sonunda çocuğa yansıyacaktır. Babanın gücü ve kontrolü kaybetmeme anlayışı; çocuğun baba karşısında emir eri haline getirir.

Sistemin arayıp da bulamadığı bu erkek modeli artık korunması gereken bir araç haline gelmiştir.

Satın alınan vicdanlar sonucunda yaratılan bu tek tip erkek modelleri onların vicdansızlıklarının askerleri haline gelirler.

Babasının tuttuğu takım gibi, sistem de onun yaşam güvencesi olur ve onu korumak ölmek ve öldürmekle aynı anlamı taşımaktadır.

Tabii ki yıllarca bastırılmış duyguların ortaya çıkması tam bir canlı-bomba etkisi ile etrafındaki herkesi yok eder.

Ona öğretilen en büyük düşmanı kadınlar olduğunu bilir. Çünkü babasının annesini dövmesi ile bunu öğrenmiştir.

 O da karısına bunun güncel koşullardaki beklentileri karşılayacak şekilde uygular!

Sistemin toplumu kadınlar üzerinden dizayn etmeye çalışması onun için bir nimettir. İşlediği her kadın cinayetinin, her tecavüzün karşılığında “iyi hal” ve “taktir” hakkının ondan yana kullanılacağını bilir.

Onun için “Berlin de yargıçlar var” cümlesinin gerekçesi yoktur, onun için onu koruyacak Ankara da abileri vardır.

Genetik kodlama bitmiştir artık.

Bunların hepsi aynı zihniyetin ürünleridir.

Özgecan ile Nuh’u öldüren zihniyet.