Bir çocuk denizinde…
20.11.2016 10:11 BİRGÜN PAZAR
Tecavüz kurbanının tecavüzcüsüyle evlendirilmesinin konuşulduğu bir ülkede şiirin nasıl bir yeri olabilir?

ATAOL BEHRAMOĞLU

Bugün baştan sona şiirlerime baktığımda, onlarda çocuk imgesinin göze çarparcasına başat bir yer tuttuğunu görüyorum.

Bilinçli olarak yapmış olduğum bir şey değil bu.

Örneğin Dağlarca “Çocuk ve Allah”ta çocuğu ve kendi çocukluğunu başlıca bir izlek olarak işlemiştir.

Benim kendim için sözünü ettiğim böyle bir şey değil.

Çocuk imgesi ve çocukluğum, konu bunlar olmasa da, pek çok şiirimde kendini gösteriyor.

Şimdi, kimilerini şu anda da aklımdan geçiriyor olsam da, bunları tek tek sıralamayacağım.

Bu yazının konusu, “Bir Çocuğa Layık Olmak” başlıklı şiirim ve bu şiirin adı altında topladığım şiirlerin oluşturduğu seçkidir.

Sözünü ettiğim şiir, benim şiir dünyamda, çocuk imgesinin ulaştığı en yüksek noktadır belki de.

O şiirde çünkü, yetişkinlerin çocuklar için türettikleri ünlü deyim tersine çevrilmiş, tepetaklak edilmiş oluyor…


•••

“Bir Çocuğa Layık Olmak” adını taşıyan kitapta kendi şiirlerim ve çevirilerim yer alıyor.

Onları titizlikle seçtim.

Seçkiyi, ergenlik dönemiyle bu dönemin az öncesi ve az sonrasındaki çocukların güçlük çekmeden anlayıp duyumsayabilecekleri şiirler oluşturdu…

Birkaç haftadır Türk Eğitim Derneği(TED) kolejlerinin öğrencileriyle yaptığım söyleşiler, amacın ve hedefin doğruluğunu gösterdi.

Çocuklar şiire susamışlar.

Çocuklar için yazılmış çocuk şiirleri değil, fakat büyükler için de yazılmış olsa güçlük çekmeden anlayıp içselleştirebilecekleri şiirler onları bir anda şiirin dünyasına uçuruyor.

•••

Yaşamakta olduğumuz dünya sadece bizde değil her yerde insanı şiirden uzaklaştırmış.

Günümüzde şairler değil siyasetçiler konuşuyor.

Şiirin yerini haber, çoğunlukla da kirli haberler almış.

Tecavüz kurbanının tecavüzcüsüyle evlendirilmesinin konuşulduğu bir ülkede şiirin nasıl bir yeri olabilir?

Kimi kez şiirin de bu kirli siyasete alet edildiğini, şiirle ilgisi olamayacak karanlık ağızlarda kirletildiğini üzüntüyle izliyoruz.

Fakat çocukların dünyasına girdiğinizde, sizi bir çocuk denizi kuşattığında, tıpkı Neruda’nın “Deniz Kızı ve Sarhoşlar Masalı”ndaki gibi, yanlışlıkla girdiği bir batakhanede hakarete uğrayıp kirletilen deniz kızının denize döndüğünde bir anda arınıp ışıldaması gibi, şiir de bir anda arınıyor, çocukla şair arasında doyumsuz bir buluşma gerçekleşiyor.

Şair olarak yaşamımın en mutlu anlarını yaşamakta olduğumu söyleyebilirim.

Çünkü bir çocuk denizinde onlarla şiirin arındırıcı, iyileştirici, insanı daha çok insan yapıcı güzelliklerini, derinliklerini paylaşıyorum…