Bir daha kandırılmamak için…
06.11.2016 09:25 BİRGÜN PAZAR
FETÖ’ye karşı mücadele edenler, bugün FETÖ’ye üye olmaktan yargılanıyor. Bir ömrü FETÖ’yü ortaya çıkarmaya adamış Hikmet Çetinkaya’nın, ‘FETÖ üyesi’ olarak yargılanması var ya... Küfür gibi...

ELİF ILGAZ-GAZETECİ

15 Temmuz Darbe Girişimi, girişim olarak kalmış dahi olsa bazıları için darbenin ta kendisiydi. Çünkü seksenleri, doksanları yaşamış olanlar bilirler ki iktidarlar; (genelde bir sağ parti olduğundan), hep muhaliflere, sosyalistlere, Alevilere, Kürtlere kısaca ‘ötekilere’ vururlar. Bu darbe de olsa, darbe girişimi de, değişmez. Bu kez de öyle oldu.

Soruşturmalar ‘FETÖ/PDY’ adı altında başladı, kısa sürede eğitimden medyaya her alanda muhaliflere yöneldi. Eğitim Sen’li öğretmenler, barış isteyen akademisyenler, İMC TV ve Hayat TV dahil muhalif yayın kuruluşları ilk hedefe alınanlar oldu.

Avrupa’dan uyarılar geldi, Türkiye’de basın özgürlüğü en alt sıralara düştü diye... Dinleyen olmadı. Yasak tartışmalarıyla geçen 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı gecesi yeni bir Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıktı.

Basın es geçilmedi

Aralarında binlerce akademisyen, öğretmen ve sağlık görevlisinin de olduğu 10 bin 131 kişi ihraç edildi. Rektörlük seçimleri kaldırıldı. Gözaltı ve tutukluluklarda şüphelinin avukatıyla görüşmesine kısıtlama getirildi.

Basın yine es geçilmedi. 25 yıldır yayın yapan kültür sanat edebiyat dergisi Evrensel Kültür, sadece kadın çalışanlardan oluşan JİNHA haber ajansı ve çoğu Güneydoğu Anadolu bölgesinden haber geçen 10 gazete, 2 haber ajansı ve 3 dergi kapatıldı. Bölgeden haber alacağımız bütün gazeteler ve televizyonlar kapanmış oldu.

Tam ne oluyor derken Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı tutuklandı.

Aynı gecenin sabahına ise yeni bir kabusla uyandık. Cumhuriyet gazetesinden birçok gazeteci, çizer, avukat, köşe yazarı ve yönetici hakkında gözaltı kararı çıkarılmış, evleri aranıyordu. Soluğu gazetede aldım. Cumhuriyet ilk göz ağrım, ilk okulumdu.

Hepsini tanıyorum

Uzunca bir zamandır konuşuluyordu. Hatta avukat Akın Atalay da Twitter’daki hesabından yayınladığı mesajda bu durumdan bahsetmişti. Eski yönetim kurulu üyeleri, vakıf yönetim kurulu toplantısında usulsüzlük yapıldığını iddia etmişler. Bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı “FETÖ/PDY ve PKK/KCK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek”ten 18 kişi hakkında gözaltı kararı çıkardı. Hepsi tanıdığım; kimi çalışma arkadaşım, kimi Oda TV davasından yargılanan gazeteci arkadaşlarımız için verdiğimiz mücadelen dava arkadaşım... Malum Ergenekon’un basın ayağı diye geçen OdaTV davası FETÖ’nün düzmece davalarının en başında gelir. O davada FETÖ’ye karşı mücadele edenler, bugün FETÖ’ye üye olmaktan yargılanıyor. Bir ömrü FETÖ’yü ortaya çıkarmaya adamış Hikmet Çetinkaya’nın, ‘FETÖ üyesi’ olarak yargılanması var ya... Küfür gibi...

Gözaltındaki 2. günlerinde yine Odatv davasından Ergenekoncu olduğu iddiasıyla yargılanmış Barış Pehlivan, bomba gibi bir habere imza attı. Cumhuriyet gazetesinin soruşturmasını yürüten, yani ‘FETÖ adına suç’ işlediler diyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Murat İnam, FETÖ’nün Selam Tevhid davasından yargılanıyor. Hakkında “Silahlı terör örgütüne FETÖ/PDY ‘e üye olmaktan tutun da askeri casusluğa, cebir ve şiddet kullanarak...” diye devam eden bir dolu suçlama var. Savcı İnam hakkında bir kez ağırlaştırılmış müebbet, ayrıca bir kez müebbet ve ek olarak 67 yıl 3 aya kadar hapis cezası isteniyor. Ama o serbest. Bunca ceza talebine rağmen tutuksuz yargılanan savcı Murat İnam, gazetecileri ‘haber ve yazılarla FETÖ adına suç işlemekten’ gözaltına alıyor. İnam, FETÖ/PDY üyesi olduğu iddialarına rağmen örgütün davasının savcısı. Evet inanılır gibi değil!

Gerçeği yazana soruşturma açıldı!

Peki sizce bu haberden sonra ne olmuştur? Evet bildiniz, Barış Pehlivan hakkında soruşturma başlatıldı. Bildiğinizi nereden mi biliyorum? Ülkenin normları anormal oldu da oradan. Evet olması gereken en hafifinden, savcının görevden alınması iken, Barış Pehlivan hakkında soruşturma başlatıldı fakat gelen tepkiler üzerine soruşturma geri çekildi.

Peki Cumhuriyet gazetesi çalışanları nelerle suçlanıyor?

Mesela, gazeteci Kadri Gürsel’in Tunus’u anlattığı yazısında “Kimse kendisini yaksın demiyorum. Bir sigara yaksın yeter ki söndürmesin” demesini savcı subliminal mesaj olarak yorumlamış. Ya da Can Dündar’ın 3 Aralık 2013’te “Siyasete nasıl geldiysen, öyle gidersin” başlıklı yazısından, 17 Aralık’tan haberdar olduğu şüphesine kapılmış.

Ayrıca Zaman gazetesiyle aynı manşetleri attıkları iddiasıyla da suçlanıyor.

Oysa misal 4 gün önce 6 gazete “Demokratik talepler canımız feda” manşetiyle çıktı.

Tüm bunlar yaşanırken önceki gece aralarına eşbaşkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da olduğu HDP’li milletvekiller ifadeye çağrıldıkları halde gitmedikleri için zor kullanılarak gözaltına alındılar, ardından da tutuklandılar.

Ben bu yazıyı kaleme almaya başladığımdan beri neler değişti, neler. Sürekli yazdım, sildim, yeniden başladım. Son bir haftada yaşadıklarımızın hangi birini es geçebilirdim ki. Ama buna rağmen atladığım çoktur.

Dün Cumhuriyet gazetesi gözaltılarının 4. günüydü. Gece yazıyı yine yarım bırakarak adliyeye koştum. Hikmet Çetinkaya ve Aydın Engin’i adli kontrol şartıyla serbest bıraktılar. Diğerlerinin sorgusu devam ediyordu. Geceyi öyle bitirdik.

Diyeceğim o ki iktidarın Cumhuriyet gibi bir gazeteden öğreneceği çok şey var. Senelerce Güneydoğu’da yaşanan sorunları, ihtiyaçları, oradaki halkın taleplerini dile getiren de Cumhuriyet’ti. FETÖ’yü ilk kez yazan ve ısrarla yıllarca yazmaya devam ederek tehlikeye dikkat çeken de. Yarın yine kandırıldık dememek için gerçekleri yazanları susturmayı bırakın ve dinleyin.

Cumartesi sabahı: Az önce haber geldi Cumhuriyet gazetesinin 9 yazarı ve yöneticisi tutuklanmış! Yazıyı değiştirecek vaktim kalmadı. Ne diyeyim? Biz gazeteciler teslim olmayacağız!