Bir ‘değerli yalnızlık’ daha mı?
AZİZ ÇELİK AZİZ ÇELİK
Türkiye, 2-5 Ekim’de uluslararası emek örgütlerinin boykot ettiği bir ILO Bölgesel Toplantısı’na ev sahipliği yaparak bir ilke imza atmış olacak!

Türkiye’nin dış politika son yıllarda yaşadığı yalnızlığın, neredeyse tüm komşu ve müttefikleriyle ilişkilerinin bozuk olmasının üstü “değerli yalnızlık” gibi tuhaf bir teselliyle örtülmeye çalışılmıştı. Türkiye’nin pek çok alanda yaşadığı bu yalnızlığın çalışma yaşamına da sirayet etmesi kaçınılmazdı. Nitekim öyle de oldu. Türkiye uluslararası sendikacılık alanında da sert eleştiri ve tutumlarla yüz yüze. Bilindiği gibi ülkemiz uzun yıllardır sendikal hak ve özgürlükler alanında yaşanan yasaklar ve ihlaller nedeniyle uluslararası arenada gündeme geliyor. Bu kez daha ciddi bir kriz kapıda.

Sözünü ettiğim kriz 2-5 Ekim 2017 tarihinde İstanbul’da yapılacak olan Uluslararası Çalışma Örgütü, ILO’nun 10. Avrupa Bölge Toplantısının uluslararası emek örgütleri tarafından boykot edilecek olması... Aylardır kapalı kapılar ardında devam eden kriz Alman Sendikalar Birliği (DGB) Başkanı Reiner Hoffmann’ın toplantıya katılmayacaklarını açıklamasıyla gün yüzüne çıktı. DGB 6 milyondan fazla üyesiyle Avrupa’nın ve dünyanın sayılı sendikal örgütlerinden biri ve uluslararası sendikal hareket içinde ciddi bir etkiye sahip.

Sadece Almanlar boykot etmiyor
Aslında toplantıyı sadece Alman sendikaları boykot etmiyor. Alman sendikaları üst örgütleri olan Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu’nun (ETUC) boykot çağrısına uyarak toplantıya katılmıyor. ITUC ve ETUC’un Avrupa Bölgesel Örgütü PERC 19 Nisan 2017’de yaptığı Yürütme Kurulu toplantısında toplantıyı boykot kararı aldı ve ardından ITUC ve ETUC Genel Sekreterleri Avrupa ve Orta Asya’daki üyelerine toplantıya katılmama çağrısı yaptı.

OHAL emekçilerin haklarını budadı
Aslında uluslararası emek örgütlerinin boykot kararı birden bire ortaya çıkmadı. ITUC ve ETUC darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL ile çalışma haklarının ciddi biçimde ihlal edildiğini vurgulayarak bu uygulamalardan vazgeçilmesini istedi. Darbe girişimi lanetleyen uluslararası emek örgütleri, darbeye karşı Türkiye halkının yanında tutum aldı. Ancak darbe girişimi sonrası yaşanan hukuksuzluklar uluslararası emek hareketinin gündeminde ciddi bir yer tuttu. ITUC ve ETUC on binlerce kamu çalışanın yargı kararı olmaksızın işten atılmasını eleştirdi ve bu uygulamaların durdurulmasını istedi.

Türkiye’yi ziyaret eden ITUC ve ETUC heyetleri Türk-İş, Hak-İş, DİSK ve KESK ile birlikte ortak bir açıklama yaparak çalışma hayatındaki hukuksuzluklara dikkat çekti. Bu çerçevede ITUC ve ETUC, söz konusu hak ihlalleri sona ermeden ILO toplantısının İstanbul’da yapılmasının doğru olmadığı dile getirdi. ITUC ve ETUC toplantının ertelenmesini ve hükümetin atacağı adımlara bağlı olarak ileride yapılmasını istedi. Ancak hükümet İstanbul toplantısının yapılmasında ısrar etti. ITUC ve ETUC aylar süren girişimlerinden olumlu bir sonuç alamayınca, ILO İstanbul toplantısını boykot etme kararı aldı. ETUC ve ITUC’un talebi net: Türkiye’de çalışma ve sendikal haklar konusunda ihlallere son verilsin ve ILO’nun 87 ve 98 sayılı sözleşmelerinin gereği yapılsın. Bu talep zaten Türkiye’nin anayasal yükümlülüğü...

ILO Avrupa Bölge Toplantısı dört yılda bir yapılıyor. Toplantıya 51 Avrupa ve Orta Asya ülkesi ile resmi uluslararası örgütler ve uluslararası sendikal örgütler katılıyor. Bu yıl yapılacak 10. Toplantının konusu “Avrupa ve Orta Asya’da düzgün işin (decent work) geleceği.” Bilindiği gibi ILO üç taraflı bir uluslararası bir örgüt. 1919’da kurulan örgüt iki yıl sonra yüzüncü yılını kutlayacak.

ILO diğer uluslararası örgütlerden farklı olarak sadece devletlerin temsiline dayalı değil. ILO’da emek ve sermaye de ayrı gruplar olarak temsil ediliyor. Üç taraflılık olarak bilinen bu ilke ILO’nun adeta alametifarikası niteliğinde. Bölgesel toplantılarda da bu üç taraflılık ilkesi uygulanıyor.

Eşine rastlanmayan bir kriz...
ITUC ve ETUC’un boykotu ve başta Alman sendikaları olmak üzere Avrupa’dan çok sayıda ülkeden emek örgütlerinin ILO toplantısına katılmayacak olması ILO tarihinde eşine pek rastlanmayan bir kriz. Çalışma hayatının uluslararası resmi tarafları olan ITUC ve ETUC’un boykotu sıradan bir vaka değil. ITUC ve ETUC Avrupa ülkelerinin çalışma bakanlarının da çağrılarını dikkate almasını istedi. Bunun artçı etkileri olacak ve Türkiye çalışma hayatı ve sendikal alanda da yeni bir “değerli yalnızlık” ile karşı karşıya kalacak. 2018 ILO Genel Konferansı da Türkiye için oldukça zor geçecek. Yine bir ilke imza atmanın gururunu yaşayacağız! Türkiye 2-5 Ekim’de işçi kanadının boykot ettiği bir ILO Bölgesel toplantısına ev sahipliği yaparak bir ilke imza atmış olacak!

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız