Bir dönemin kaba et(!) kıllarıyla nereye böyle?
ENVER AYSEVER ENVER AYSEVER

Salgın bir hastalık olan liberallik arsızlık olarak ilkin kendini hissettirir. Her konuda bir fikri vardır liberal kişinin ve mutlaka yanlıştır. Asla kendi başına bir tutum takınma cesareti yoktur, hep birine akıl vererek, arkasına gizlenerek iktidarın paçasına tutunmak ister. Önüne konulan sus payı karşılığında, sayıca az olmasına karşın çok bağırarak suyu bulandırmak en önemli görevidir liberalin. Tehlikeli olan tarafıysa solcumsu izlemini uyandırmasıdır.

Eğer herhangi bir siyasal yapının giriş sözcüğü “özgürlükçü” diye başlıyorsa, bilin ki, orada liberal sahtekârlık vardır. Mesela “Özgürlükçü Sol” gibi ahmakça bir kavram kullanır liberal. Sözgelişi “laiklik” diyemez. “Sekülerizm” diye geveler. Oysa biz “g.te g.t” diyen Can Yücel’in evlatlarıyız!

Elinde pankartla siyasal İslamcı partinin örgütlediği mitinge katılır ve haykırır “Yetmez Ama Evet” diye. Sormak aklına gelmez: “Bu değirmenin suyu nereden geliyor?” diye referandum denen uygulamanın demokrasi gereği olduğunu zanneder, liberal ya! Oysa tüm diktatörlükler bu siyah/beyaz oylamalarıyla kurulur. Esasen neyin ne olduğunu bilir de, piyasa ekonomisi gereği yalanları karşılığında cukkayı almıştır, çarpıtır. Utanmaz bundan!

Haklarını yemeyelim, kullanışlı ve aptal olduklarını kendileri söyler. AB kuyrukçusu, ABD mandacısı, tersten oryantalist olmaları ortak özellikleridir. Cemaatleri sivil toplum diye kakalamak ilk işleridir. Soros türü vakıflardan aldıkları mamalarla semirirler. Kurucu lidere(Mustafa Kemal) küfür etmekte beis görmez, Abant Toplantısı’nda demokrasi dersi verirler. Üstelik kankaları darbeci çıkınca, en önce onlar satar. Liberallik derin bir kıvraklık ister. Sormazlar mı insana: “Birader cemaat kanalları kapanırken en önce sen koştun/zırlamadın mı, elinde Taraf gazetesi insanların haksız yere mahpus olmasında senin rolün yok mu?” diye.

Bu liberal hastaların en çok kullandığı sözcük “kandırıldım”dır. O kadar sık ve kolay kanarlar ki, bir zaman sonra hangi konuda, nasıl kandırıldığı unutulur. Bir tarihi yoktur liberalin. “Dün dündür, bugün de bugündür” düsturu üzerinden tüm geçmişi her an temize çekilir. Hesap sorma olanağınız kalmaz. Herhangi bir yasayla bağlı değillerdir. Ne etik, ne hukuki sorunları yoktur. “kandırıldık” sözcüğü liberalin dilinde “zamazingo”nun muadilidir. En önem verdikleri eşyaları gardıroplarıdır. Türban, fes, ucu aşağı doğru bıyık, takke, teşbih, çarşaf, çiçekli kravat, kokulu don, pötikare ceket başlıca giysileridir.

Geçen hafta sonu adında “demokrasi” olan bir toplantı yapıldı. Bir grup insan yeni birlik arayışına girişmiş. “Ne kadar kalabalık olursak sözümüz o denli haklıdır” türünden bir algı yaratmak isteyen bir kalabalıktan söz ediyorum. İçinde yılların cefakeş devrimcileri, sendikacıları, örgütleri de var. Lâkin alabildiğine sabıkalı ve yukarıda tarifini yaptığım liberaller hepsini esir almış. Hayret ettim doğrusu; bunca siyasal deneyim sahibi kimsenin, hâlâ bu liberal kenelerle iş görmesine!

Daha düne dek RTE’nin koalisyon ortağı olan bu insanlarla ne gibi bir cephe oluşturacaklar çok merak ediyorum doğrusu!

İçinden geçtiğimiz günler keskin düşünsel ayrılıkların açığa çıktığı, toplumsal ayrışmaların derinleştiği ve sözün, örgütlü olmanın çok daha önemli olduğu zamanlardır. Her dönem iktidar yanaşması olup, şimdi sızlanarak “biz ettik siz etmeyin” diyen bu liberallerle işiniz ne? Ayrıca yıllarca liberaller yüzünden mahpus yatan, intihara giden insanlara sormadan, bu kişileri affetme/helalleşme/temize çıkarma yetkisini nereden bulur bu örgütler? Büyük, çok ciddi bir yanlıştır bu. Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir.

“Birleşik Haziran Hareketi”, “Aydınlanma Hareketi” gibi örgütlenmeler ciddi çabayla, ortak bir yol giderken, neden liberallere gereksinim duyuldu acaba? Laik, cumhuriyetçi, sınıf bilinci olan ve Gezi ilkelerine bağlı bir güç asla YAEci/Liberallerle sulandırılamaz. O(HAL)de iyi karar vermek lazım. Adorno ne diyor “Yanlış hayat, doğru yaşanmaz!”