Anasayfa BİRGÜN KİTAP Bir dönüşün ve dönüşümün romanı

Bir dönüşün ve dönüşümün romanı

Yozlaşmanın değişim, çürümenin pis kokusunun yeni bir hayat tarzı sayıldığı bir toplumda bir arada kardeşçe yaşayan, dayanışmanın ve kayıtsızlığın, suçun ve masumiyetin, yalanın ve dürüstlüğün romanı olarak Sophia, seçeneklerimiz kısıtlı olduğunda bile hangi şıkkı tercih edeceğimizin, bizim nasıl bir insan olacağımızı belirlediğini anlatıyor

GÖKHAN YAVUZ DEMİR

Bazı romanlar vardır; insan onları hangi yaşta veya ahval ve şerait içinde okursa okursun her zaman sever. Bir de sadece belirli koşullarda veya yaşlarda bilhassa sevilen romanlar vardır. Her iki kategorideki romanları da bazen nefessiz kalırcasına bir oturuşta, bazense ağır ağır, sindire sindire okuruz. Fakat her halükârda eşsiz ve biricik bir tecrübe yaşadığımız hissi bizimledir. Rafik Schami’nin Sophia veya Tüm Hikâyelerin Başlangıcı da işte böyle eşsiz bir tecrübeyi vadeden, işler yolunda giderken de sarpa sararken de insanın severek ve tadını çıkararak telaşsızca okuyacağı leziz bir roman.

Ortadoğu’nun her daim hassas, kırılgan ve yıkıcı politik yapısını kendine fon olarak seçen Schami; aşk, ihanet, haset, dostluk, dayanışma, hafıza, toplumsal cinsiyet, namus cinayetleri, değişim, yozlaşma, tutku, dönüş, dönüşüm, mekân, kimlik, sürgünlük gibi bir tanesinin bile bir yazarı çokça meşgul edeceği temalarla romanını kanaviçe gibi işliyor. 1950’lerden 2010’lara doğru uzanan yarım asırdan fazla bir döneme yayılan hikâye; Şam, Humus, Beyrut, Heidelberg ve Roma’ya kadar genişleyen bir zeminde farklı hayatların kesişmesiyle ilmek ilmek örülüyor. Schami hakiki bir hakavati (taklitlerle hikâye anlatan Arap sanatçı) imiş gibi acele etmeden ve tempoyu da hiç düşürmeden, bize tek tek tanıttığı karakterlerine geçit resmi yaptırıyor: Kerim, Ayda, Salman, Sophia ve onları ete kemiğe büründüren diğer bütün yan karakterler olan Amalia Hala, Lamia, Rita, Alya, Stella, Violetta, Lola, Alice, Münire, Emire, Meha, Tarık, Mona, Yusuf, Tekla, Maria, Emel, İlyas, Isabella, Hani, Adil. Bütün bu farklı karakterler romanın pazılını tamamlayan küçük birer parçalar. Adil gibi hayat standartlarını kaybetmek istemeyen bir konformisti, vefa duygusuna sahip Tarık; Rita gibi vaktizamanında reddedilmiş olmasının intikamını alan bir kadını, yine reddedilen ama sevgisi gururuna ağır basan Maria; bir zamanların devrimcisi ama şimdinin gizli servis subayı İlyas gibi hain, açgözlü, nefret dolu bir zalimi, işkencelerle dolu bir mahpusluğun öfkesiyle dolu onun eski örgüt arkadaşı ve en az onun kadar da zalim olan Hani dengeliyor. Aslında roman hep bu denge üzerine kurulu. Farklı kollardan ve şehirlerden akan insan hayatları hep tuhaf bir simetriyi yansıtıyor. Bütün bu simetriyi ise Sophia’nın varlığı mümkün kılıyor.

GÜÇLÜ BİR KADIN

Sophia, tek amacı zengin kocayla evlilik yapmak olan, ne istediğini bilen güçlü bir kadın. Kerim ise bu Hıristiyan kıza umutsuzca abayı yakmış bir Müslüman. Nitekim Sophia zengin bir dindaşı kuyumcuyla evleniyor. Yıllar sonra 1951’de acı bir olayla yolları yine kesişiyor. Ablası bir Hıristiyanla kaçınca, bunu problem eden aşireti, Kerim’i namuslarını temizlemek üzere Şam’a gönderiyor. Ablasını ve eniştesini öldürmek istemeyen Kerim, onları kaçmaları için uyarıyor. Kaçmak istemeyen eniştesini ikna etmeye çalışırken, aşiret başka bir elle namuslarını temizletiyor ve cinayeti Kerim’in üstüne yıkıyor. Bu sıkıntılı anında Kerim’i Sophia koruyor ve teyzesi Münire’nin evinde saklıyor.

ZORAKİ KAÇIŞ

Aradan seneler geçiyor ve bu simetrinin diğer ayağındaki Salman Baladi de devrimci bir örgüt olan Kızıl Özgürlük’ün savaşçısı olarak Suriye’den kaçmak zorunda kalıyor. Bu kaçışı esnasında annesi Sophia onu, bir Müslümanla evlendiği için babası ve amcasınca dışlanmış olan Amalia halasının yanında saklıyor. Nasıl Kerim, Münire’nin yanında dönüştüyse ve o güvenli sığınaktan çıkınca Emire’yle yeni bir hayat kurduysa, Salman da halası Amalia’nın yanında dönüşüyor ve oradan önce Heidelberg’e, sonra da karısı Stella’yla yaşayacağı Roma’ya göçüyor.

Bu kaçıştan kırk yıl sonra Suriye’de çıkan bir genel afla birlikte Salman’ı müthiş bir yurda dönüş özlemi sarar. Bir taraftan çocukluğunun Şam’ını görme arzusuyla yanıp kavrulurken, diğer taraftan Esad rejimine güvenemediği için hakkında bir arama kararı olup olmadığını soruşturan Salman’ın kalbi Şam için atarken, aklı ve etrafındaki sağduyunun sesi olan karısıyla dostları Roma’da kalmasını söylemektedir. Şam’daki annesi Sophia nihayet oğluna müjdeyi verir: Bir gizli servis subayı olan Salman’ın kuzeni İlyas, Esad rejimindeki 15 gizli servisten ikisinde aranan kahramanımız hakkındaki dosyaları on bin dolar karşılığında kapatmıştır. Dönüş artık güvenlidir ve Salman ertesi sabah Şam’a giden uçağa çoktan binmiştir.

ARTAN GERİLİM

Soğuk bir aralık akşamı indiği Şam, çocukluğunun Şam’ı değildir artık. Karşılaştığı her şey ve herkes, hafızasının labirentlerinde hatırladığından ya çok daha küçük yahut da çok daha yaşlıdır. Korkunun, yozlaşmanın, baskının ve muhbirliğin sirayet ettiği Şam’daki gündelik hayat Salman’ı bolca hüzünlendirir. Roma’dan gelmekte hata ettiğini düşünmeye başladığı tatilinin son günlerindeyse, romanın üzerine ustalıkla bina edildiği büyük gerilim başlar. Eski devrimci, yeni düzen bekçisi İlyas, sırf kötülük olsun ve sürgünde zenginleşen kuzeninden daha fazla para koparabilsin diye kuzenine büyük bir kumpas kurar. Kırk yıl sonra Salman başa dönmüştür ve yine Şam sokaklarında aranmaktadır. Ailesi ve sevdikleri başta olmak üzere, ilişkiye girdiği herkes tehlikededir. Salman altmış beşinde tekrar kaçarken, girdiği ilk dört sokakta çıkmaza sıkışacaktır. Ta ki annesi Sophia duruma müdahale edip, 60 senedir görmediği Kerim’den yardım isteyene kadar.

SUSARSAK SUÇLUYUZ

İki yaramaz âşık olan Kerim ve Ayda hayatlarını riske atmak pahasına evlerini Salman’a açarlar: Yıllar evvel kendisi de aranırken böyle zorunlu bir misafirlik yapmış olan Kerim ve 40 sene önceki kaçaklığından sonra ikinci kez tanımadığı bir ev sahibine sığınan Salman.

Rafik Schami’nin karakterleri ya kendi içine kapalı, mutsuz ve teslim olmuş insanlar yahut da Kerim ve Salman gibi birbirlerine açık, dönüşen ve dönüştüren insanlar.

Bu sebeple sadece tek bir ciltte hem insanın ne kadar aşağılık bir yaratık olduğuna hem de ne denli asil bir varlık olma potansiyelini taşıdığına hayranlıkla şahitlik ediyorsunuz. Yozlaşmanın değişim, çürümenin pis kokusunun yeni bir hayat tarzı sayıldığı bir toplumda bir arada kardeşçe yaşayan dayanışmanın ve kayıtsızlığın, suçun ve masumiyetin, yalanın ve dürüstlüğün romanı olarak Sophia, seçeneklerimiz kısıtlı olduğunda bile hangi şıkkı tercih edeceğimizin, bizim nasıl bir insan olacağımızı belirlediğini anlatıyor. Ne diyordu Salman’a yardım ederken Tarık: “Senin gibi asil ruhlu bir masuma suçlu dendiğinde susarsak, biz de suçlu oluruz.”

- Reklam -

SON HABERLER

Erdoğan: Seçimlerden sonra Ayasofya’yı cami ismiyle müsemma hale getiririz

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sinan Erdem Spor Salonu'nda...

CHP’li Özel’den Süleyman Soylu’ya: Ey hadsiz, elinden geleni ardına koyma

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, CHP’ye ilişkin açıklamalarına...

Galatasaray, Avrupa ikincisi oldu

CEV CUP 2019 finalinin rövanş maçında Trentino İtas’a 3-2’lik setlerle mağlup olan...

Galatasaray’a kötü haber: Diagne sakatlandı

Galatasaray'ın Senegalli futbolcusu , ülkesinin Mali ile oynadığı hazırlık maçında sakatlandı.

Rusya ile Lübnan’dan ortak Suriye açıklaması

Rusya ile Lübnan, Suriye meselesinin siyasi ve diplomatik yollarla çözümünü savunduğunu bildirdi.

Adana’da narenciye paketleme tesisinde yangın

Adana'nın Yüreğir ilçesi Havutlu mahallesinde bir narenciye paketleme tesisinin deposunda yangın çıktı.

Bogdan Tanjevic’e ‘Hall of Fame’ üyeliği

A Milli Erkek Basketbol Takımı ve Fenerbahçe'nin eski başantrenörü Bogdan Tanjevic, FIBA "Hall...

20 bin sözleşmeli öğretmen ataması için başvurular başladı

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) ataması yapılacak 20 bin sözleşmeli öğretmen ataması için...

Sosyal medyadan Öykü Arin çağrısı: Harekete geç Sağlık Bakanlığı

İzmir’de lösemi tanısı konulan ve ilik nakli olmayı bekleyen 4 yaşındaki Öykü...

Akşener: Siyaseten sağ kalan tek kadın politikacıyım

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Ben kadın olarak Türkiye'de yola çıkıp...

Sonraki haber