‘Bir ezber bozma örneği hatırlatması’ yazımız üzerine iki eleştiri ve yanıtımız
Aziz Konukman Aziz Konukman
Yukarıdaki başlığı taşıyan ve iki hafta süren yazımıza okurlardan iki önemli eleştiri geldi. Aslında bu eleştiriler yeni değil. Benzer eleştiriler son iki ayda birkaç kez yinelenen...

Yukarıdaki başlığı taşıyan ve iki hafta süren yazımıza okurlardan iki önemli eleştiri geldi. Aslında bu eleştiriler yeni değil. Benzer eleştiriler son iki ayda birkaç kez yinelenen “Krizin Türkiye Ekonomisine Etkileri ve Çözüm Önerileri” başlıklı panellerde yaptığım sunuşlarda da sıkça dile getirilmişti. Anlaşılan yazılı sunumda sözlü sunumdaki tereddütler giderilememiş olmalı ki, bu kez yazılı olarak uyarılmak durumunda kaldık.

İlk eleştiri “yaptığımız önerilerle IMF’ci bir çizgiye düştüğümüze” dair. Eleştiri özetle şöyle:

•Emekten yana iktisatçılar, kapitalizmi IMF aracılığıyla yönetmeye soyunmamalı,

•Sosyalistler IMF ile yapılacak bir müzakereye müdahil olmamalı ve IMF ile masaya oturulmasına karşı çıkmalı.

Bu eleştiriyi dile getiren ilk okurumuz, yaptığımız önerilerle yukarıdaki özetlediğimiz kırmızı çizgileri aştığımız inancında.

Hemen yanıtlayalım. Bu oldukça haksız bir eleştiri. Bizi yakından izleyenler (gerek bu köşedeki yazılarımızı gerekse çeşitli panel ve açık oturumlarda dile getirdiğimiz görüşleri) tereddütsüz bu yargımızı paylaşacaklardır. Hatta o kadar uzağa gitmeye, yazılarımız ve konuşmalarımız üzerine uzun boylu inceleme yapmaya gerek yok. Bizatihi eleştiri konusu olan yazımızda da bu tutumumuz net bir şekilde ortaya konuyor. İfademiz aynen şöyle: “Yeni bir stand-by çözüm değil, çözümsüzlük demektir. Türkiye’nin isimleri değişen ama özü değişmeyen bu birbirinin benzeri programlarla kendine bir gelecek oluşturması mümkün değildir.”

Peki o zaman niye bir yandan IMF anlaşması çözüm değildir derken öte yandan hükümet IMF’ye bizim önerilerimizi sunsun ısrarındayız? Soru çok yerinde ve yanıtını yine aynı yazımızda uzun uzun veriyoruz. Yerimizin darlığı nedeniyle uzun bir alıntı yapmayı uygun görmüyoruz. Umarız, bu açıklamamızdan sonra tereddütler giderilmiştir.

Gelelim ikinci eleştiriye. İkinci eleştiriyi tartışmayı zenginleştiren bir katkı olarak görüyoruz. Bu eleştiriyi dile getiren ikinci okurumuz bizim yazımızda belirttiğimiz sosyal harcamaların faiz dışı fazla (FDF) dışında bırakılması seçeneği ile vergi reformu seçeneğinin birlikte uygulanmasını öneriyor. Ve bu seçeneğin bizim seçeneklerimiz arasında bulunmamasını bir eksiklik olarak değerlendiriyor. Son derece yerinde bir eleştiri. Üstelik bu seçenekte sosyal harcamalara kaynak aktarılmasının bütçe üzerine getireceği yükün, eşanlı olarak sokulacak bir vergi reformuyla azaltılması, hafifletilmesi olanağı doğmaktadır. Dolayısıyla, emekçiler açısından daha tercih edilebilir bir durum ortaya çıkmaktadır. Bu ikinci eleştiri aslında seçeneklerimizin ne kadar geniş bir yelpazeye sahip olduğunu gösteriyor.

Geliniz, IMF dışındaki olası bir seçeneğin tartışılmasını da gelecek yazıya bırakalım.