Bir gazete için komşu ne demek?
11.06.2017 10:27 BİRGÜN PAZAR
İçinden geçtiğimiz bu zor dönemlerin öğrettiği bir gerçek de, tek bir komşu gazetenin eksikliğinin bile geride kalanların anlamlarını da değiştireceği, onları biraz daha yalnızlaştıracağı ve mahalleyi de giderek ıssızlaştıracağıdır

FATİH POLAT

Birkaç gün önce sevgili Can Uğur, BirGün Pazar için, Evrensel’in yeni yaşı ve basın özgürlüğüne ilişkin bir yazı istediğinde, aklıma gelen ilk şey, Evrensel’i anlatmaktan ziyade komşudan gelen bu anlamlı davetin bir gazete için manasını içeren bir yazı yazma fikri oldu. Evrensel’i böyle bir bağlam içinde anlatmak, son 15 gün içinde iki ayrı Evrensel yazısı yazmış olan benim için de daha anlamlı.

Komşuluk teması belli bir dönem öncesine kadar edebiyatın, hikayenin, romanın önemli konularından biriydi. Bunu sinema ve televizyon dizileri için de söylebiliriz. Günümüz açısından ise komşuluk, eski zamanlara ait, tebessümle hatırlanan nostaljik bir insanlık hali gibi algılanıyor.

Ve çoğu zaman, bize çocukluğumuzdan itibaren çeşitli biçimlerde öğretilen sözcüklerin daha bütünlüklü anlamlarını, ancak deneyimleyerek hissederiz. Komşuluk da öyle.

Doğup büyüdüğüm, belli dönemlerde ayrılıp yine geri döndüğüm Eyüp’ün İslambey Mahallesi’ndeki sokağım ile aramdaki ilişki, ‘komşu’ sözcüğünün, TDK Büyük Türkçe Sözlük’teki ifadesi olan “Konutları yakın olan kimselerin birbirine göre aldıkları ad”dan çok daha fazlası. Ama bunu bu haliyle hissedebilmem de uzun yıllarımı aldı.

Sokağımızda evimizin önünden geçen yolun karşısındaki komşuların olduğu taraf Gaziosmanpaşa Belediyesi’ne bağlı. Geçtiğimiz yıl o taraftaki komşuların evleri, kendileriyle yapılan görüşmelerle, yapılacak çok katlı binalardan daire verme vaadiyle yıkıldı. Bazıları aynı yerde kurulacak büyük binaların içindeki bir dairede yeni hayatına devam edecek, bazılarıysa kentin başka bir yerinde.

İşte bu andan sonra, sabah evden çıkarken ya da akşam eve biraz daha erken dönebildiğim zamanlarda bana seslenerek takılan 90’lı yaşlardaki Yaşar Amca, onun oğlu Murat Abi ve bahçelerinden yükselen Saka sesleri yok artık. Onların evinin yan tarafında, sokağa girerken evlerinin önünde bizi karşılayarak selamlaştığımız Şerife Yenge (Öz yengemiz değil, niyeyse öyle diyoruz), eşi ve çocukları da yok.

Ya da karşılaştığımızda, güzel bir selam vermek adına “Seni büyük gazetelerde görmek isteriz” diyen, mahalledeki eş dost. Üstelik ben meslekte emekliliğini dolduracak yaşa gelmişken. Onların da birçoğu artık burada değiller. Kentsel dönüşümün hayatımızdaki sonuçları bunlar. Komşuların olduğu yerde artık, büyük bir boşluk ve inşaat çalışması var. Onların yarattığı bu boşluk, ‘komşu’ sözcüğünün içini benim açımdan fazlasıyla doldurdu.

Bizim mahallenin farklı sokaklarında yayın yapan gazeteler açısından da komşuluğun değeri sanırım zamanla daha iyi anlaşılır oldu. Evrensel ve BirGün çalışanlarının, düzenli olarak yaptıkları halı saha maçlarına Cumhuriyet de katıldı. Özgürlükçü Demokrasi de topa girse ne güzel olur. Bu arada, çocukluğumda mahalle takımının kaleciliğini yapan ben, artık çok gol yiyebilirim ve bizim çocuklar mahçup olabilir diye bu maçlara katılamıyorum (!)

Komşu gazeteler arasındaki maçlarda skor ne olursa olsun kazanan dayanışma oluyor. En keyif verici olanı da bu.

Medya ortamındaki tekelciliğin yoğunlaşmasının yanısıra, siyasal iktidarın elinde büyüyen havuz sistemi ve iktidarın, basın tarihinin en yoğun baskı dönemlerinden birini yaşatmasının sonuçları da sanırım bizim tarafın gazeteleri için de komşu sözcüğünün değerinin daha hissederek deneyimlenmesini sağladı.

Komşu gazeteler arasında habercilik açısından dayanışma ile tatlı bir rekabetin yan yana yürümesinde bir sorun yok. Ayrıca, komşu gazetelerin çeşitli açılardan yapıcı ve dönüştürücü olma kaygısı ile birbirlerini eleştirmeleri de komşuluk hukukuna hiçbir zaman halel getirmez. Zira, komşunun yüzüne karşı açık konuşanı, dedikoducu olanına her zaman tercih edilir.

İçinden geçtiğimiz bu zor dönemlerin öğrettiği bir gerçek de, tek bir komşu gazetenin eksikliğinin bile geride kalanların anlamlarını da değiştireceği, onları biraz daha yalnızlaştıracağı ve mahalleyi de giderek ıssızlaştıracağıdır.

Sadece okurlarımızın değil, komşularımızın da gösterdiği dayanışma kadar güçlüyüz. Hayat da bir kez daha gösteriyor ki, komşu komşunun külüne muhtaç.