Bir insan terbiyecisi olarak kedi
FERİDUN NADİR FERİDUN NADİR
Bir kedinin sahibi olamazsınız. Bunu denemeyin. Kendinizi bir kedinin sahibi sanabilirsiniz ancak. Bir kedinin esiri olabilirsiniz ama. Şanslıysanız bir kediyle arkadaş olabilirsiniz. Ama zahmetlidir o da. Hırçınlık yaparsanız sizi yok sayabilir yahut cezalandırabilir. Kedi, tıpkı çilingir gibi harikulade bir insan terbiyecisidir.

Rakı, yakınlaştırır. Sohbeti kaynatır. Meşguliyeti muhabbet üzerinedir. Adabıyla içildiğinde çekişmeleri anlamsızlaştırır. Biz fanileri sofrasında eşitler. Rahmi Koç’lara filan geçici de olsa biz sıradan insanlar mertebesine yükselme şansı verir.

Kedi de yapar bunu.

DEVE GÜCÜ TAZI HIZI 
Asteriks’te hayat sihirli iksir üzerinden yürür. Beyinleriyle değil omurilikleriyle hareket eden alçak Romalılar ne zaman sorun çıkarsalar Galyalılar iki tek iksir atarlar, hop Romalılar şamaroğlanı olur. Oburiks’i bilirsiniz. Halit Kıvanç’ın taktığı adıyla Hopdediks. Küçükken sihirli iksir kazanına düştüğü için ona iksir verilmez. O hep ister ama verilmez. Çünkü o hep “deve gücü tazı hızı”ndadır.

İşte kedi de Oburiks misali sanki küçükken rakı kazanına düşmüş gibi yaşar. Gerçek bir ehlikeyiftir. 

KEDİ ZAHMETLİDİR 
Beslenmek, uyumak, temizlenmek, oynamak, avlanmak ve elindeki işi bitirmek (yaşadığı evin tuvalet kâğıdını eve yaymak gibi) dışında bir iş yaptıramazsınız. Bütünüyle bir eve kapatıp terk etmemişseniz yahut sokakta bir parça çöp için cansiperane savaşmak durumunda değilse canını sıkamazsınız. 

Kedi zahmetlidir. Köpek gibi değildir. Köpek çağırınca gelir, kafasını sevince kuyruğunu sallar. Bırakın çağırınca gelmeyi sahibinin parfüm kokusundan dışarı çıkılacağını anlayan köpek vardır. Hazırdır yani. Bira gibi. Çok güzeldir, çok sevimlidir. Ama hep hazırdır, hep hizmetkârdır, eşit ilişki kurmak neredeyse imkânsızdır ve kedinin olmadığı yerde Abdurrahman Çelebi’dir.

KEDİNİN SAHİBİ OLMAK MI?
Bir kedinin sahibi olamazsınız. Bunu denemeyin. Kendinizi bir kedinin sahibi sanabilirsiniz ancak. Bir kedinin esiri olabilirsiniz ama. Şanslıysanız bir kediyle arkadaş olabilirsiniz. Ama zahmetlidir o da. Hırçınlık yaparsanız sizi yok sayabilir yahut cezalandırabilir. Kedi, tıpkı çilingir gibi harikulade bir insan terbiyecisidir.

Kediyle çilingir arasında farklar da vardır tabii. Çilingir şımarmaz. Çilingirle ilişkiniz hep bir denge içerisinde yürür. Siz bu dengeyi bozmadıkça çilingir de bozmaz.

KEDİNİN ESİRİ OLMAK 
Ama kedi sizi esiri haline getirebilir. Bakmayın kıçını yalayarak temizlediğine, unutmayın ki kedi varoluşsal olarak aristokrattır. Kediyle başa çıkabilmek için karşısında karakter sahibi olmak, en az onun kadar direnebilmek gerekir. Yoksa maazallah stadyuma gelen rock yıldızlarından daha zor olur beslemesi. Eğer kediyle seviyeli bir ilişki kuramadıysanız size kafayı yedirtme potansiyeline sahiptir. Dikkat edin “seviyeli” diyorum. Sert yahut mütehakkim değil. Yerinizi bileceksiniz, net olacaksınız. Yukarıdan bakmayacaksınız, yaranacağım diye karaktersizlik de yapmayacaksınız. Popüler deyimiyle diklenmeden dik duracaksınız.

Yoksa maazallah kafayı yersiniz.

Bir kedi sabahın köründe uyanmanız için yırtındıktan, ve sizi uyandırdıktan, kendisine yemek koydurduktan sonra gidip uyuyacaktır. Tabii ki bunu böyle yapacaktır. Size düşen de şaşkınlıkla bakmak olacaktır.

EVCİL KEDİ OLMAZ 
Kedinin evcilleştirilmesi üzerine tartışmalar vardır. Tarih konusunda fikirler muhteliftir. 8-10 bin yıl öncesine kadar taşıyanlar vardır. Fakat burada, siz BirGün okurlarına açıklıyorum gerçeği: Kedi evcilleşmemiştir. Vallahi de billahi de evcilleşmemiştir. Evcilleşmiştir diyen, kucağında mırıldayarak yatan kediyi yanlış anlamıştır.

ÜSTÜN IRK  
Kedi, bir üstün ırk mensubu, bir çeşit “die harrenrasse”dir. Kediler ilk olarak Pliyosen Çağı’nda (5,3-3,6 milyon yıl önce) ortaya çıkmış ve inanılmaz bir şekilde, günümüze dek çok az değişikliğe uğramıştır. Ben söylemiyorum, Britannica söylüyor. Dilediğiniz kadar benim gibi, her türlü ayrımcılığa, başta ırk ayrımına karşıyım deyin, durum budur: İnsanın haddini bilmesi gerekir. Kediler üstün ırktır. Ve asla evcilleşmemiştir. O çita, kaplan filan var ya, bu evlerde sokaklarda yaşayanla tek farkı boyudur. 

Zaten bu yüzden “ihtiyaca göre” binlerce köpek cinsine mukabil sadece, hakikaten sadece 2 tane kedi cinsi vardır. Yine ansiklopedik bilgi: Bugün genetik anlamda geçmişi eski çağlara dayanan evcil kedi cinsi 2 taneyle sınırlıdır. Bunlar Mısır Mau’su ve Habeş cinsi kedilerdir.

KEDİYE TAPMAK  
Kedinin hayatımıza girmesi şu şekilde olmuştur: Mısır’da (Evet, bu işler böyle. Çin değilse Mısır’dır) hayat tahıl üzerine dönüyordu. Devasa tahıl ambarlarının da en büyük derdi kemirgenlerdi. İnsanlar farelerle başa çıkabilmek için kedileri desteklemeye başladılar. Ve bu kedileri bir süre sonra besleyebilir, hatta sevebilir oldular ve evcilleştirdiklerini sandılar. Eh, evrimini epey önce tamamlamış, üstün ve ehlikeyif kedilerin “ekmek elden su gölden” bir hayata itiraz etmelerini beklemek çılgınlık olurdu halbuki.

Nitekim zaman içerisinde zavallı Mısırlılar diklenmeden dik durmayı beceremedi ve kedilere tapmaya başladı. Rahipler, bir kediyi kasten veya kazara öldürmenin cezasının ölüm olacağını beyan ettiler. Kedilerin ölümünden sonra mumyalanması ve kutsal yeraltı mezarlarında saklanması da tipik bir olaydır. Mısır’da yapılan kazılarda ortaya çıkan binlerce mumyalanmış kedi de bunun kanıtıdır.

KEDİ FOTOĞRAFLARI  
Malumunuz İnternet’te bebek fotoğraflarından çok kedi fotoğrafları, videoları paylaşılır. Bir de o paylaşımları yapanlara gıcık kapanlar vardır. Derler ki: Ayy, yine mi kedi! 

Evet, yine kedi. Bunu diyenleri takip edin, gizli gizli seyrederler o videoları. 1980’ler arabeski gibi. Kimse dinlemez, herkes ezbere bilir.

Velhasıl, daha önce söylediğimizi tekrar ediyoruz: Hayatta en hakiki mürşit kedidir.