Bir koca adam ölmüş diyorlar
FERİDUN NADİR FERİDUN NADİR
Mississippi’de blues, geçen yüzyılın başında neyse bugün de o. Elektrik de verilse öyle, şehirde kalsa, kırsala yayılsa, icrası şan denemelerine boğulsa da o. Blues bu yüzden rakı gibidir, Go oyunu gibidir. Kuralları basittir, ama kesindir. Uygulaması bir ömür ister. Mississippi yahut blues deyince akla ilk gelen birkaç isimden birisi de BB King’dir. BB King tek başına bir blues tarihi gibiydi. Büyük, çok büyüktü. Çoktu. Her şeyi çoktu. Cüssesi büyüktü. Şarkısı çoktu. BB King’i defalarca sahnede seyrettim, sohbet ettim. Onun müziğiyle çok çilingirler kurdum. Onun müziğiyle âşık oldum, gezdim, eğlendim, hüzünlendim.BB King ölmüş dediler. Ben nasıl başka şey yazayım?

İnsanları birleştiren şeyler vardır. Bir çeşit iletişim aracıdır o şeyler. Rakı değil sadece. Ne bileyim Monopoly oyunu da böyledir. Ben dahil birçok insan İstanbul caddelerini, semtlerini bu oyundan öğrenmiştir. Top Secret filmi böyleydi eskiden. Konusu açıldı mı susamazdınız. Muhakkak filmden birkaç espri anlatmanız gerekirdi. Selvi Boylum Al Yazmalım’dan isim, Baba serisinden alıntı sıralamak her daim muhabbet koyultucudur.
Bazı çekişmeler dahi böyledir, sohbet ettirir. Canon-Nikon, Mac-PC, Led Zeppelin-Deep Purple…
Yaygın yahut düşük dozlu versiyonları vardır. Neşet Ertaş yaygın versiyona iyi bir örnektir. Murat Meriç’le kaç kere denemişliğimiz vardır. Hem de 90’larda. Neşet Ertaş muhteşem dönüşünü yapmamışken. Formül basitti: Sosyalleşmek yahut boyut değiştirmek, yeni muhabbet açmak mı istiyorsun? Bir ses kaynağı bulup Neşet Ertaş yerleştir. Muhabbetin göbeğine oturacaktır. Esengül var bir de... Tolga Arvas’la da Esengül denerdik. O daha az insan toplardı. Ama o toplananlarla canciğer kuzu sarması olma garantisi vardı.

SOHBET AÇICI: BLUES
Bizim gibi tanışmayan insanların ‘sohbet açma’ derdiyle kıvrandığı, hatta tanıyanların bile haybeye (Nasılsınız? Daha nasılsınız? Daha daha nasılsınız?) muhabbet ettiği toplumlarda bu birleştirici unsurlar çok kıymetlidir.
Blues külliyen böyledir işte. Yeni arkadaşlıklar kurar, her türlü zihinsel alışverişe uygun ortam sağlar. Kendi kuralları vardır.
Dipsiz bir muhabbettir bu.

HER CEVHERİN BİR KAYNAĞI VAR
Mississippi uzak memleket. Benim gitme şansım oldu. Ayıptır söylemesi gitmek bir kenara karış karış gezdim. Juke joint derler bizim meyhanenin blues versiyonu, oralarda sadece bira ve viski değil, rakı da içmişliğim, blues’cularla yarenlik etmişliğim, blues’cuların efsane oteli Riverside’da kalmışlığım, hatta dünyaca ünlü blues’culara rakı ikram etmişliğim, efsane Robert Johnson’un mezarı başında çilingir kurmuşluğum oldu.
Hep bir sıcaklık, hep bir bilgelik, biraz umursamazlık, biraz neşe, biraz hüzün. Hepsinden vardı.

EHLİKEYİF DİYARI
Her ülkede bir ehlikeyif habitatı bulunur. ABD’nin ehlikeyif habitatı da blues diyarı Mississippi’dir. Hep bir atalet, bir sakinlik vardır. Gittiğim yerlerde tıraş olma alışkanlığım vardır. Berberler hem sohbet merkezleridir hem de Mississippi’de berberlerin ayrı bir önemi vardır. Pek çok müzik olayı berber salonlarından yayılmıştır. Örneğin ragtime.
Ben de bir berber buldum. Fakat o berberi asla açık bulamadım. Her gittiğimde dükkânda bir şeyler değişmiş oluyordu. Yani belli ki açılıyordu. Ama ne vakit? Bir türlü tutturamıyordum. Yolda birisini bulup sorduğumda şöyle bir cevap aldım: Sahibinin ne zaman çalışmak isteyeceğini ben nereden bilebilirim?
Hem pes hem alkış.

DEĞİŞMEDEN GELİŞMEK
Mississippi’de blues, geçen yüzyılın başında neyse bugün de o. Elektrik de verilse öyle, şehirde kalsa, kırsala yayılsa, icrası şan denemelerine boğulsa da o.
Bir müzik, ancak evrimini tamamlamışsa blues kadar devrimci olup da nasıl değişmeden yürüyüp gidebilir.
Blues bu yüzden rakı gibidir, Go oyunu gibidir. Kuralları basittir, ama kesindir. Uygulaması bir ömür ister.
İçinden cazı, rock’ı çıkarmış, kendisi bozulmamıştır. Gidip Jameika’da icraya kalkışmışlar, sonuç reggae olmuştur.

MÜTEVAZILIK VE BLUES
Bizim burada ve Avrupa’da afili festivallerde, büyük salonlarda çalan o bluescuların pek çoğu Mississippi’de 1 Amerikan Doları bahşiş için oturdukları yerden kalkıp teşekkür ederler. Müthiş insanlardır. Bana sorarsanız pek çoğu bu mütevazılık ve ehlikeyiflik sayesinde uzun yaşar. Uzun ve iyi yaşar.
Dünya müzik hayatını belirler ama para kazanamaz. Örneğin efsane Muddy Waters dünya popüler müzik hayatını değiştirecek acayiplikte işler yaparak yaşamış, lakin listelere girmesi Mannish Boy şarkısının Levi’s tarafından reklamda kullanılmasıyla olabilmiştir.


BB KING
Mississippi yahut blues deyince akla ilk gelen birkaç isimden birisi de BB King’dir. BB King tek başına bir blues tarihi gibiydi. Büyük, çok büyüktü. Çoktu. Her şeyi çoktu. Cüssesi büyüktü. Şarkısı çoktu. Çok işler yaptı. Çok çalışkandı. Turnede, sahnede yaşıyor, yılda 250 konser veriyordu. Blues soluyor, blues konuşuyordu. Bu yüzden pek bir özel hayatı da yoktu.
Güler yüzlüydü. Müthiş bir müzisyendi. Herkesi çok etkiledi. Yüzlerce albüm, on binlerce konser, binlerce şarkı yaptı. Güzel yaşadı.

GİTAR ADAM
Ustayla ilgili çok bir şey yazacak değilim. Bir de gitarını anlatıp susacağım. BB King’in gitarının bir ismi vardır. Bir gün çaldığı kulüpte kavga çıkar. Kavga yüzünden soba devrilince alevler sarar her yeri. BB King de insanlarla beraber kaçar. Ama gitarı içeride kalmıştır. Bin bir güçlükle kurtarılan gitarına kavga sebebi olan kadının adını verir: Lucille.
Fakat üstadın gitarla ilgisi hep bir acayip olmuştur. Bütün “en iyi gitaristler” listelerinde bulunmasına rağmen kendisini iyi bir gitarcı olarak görmez. Hatta gitar çalarken şarkı söyleyemez, “kafam karışıyor,” der.

BİR KOCA ADAM ÖLMÜŞ DİYORLAR
14 yaşımdan beri blues meftunuyum. BB King’i defalarca sahnede seyrettim, sohbet ettim. Vicksburg’daki BB King müzesinde bir tam gün geçirdim. Onun müziğiyle çok çilingirler kurdum. Onun müziğiyle âşık oldum, gezdim, eğlendim, hüzünlendim. Arkasından akrabamdan bahseder gibi konuştum.
Demin BB King ölmüş dediler. Ben nasıl başka şey yazayım?
Güle güle koca adam. Şerefine.