Bir meslek intihar ederken selfie çekmek
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN
Pazartesi sabahı karşılaştığımız bir görüntü, insanlıkla bağlarını henüz koparmamışlar için acıydı.

Pazartesi sabahı karşılaştığımız bir görüntü, insanlıkla bağlarını henüz koparmamışlar için acıydı. Bir insan intihar etmek üzere Boğaziçi Köprüsü’nün korkuluklarında dururken, bir polis onu da kadraja alarak selfie (özçekim) yapıyor, bir kısmı da trafik tıkandı diye köprüden atlayana hakaretler yağdırıyordu. Bu durum, Soma’daki iş katliamı sırasında, orada sözde “gazeteci” olarak bulunan Abdülkadir Selvi’nin maden girişinde “selfie” çekip, sosyal medyaya bırakmasını akla getirdiyse de, başkalarının yerine utanma güdüm yüzünden pek değinmek istemem. Gazeteciliğin intiharıyla arasında bir analoji kurulabilir sadece. Gazetecilik mesleği bunca alakasız insanlarca kuşatılmış ve neredeyse intihar etmek üzereyken, hâlâ sendikal bir kalkışma olmaması, o polisin selfie çekmesine çok benziyor bana kalırsa.

Herkes, her şey çok normalmiş gibi yazıyor, çiziyor; günlük tartışmalar öylece yürüyüp gidiyor. Gazeteciler bir bir uzaklaşırken, iş takipçileri her alanda köşeleri tutuyor. Bir –mış gibi yapma edimi tüm köşeleri tutmuş gibi. Sanmayın ki, bundan kendimi yahut bir grubu azade tutuyorum. Bilâkis dahiliz. Hatta okuru bile ayrı tutamam yer yer. O yüzden bu haftaki Köşe Vuruşu’nda utançla, bu hafta hiç hakkıyla tartışılmayacağından adım kadar emin olduğum iki haberi bırakıp kaçacağım, isterseniz buna gazeteciliğin intihar “selfie”si diyelim:

BU 1037 KİŞİ ŞİMDİ NE YAPIYOR?
“Türkiye Gazeteciler Sendikası raporuna göre 2014 yılının Ocak-Ağustos dönemini kapsayan ilk sekiz ayında 981 basın emekçisi işten çıkartıldı. 56 basın emekçisi ise çeşitli nedenlerle işinden istifa etti.” (sol.org.tr – 31 -08-2014) Bu çeşitli nedenleri hepimiz az çok biliyoruz. O çeşitli nedenlere rağmen içeride katlananları da biliyoruz.

ERRRRKEK GÜCÜ
Bir başka haber: “Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2013 Yazılı Medya İstatistikleri verisine göre Türkiye’deki gazetecilerin yaklaşık yüzde 70’i erkek. TÜİK’in verilerine göre Kasım 2013 itibariyle, yazılı medyanın yayın, basım ve dağıtım bölümlerinde toplam çalışan sayısı 66 bin 374. Bunun 46 bin 54’ü nü yani yüzde 69.3’ünü erkekler oluşturuyor. Yazılı medyada çalışan toplam kadın sayısı ise 20 bin 320. Ayrıca TÜİK’in 2012 yılına ait verilerine göre, yazılı basında sarı basın kartlı gazetecilerin yüzde 78.22’si erkek.” (Tuğçe Özsoy-Çağan Koç- The Wall Street Journal Türkiye)

Gazeteciliğin sadece geçen haftaki “selfie”sinin sonucu bu. Daha ötesini zaten her hafta yazıyoruz. Ben bir gazeteciden ziyade, hasbelkader gazeteciliğin akademik eğitimini almış bir gözlemci olarak bu manzara karşısında söyleyecek fazla bir şey bulamıyorum. Türkiye’de gazetecilik hiçbir zaman dört başı mamur olmadı eyvallah, zamanındaki “sendika” uygulamalarının da mükemmel olduğunu söyleyemeyiz, ama eğer sendika bir şekilde medyada tutulabilseydi, sendikayı atmaya çalışanların kararlılığı, sendikadan istifa edenlerde olsaydı her şey bu kadar kolay gelişebilir miydi? Yahut kamuoyu; gazeteciyi sendikayla korumanın, haberin kendisini de korumak olduğu şeklinde bilgilendirilebilseydi, bu selfie yine de çekilebilir miydi? Ne diyordu o Twitter fenomeni selfie çekerken: Çok tatlıyız di mi?