Bir rahibin duası Türkiye ekonomisini kurtarmaz
10.08.2018 01:12 EKONOMİ

YALÇIN KARATEPE

Geçen haftadan beri ekonomi gündemimiz, özellikle kurların çok yükselmesiyle birlikte, Türkiye ABD ilişkileri üzerinden yorumlanıyor.

Amerikan hükumetinin İçişleri ve Adalet Bakanlarına yönelik aldığı yaptırım kararı sonrası daha belirgin şekilde bozulan ilişkiler TL’nin hızlı değer kaybetmesinin gerekçesi olarak kullanılıyor. Hafta başında hızla yükselen döviz kurları sonrasında ABD’ye gönderilen ve bürokratlardan oluşan heyetin yaptığı görüşmelerden bir sonuç çıkmadığının anlaşılması üzerine, Türk Lirası perşembe günü de değer kaybetmeye devam etti ve bu yazının yazıldığı saatlerde dolar 5.44 liraya kadar yükseldi. Vadeli işlem piyasasında ise bir yıl vadeli dolar forward kontratları 6.50 lira seviyesinde işlem görüyor.

Peki, TL’nin bu kadar hızlı değer kaybetmesinin gerekçesi ABD ile bozulan ilişkiler mi? Bu sorunun yanıtı kesin ve net bir şekilde hayır.

Liranın hızlı değer kaybetmesinin temel gerekçesi Türk ekonomisinin bozulmuş olmasıdır. Enflasyonun %16’ya dayanmış ve hâlâ yükseliyor olması, cari açığın milli gelire oranının %6 seviyesine çıkmış olması, ekonomik büyümenin çok hızlı yavaşlıyor olması, bütçe açığının giderek artıyor olması gibi temel ekonomik sorunlarımız önümüzde durduğu sürece liranın değer kaybetmesi kaçınılmaz olacaktır.

Ekonomi yan yatacak

Bu duruma bir gecede gelmedik. AKP iktidara geldiği günden beri uyguladığı yanlış ekonomik politikaların bedelini ödüyoruz. Dünyada para bol ve ucuzken Türkiye yüklü miktarda dış kaynak kullandı. Hazine verilerine göre 2018 yılı birinci çeyrek sonunda dış borç stokumuz 466 milyar dolara yükselmiştir. Ancak alınan bu yüklü krediler ekonomide verimli alanlarda kullanmak yerine başta gayrimenkul olmak üzere, alışveriş merkezleri, “dev projeler” gibi üretken ve verimli olmayan alanlara harcanmıştır. Ekonomik sorunların ciddiyetini anlayamayan hükumet hâlâ televizyon kanallarında “Kanal İstanbul”, “Millet Bahçeleri” gibi projelerini anlatıyor. Vatandaşlar millet bahçelerinde yan gelip yatma fırsatı bulamadan ekonomimiz yan yatacak.

Almanya'dan 37 kat daha riskliyiz

Dünya ekonomisinde gelişmekte olan ülkeler aleyhine yaşanan gelişmeler, artan dolar ve avro faizleri, riskli ülkelere olan yatırımcı ilgisinin azalması gibi gelişmelerle birlikte değerlendirdiğimizde bugün yaşanan ekonomik sorunların kaçınılmaz olduğu gerçeği ile yüzleşiyoruz. Perşembe günü itibariyle Türkiye’nin kredi riskinin en temel göstergesi olan CDS puanı (temerrüt risk primi) 370 puana yükselmiştir. Almanya’nın CDS puanının 10 olduğunu dikkate aldığımızda Türkiye’nin Almanya’dan 37 kat daha riskli bir ülke olarak algılandığı gerçeği ile yüz yüze geliyoruz.

Ekonomi yönetimi ise kendi yarattığı bu sorunlarla yüzleşmek yerine sorumluluğu “dış güçlere”, “Türkiye’nin yükselmesini istemeyenlere”, “ Türkiye’nin büyük yürüyüşünü durdurmak isteyenlere” yıkarak kurtulmaya çalışıyor. Ancak gerçekler, siz kabul etmeseniz dahi, önünüzde dağ gibi durmaya devam edecektir.

İzmir’de ev hapsinde tutulan rahip A. Brunson’un serbest bırakılması durumunda edeceği dua da Türkiye ekonomisini düzlüğe çıkarmayacaktır.