Bir siyaset “oyunu” olarak idam!
Ayşenur Arslan Ayşenur Arslan

Bu ülkede Menderes ve arkadaşlarının idamları da unutulmadı, unutulmaz. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamları da...

Sadece bu ülkede mi! Bu çağda mı!

Aslında insanlık tarihini idam olgusu üzerinden anlatabiliriz. Zira, tarih savaşlarla örülmüştür. Ve açık / kapalı tüm savaşlarda “düşmanı öldürmek” meşru sayılmıştır.

Şeyh Bedrettin örneğin.. Sadece çağının değil, çağların öncüsü sayılacak bir atılımla isyan etti ve sonu -taraftarlarının korkunç bir kıyıma uğramasının ardından- darağacından ölüm oldu.

İdam kararı her zaman böyle, padişahın / kralın / diktatörün tahtına yönelik bir tehlike ile gelmezdi.

Padişahın / kralın / diktatörün sahip olduğu her hangi bir şeye göz dikilmesi de aynı sonucu doğururdu.

Camus-Koestler ikilisinin muhteşem yapıtı “İDAM”, Orta Çağ’dan buna dair akıl almaz örnekler verir.

İngiltere’de, mürekkep hokkası çaldığı ya da kralın arazisinde bıldırcın avlamaya kalkıştığı için hüküm giyen.. Ve upuzun bir sıra halinde idam edilmeye götürülen çocuklar anlatılır.

Hiç kuşkum yok. O çağın İngilteresi’nde toplumun önemli bölümü bu cezanın “uygun olduğunu” düşünüyordu. Tanrı böyle istiyor olmalıydı.. Zaten onlar yüce yargıçlardan daha mı iyi bilecekti.. Değil mi!

•••

Avrupa, upuzun ve acılı bir sürecin sonunda “suç ve ceza” yorumunda bugüne geldi. Elbette, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki “meşru cinayetler” bir yana!!

Avrupa geldi de.. Dünyanın pek çok köşesi hala bu vahşi yöntemi kanla beslemeye devam ediyor.

Baksanıza, yanı başımızdaki İran eşcinselliği bile idamla cezalandırıyor. Eşcinsel diye, zina yaptı diye insanlar vinçlerin ucunda ve herkesin gözü önünde asılıyor. Teşhir ediliyor.

Zira Mollalar Cumhuriyeti, varlığını din adına korkutmaya borçlu olduğunu düşünüyor.

Sadece İslam adına konuşanlar değil, bağnaz -yani yine din adına korkmaya / korkutmaya inanan- Hıristiyanlar da idamı savunuyor.

Türkiye’de idam çığlığı atanların AYNI SAFTA olduğunu görmek şaşırtıcı değil elbette.

Bu konuda fikir sahibi olmak için, bağnazlık konusunda rakip tanımayan Yeni Akit Gazetesi’nin yazarlarını okumak yeter.
Hasan Aksay, örneğin.. Geçen yıl, Erdoğan’ın “idam için referandum yapabiliriz” sözleri üzerine şunları yazmıştı: .

“Batı, terörist beslemeyi ucuzlattığı için idam cezasını kaldırıyor. Barış isteyenler niçin kaldırsın? Kaldı ki, idam adalettir, barıştır, huzurdur. Ayrıca zirvedeki ceza olarak, her suçla ceza arasında denge şart. Bu dengenin hem yaygın olarak, hem uyumlu sağlaması ve kolay olması gerekir ki, kamu vicdanı, ‘Şeriatın kestiği parmak acımaz’ diyerek tatmin olsun.”
Bu görüşteki yazarlar genellikle çocuk istismarını, cinayetlerini ya da trafik canavarlarını örnek verir. O suçlara idam ister. Hiç kuşkusuz, ŞİMDİLİK!

Öyle ya, yarın kimler için aynı talepte bulunacaklarını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. Abdülhamit dizisinde kadın pedi reklamına delirip “sorumluların kellesini isteyen” şu MEŞHUR yazar Ahmet Maranki bize yeterli ipucu veriyor!
Kendimizi kandırmayalım. Bu korkunç zihniyetin karşısında şu anda sadece Avrupa var. Yani, Avrupa Birliği bahane, yolunu gözlediğimiz yatırımcılar / fonlar / kaynaklar..

Avrupa ile aramızdaki makas açıldıkça.. Ekonomik veriler bozuldukça.. Erdoğan ülkeyi yönetmekte giderek daha da zorlandıkça..

Bir bakmışsınız idam Meclis gündemine girivermiş. Ne de olsa MHP dünden razı. Hiç kuşkunuz olmasın İYİ Parti de hazır. İş, 300 küsur elin havaya kalkmasına kalır. Tıpkı Denizler’in idam kararının onaylanmasında olduğu gibi..
•••

Hadi FETÖ’cüleri anladık.
Bir zamanlar Erdoğan’a destek olan.. Hatta Avrupa’ya, Batı’nın saygın gazeteleri / sivil toplum örgütlerine Erdoğan’ı överek anlatan.. Neredeyse “kefil” olan isimlerin bugün müebbet hapis cezası almış olması yeterince “anlamlı” değil mi!

Sizce Erdoğan, Avrupa ile köprüleri atmakla sonuçlanacak olmasa idamı getirmez mi!

Çocuk katillerinden başlayıp, sonra işi “düşmanları darağacına göndermeye” vardırmaz mı!

Hazır çıta yükselmişken, birileri deistler / ateistler ve hatta eşcinseller için bağırmaya başlamaz mı!

Daha şimdiden dar geleceği belli olan TEK ADAM GÖMLEĞİ’ni dayatmak için idamı, siyasetin -neredeyse meşru- oyunu / aygıtı haline getirmez mi!

Peki... Başta CHP, muhalefet.. Toplumsal tepki.. Bu gidişi tersine çevirebilir mi!

Hatırlayın. Osmanlı’da idam cezasına “siyaset” adı verilirdi. Cezanın uygulandığı yere de “siyaset meydanı”.

20 yıl önce, bu, benim / bizim için Ali Kırca’nın sunduğu programın adıydı.

Bugünse korkunç bir ihtimalin şifresi!

Sizi bilmem ama, ben bugünleri 20 yıl önce kabuslarımda bile görmezdim.

Yarınlar içinse daha şimdiden kabus görüyorum.

Umarım yanılıyorumdur.

Ve umarım, O GELECEĞİ yaşamamak için umuttan daha fazlasına sahibizdir!