Bir umut öyküsü
16.02.2017 08:02 YAŞAM

ERK ACARER [email protected] @eacarer

Sanki bütün kötülükleri siler gibi… 9 gün boyunca düştüğü kuyuda kalan yavru köpeği kurtarma operasyonu umut ışığı saçıyor. Tuhaf bir rüzgâr! Kuyunun dibinden çıksa ülke de kurtulacak belki. Böyle bir hissiyat... Beykoz’un köylerinden biri; Dereseki’de onlarca insan toplanmış, bir kuyunun başında yavru köpeği kurtarmaya uğraşıyorlar. AFAD’ı, Kızılay’ı gönüllüsü orada. Sonunda Türkiye Taş Kurumu personeli de o tepeye geliyor.

Bir turistik tesise ait köpeğin yavrularından bir. 60 metrelik bir sondaj kuyusunun dibinde yaşam mücadelesi veriyor. Dipteki 1.5 metrekarelik dehlize saklanıyor. Adını adeta kendi koyuyor: Kuyu. Canlı dostlarının akılları onda: Direnkuyu!

3 ayrı teknik
Günlerdir farklı tekniklerle kurtarılmayı bekliyor. Hayvan Hakları Konfederasyonu İstanbul Koordinatörü Barış Şengün, “3 ayrı teknik denedik. Önce dikey hareketlilikle çıkarmaya çalıştık, kaçınca yatay performans da gösteren cihazlara geçtik” diyor.

Yani bir kuyuya ip sallamak yetmiyor, kaçan yavru köpeği saklandığı dehlizde de takip edip tutmak gerekiyor. Panoromik bir kola ihtiyaç var. İşte üç ayrı teknik, üç cihaz bu.
Cihaz dediğin; birini Bahçeşehir Lisesi öğrencileri uğraşıp yapıyor. Olacak gibi ama… Zorluyor.
bir-umut-oykusu-245685-1.
Sonunda aletin bir üst modeli yapılıyor; bir pinomik sistem. Yavru köpekte müthiş bir hikâye gizli. Çıkmadığını gören bir mucit birkaç günde sistemi icat ediyor. Rivalı bir balıkçı-dalgıç. 50 metrelik kabloların ucuna otomatik bir el bir de gece görüşü olan kamera bağlıyor.

Onlarca kişi kabloları ite çeke kuyuya indiriyor. Şengün; “Dünyanın her yerinden mesaj yağdı. İnsanlar bu köpek kurtarılsın diye çok çaba sarf etti diye anlatıyor: “Onu çıkmasını isteyenler onlarca proje çizip yolladılar. Yeni yeni icatlar denediler. Herhalde bir yıl içinde TÜBİTAK’a bu kadar proje gönderilmemiştir.”

14 Şubat’ı 15 Şubat’a bağlayan gece… ‘Kuyu’, kuyudan çıkmadan önce Şengün kısa bir özet geçiyor: “Ben bu yavru köpeğe söz verdim. Herkes rahat olsun çıkarılacak. Keşke gece yarısından önce olsa bir sevgililer günü hediyesi verebilsek.”

O gece olmuyor ama… Sabaha karşı, yavru köpek kurtuluyor. Koşuyor, oynuyor, belli ki minnet duyuyor. Yerini yurdunu buluyor. Kara gözleriyle bakıyor. Sanki bütün kötülükleri siler gibi… Sanki Gezi’deki bir ağaç, sanki tuhaf bir dönüşüm öyküsü gibi. Kuyu; yeni umut öykülerine teşne bir ışık oluyor. İnsanın çabasını, umudunu, bir canın peşine düşenlerin ısrarlarını anlatıyor.