Bir yanda iş, aş, özgürlük isteyenler öte yanda milletvekilliğinin peşine düşenler!
MERYEM KORAY MERYEM KORAY

Türkiye seçime gidiyor! Müsteşarlar, genel müdürler, belediye başkanları, rektörler, öğretim üyeleri, hâkimler, savcılar arasında milletvekili olma umuduyla istifa eden edene...

Çoğu da AKP’den milletvekili adayı olmak için sıraya girmiş durumda; gördüğüm kadarıyla hepsi de erkek... Üst düzey bürokrasi deyince kadın ne ararsın; orası da ayrı!  Onlara bakıp, “bürokrasideki kadrolaşmanın bundan daha güzel ispatı olabilir mi” diye düşünmemek mümkün değil! Anlaşılan o ki, hizmetlerinin karşılığını alma zamanının geldiğini düşünmekteler; dertleri de, münasip kişilere hem geçmiş hem gelecek hizmetler açısından “liyakat ve sadakatlerini“ ispat etmek!

Ankara’ya gidenler arasında başka dertleri olanlar da var. Mesela Soma İşçileri, 301 arkadaşlarının ölümünden sonra madenlerin kapanması, işsiz kalmaları ve verilen vaatlerin tutulmaması nedeniyle dertlerini anlatmak üzere Ankara’dalar. Aslında ölenlere üzülürken, yaşayanların da pek kurtulamadığını bir kez daha hatırlatıyorlar bize. Pankartları daha çok kıdem tazminatıyla ilgili ama “İş, Aş, Özgürlük” isteyen pankartları da var. İŞ, Aş, Özgürlük, zaten emekçi eylemlerinin vazgeçilmez sloganı. Çok mütevazı, bir o kadar da vazgeçilmez istekler; ne yazık ki, “aslanın ağzından” bir türlü çıkamıyorlar!

İstifalar arasında en çok konuşulan MİT Müsteşarı Fidan’ın istifası. Neler üretilmiyor ki! Başbakanlık koltuğuna oturtanlar da var, Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki sürtüşmelerden söz edip, kimin kime kaç gol attığının hesabına girişenler de; Cumhurbaşkanı için “sır küpü” olan birinin bakan olmasının sakıncalarını sayıp dökenler de var, Fidan’ın istifasının herkesi ters köşeye yatırdığını söyleyenler de...

Sanırsınız, Türkiye’nin en önemli derdi BU! Oysa, Türkiye ayakta!. Mesela Türkiye’nin her yanında mimarlar, mühendisler, şehir planlamacıları, çevre mühendisleri ve daha nicesi TMMOB Yasası’ndaki değişiklikler nedeniyle Ankara’ya yürüyor. Bir yandan örgütsel varlıklarını tehdit eden, öte yandan tarih, kültür ve doğa varlıklarının rant amacıyla elden çıkarılmasını getiren yasaları protesto etmek için yollardalar.

Öte yandan Güneydoğu ve Doğu’da barolar, “İç Güvenlik Paketi’’ne karşı yürüyorlar. İstanbul Barosu’ndan avukatları da, yine bu Paket’e karşı, Salı günü saat 15.00’ten Çarşamba sabahı 08.00‘e kadar Adliye’de oturma eylemi yaptılar.

Bu arada Bülent Arınç, toplumun yüzde 50’sinin oyunu alırken, öteki yüzde 50’nin nefret söylemine yöneldiğini söylüyor. Nefret demesek de, artan kaygı ve korkular ile artan kutuplaşmadan söz etmek kaçınılmaz. Ancak bundan konuşulmasını, iktidarın seçimler açısından kendine yaptığı bir uyarı olarak görebilir miyiz? Hiç sanmam! Böyle düşünürlerse, ektikleri “kötü” tohumları da düşünmeleri gerekir ki, hiç işlerine gelmez!

Mesela, Birleşik Haziran Hareketi’nin “laik ve bilimsel eğitim” için bir günlük boykot çağrısını düşünelim. Eğitim Sen’in boykota katılma kararı aldığını biliyoruz. Yazıyı perşembe günü yazdığımdan, boykotun nasıl  gelişeceğini bilmiyorum. Ancak zorunlu din derslerinin ilkokula kadar inmesi, mahallelerde imam hatip okulundan başka gidilecek okul bırakılmaması, ilkokul çocuklarının başlarının örtülmesi ve 19. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan çok daha vahim kararların, öğrencisiyle, öğretmeniyle, velileriyle, sade vatandaşıyla birçok çevrede ciddi kaygılar uyandırdığını biliyorum. Sonra da “nefret” söylemiymiş!

Başbakan Davutoğlu’nun, İç Güvenlik Paketi’nin çıkacağını söylerken, Kılıçdaroğlu’nu, “Bir partinin başkanısın. Direnmeye çağıracağına sandığa çağırsana be adam” diye payladığını da gördük! Başkan’a özeniyor olabilir ama, daha okuyup yazan biri olarak, Parlamento’dan sivil topluma, hukuktan demokrasiye, üniversiteden medyaya kadar kıskaca alınmış bir toplumda demokrasinin işlemeyeceğini bilmesi lazım. Demokrasi işlemeyince de muhalefet için sokaklar, direnişler, protestolardan başka yol kalmamış demektir ve sokağa çıkılıyorsa, sebebi Hükümet’tir!

Kısacası farklı dertler, farklı Türkiye’ler var. Kimi iş, aş ve özgürlük istiyor; kimi iktidar ile bu iktidardan pay kapma peşinde!

Ben de, “şu milletvekili olma yarışına girmiş adaylardan kaçının kafasında ve gönlünde bu gibi dertler yer almakta” diye meraklanmaktayım!