Bir yıllık bilanço; yalnızlıktan sefalete
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Yeni bir yıla girerken geride kalan yılın muhasebesini yapmak adettendir. Bir gün sonra geride bırakacağımız 2014 savaşların, çatışmaların, kaos ve krizlerin yılı oldu. Ukrayna’dan Suriye’ye, Irak’tan Nijerya’ya, Afganistan’dan Somali’ye uzanan coğrafyada kanlı çatışmalar yaşandı. Ancak eski yıla damgasını cihatçı terör vurdu. Güney Asya’daki Pakistan’dan Güneydoğu Asya’daki Filipinler’e kadar bütün bir İslam coğrafyasında uygulanan dinsel şiddet özellikle kadın ve çocukları hedef aldı.

***

2014 yılı Türkiye’nin dış politikası açısından da sorunlu ve sarsıntılı geçti. Yakın çevremizdeki iki önemli kriz AKP iktidarının uyguladığı dış politikanın turnusolü oldu. İlki şubat ayında başlayan ve halihazırda düşük yoğunluklu bir şekilde devam eden Ukrayna kriziydi. Türkiye Tatarlar üzerinden Kırım’ın ilhakına müdahil olmak isterken, Doğu Ukrayna’daki çatışmalarda ise Batı ekseninden yana tavır aldı. Ancak Rusya’yı bir bütün olarak karşısına almamak için Moskova’ya nükleer ayrıcalıklar başta olmak üzere ekonomik imtiyazlar sağlanarak süreç kotarılmaya çalışıldı.

***

İkincisiyse IŞİD’in Musul ve Kobani’ye saldırısıyla tırmanan Suriye-Irak kriziydi. IŞİD’e karşı  askeri seçeneği devreye sokan ABD Türkiye’yi cepheye sürmek istedi. AKP hükümeti askeri müdahalenin içinde aktif olarak bulunmanın getireceği yükün hesaplanamayan maliyeti ve cihatçı örgütlerle olan “özel” ilişkisi nedeniyle direndi. Buna karşılık Suriye sorununda BM ve Rusya, çatışan tarafları bir masa etrafında buluşturmak için çaba sarfederken, Ankara’nın “askeri odaklı çözüm” ısrarı devam etti. AKP’nin öncelik Esad ve tampon bölge kurulsun ısrarı karşılık bulmadı.

***

Yeni yıla girmek üzereyken esas manevra, utangaç bir şekilde de olsa, Mısır ile süren krizde  yaşandı. Bir süredir Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüksek sesli çıkışları yüzünden normalleşmeyen Mısır-Türkiye ilişkileri konusunda hükümetin geri adım atacağına dair sinyaller gelmeye başladı. Mısır’la barışan Katar Emiri’nin “zamanlaması manidar” Türkiye ziyareti, ardından AKP kanadından ardı ardına gelen açıklamalar bir manevranın yaşanacağına işaret. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç’in ardından Bakan Mevlüt Çavuşoğlu ile başlayan yumuşama sinyalleri Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “Bizim yeni bir Mısır politikasını uygulamamızda fayda vardır” sözleriyle tamamlanmış oldu.

***

Yeni dönemde en sorunlu alanlardan birisi de Avrupa Birliği süreci olacak. Görünen o ki yeni yılda AB ile olan ilişkilerde de bir ilerleme sağlanamayacak. Erdoğan’ın her fırsatta hiç çekinmeden rest çektiği ve “Avrupa Birliği’nin kapı kulu değiliz almayacaklarsa almazlar” yaklaşımının Brüksel nezdinde bir karşılığı elbet bir karşılığı olacaktır. Kıbrıs sorununun çözümü yolunda atılmayan adımlar da yolu tıkayan unsurlardan.

***

Tüm bu yaşananlara karşılık AKP hükümeti ülkeyi Müslüman Kardeşler’in merkez üssü yapmayı başardı. Katar’dan kovulan İhvan liderlerine kucak açtı, Mısır’ın devrik lideri Mursi’nin kabinesi İstanbul’da sürgün meclisi kurdu. Hamas lideri Halit Meşal bir kez daha AKP kongresinde boy gösterirken, Iraklı Sünni lider Tarık El Haşimi İstanbul’da saklanmayı sürdürüyor. Suriye İhvanı’na hem askeri hem de siyasi hamilik ise tam gaz sürüyor. Bütün bunların yanında AKP’li muktedirlerin Esad saplantısı dolayısıyla “yeni Türkiye” cihat otobanına dönüştü.

***

Evet, geride kalan bir yılın bilançosu çıkarılacaksa AKP’nin dış politika karnesinin kırıklarla dolu olduğu görülecektir. AKP’nin “Yeni Türkiye”si uluslararası denklemde adeta sefilleri oynadı. Ukrayna’da, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Tunus’ta el attıkları her alanda kaybettiler. Neo Osmanlıcı siyaset mühendisleri bu fiyaskoyu “değerli yalnızlık” olarak formüle etmeye çalışsa da sefalet her yönüyle gün yüzüne çıktı. Mezhepçi, militarist, neo Osmanlıcı hayaller üzerine inşa inşa ettikleri “Yeni Türkiye”nin 2015 yılına bölgenin üç önemli ülkesi Mısır, İsrail ve Suriye’de elçilik olmadan girmesi dahi bu sefaleti gözler önüne sermeye yeter.