Birbirimize sustukça sıradayız
TURAN ESER TURAN ESER

Gericiliğin karanlığı çöktüğü bu ülkede hiç bir şey eskisi gibi değil. AKP rejimi kendisinden olmayan herkesi, mezhepçi ve tek adamlık başkanlık rejimi önünde yaka iliklemeye, teslim olmaya ve biat etmeye davet ediyor. İtiraz edenin fetvası verilmiş; “Susturun!” Sıradaki ses Cumhuriyet’in sesi!

AKP’nin hedefi devlet ve toplum yapısını teslim almaktır. 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan muhalif iradeyi işte bu nedenle “etkisiz hale getirmek” istiyor.

Önce Kürt sorunun çözümünde “müzakere/süreç masasına” devrildi. Ardından şiddet paradigması benimsenip, Kürt illerinde taş üstüne taş bırakılmadı. İHD raporlarında dile getirilen insan hakları ihlalleri ve hukuksuzluklara baktığımız bölgede bir iç savaş hali yaşanıyor. Türk ve Kürt gençleri ölüyor ve savaş severlere karşı, barış severleri toplumsallaşamıyor.

Olana bitene “ah vah” çektik. Sustuk.... Sesimizi gür çıkmadı... Cılızdık.. Korktuk!

Savaştan çatlamış toplumsal yapımıza bakan vicdanımız çatlamadıkça, savaş ve ölümler artmaya başladı.

Canlı bombalar Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da, İstanbul’da, Gaziantep’te patlayınca, “can tatlı” diyerek muhalefetin “kalabalıklarına katılmayıp” oraları zayıf bıraktık.

Sustuk.. korktuk ve sırayı bekledik..

OHAL’in gerekçesine ve Anayasa’ya aykırı KHK’lere karşı etkisiz kaldık. Sesimiz kısıktı.. Cılızdık..

15 Temmuz Darbe Girişimi’ni, muhalefeti bastırmak ve etkisizleştirmek için fırsata çeviren AKP’nin “Milli Birlik” arayışındaki “Yenikapı” aslında korkuyu örgütlemeye ve başkanlık rejimine açılan karanlık kapıydı. O “Kapı” ile OHAL ve KHK’lara açıldı. Bu kapıdan dinci gericiliğe dayalı mezhepçi teokratik rejime geçiliyor. Şiddet, karanlık ve korku örgütlenerek, muhalefet dinamiklerine saldırılıyor. Bu kapıya karşı kapılarımızı ortaklaştıramadık. Bazıların ise hem kafası hem de kapısı karıştı.

“Ne Darbe, Ne Dikta” diyerek, yeni bir birleşik mücadele kapısını açıp seslerimizi, güçlerimizi ve öfkelerimizi ortaklaştıramadık.

Oysa AKP için hedef belliydi; Türk İslam Sentezi dışındaki herkesi “iç ya da dış düşmandı.” Laiklik, demokrasi, cumhuriyet, emeğin hakkı, eşitlik ve çoğulculuktan nefret ediyorlardı.

O nedenle önce basın, yayın ve ifade hakkı ile birlikte milyonlarca insanın haber alma hakları gasp edilerek, İMC TV, Hayat TV, TV 10, Hayatın Sesi TV, Denge TV, Jiyan TV, Zarok TV ve Van TV’nin de aralarında bulunduğu 12’ye yakın TV ve radyo kanalının yayınını durduruldu.

Sessizce izledik.. Alanlar boştu.. Sayımız azdı.. Tepkiler cılızdı..

Biz sesimizi kıstıkça, AKP’nin saldırı hızı daha da artıyor. “Saldır, bekle, tepkiyi gör ve bir sonraki hamleye geç” yerine, saldırılar artık sıralı hale getirildi.

Artık beklemiyorlar. Tepkileri dikkate almıyorlar.

İşte bu nedenle, AKP’nin OHAL ve KHK rejimi, bu cılız, sesiz ve sosyal medya derinliğindeki muhaliflikten cesaret alıp, bir sonraki hamleleri sıralı ve günlük gerçekleştiriyor.

29 Ekim, renklerin sesi kısıldı, retörler Saray’a bağlandı

Cumhuriyet Bayramı kutlanırken, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarıp, muhalif olan Dicle ve Jin Haber Ajansı ile Özgür Gündem Gazetesi, Azadiya Welat Gazetesi, Yüksekova Haber Gazetesi, Batman Çağdaş Gazetesi, Güney Expres Gazetesi, Prestij Haber Gazetesi, Urfanatik Gazetesi ve Kızıltepenin Sesi Gazetesi olmak üzere 10 gazete ve Evrensel Kültür Dergisi, Özgürlük Dünyası Dergisi ve Tiroj Dergisi kapatıldı.

Yetmedi 1267 akademisyen ve 10.131 çalışan işten çıkarıldı.

“Fırsat bu” diyerek Üniversite Rektör seçimleri iptal edilip, rektör atama yetkisini de Saray’a bıraktılar. YÖK Üyelerini atayan, atadığı üyelerinin önerisini atama yetkisine kavuştu.

30 Ekim, seçilmiş irade cezaevine konulur

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Fırat Anlı, Gültan Kışanak ve HDP eski Milletvekili Ayla Akat Ata tutuklandı. Halkın iradesi hiçe sayıldı. Susturulmalıydı! Cezaevine konuldular.

31 Ekim, laiklik ve Cumhuriyet’e operasyon

Cumhuriyet gazetesine baskın düzenlendi, aralarında Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurul üyeleri, yönetici ve yazar meslektaşlarımızdan 19 kişi gözaltına alındı.

Hedef sadece gazete olarak Cumhuriyet değildir. Hedef yeni rejimin inşası için sivil darbenin kendisidir. Hedef demokratik, laik, sosyal, barışçıl ve insan hakları hukukuna dayalı cumhuriyetin kazanılması talebinedir. Hedef basın özgürlüğüdür. Halkın haber alma hakkıdır.

Sırada kim var?

Baktım geride hangi muhalefet dinamikleri var diye: BirGün Gazetesi, Evrensel Gazetesi, bir kaç haber sitesi, bir kaç İnsan Hakları Örgütü, Birleşik Haziran Hareketi, HDP, yeni toplumsal hareketler ve CHP, DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve Aleviler var!

Ya hep beraber ya hiçbirimiz

Geç kalmış sayılmayız. Toplumsal muhalefet dinamiklerinin kendi hücrelerine hapsolmuş hallerinden memnun olmadığı bir süreçteyiz. Bir araya gelme ve birleşik mücadele ihtiyacına en fazla ihtiyaç duyulduğu andayız.

Ve bunun gereğini yapacak aktörler bellidir. CHP, HDP, Birleşik Haziran Hareketi, DİSK, KESK, TMMOB, TTB, Alevi Hareketi ve diğer toplumsal muhalefet dinamiklerini kucaklayacak yan yana gelmelidir. Korkuyu toplumsallaştıran, giderek muhaliflerini bile kendisine benzetmeye çalışan bu rejime karşı, cesareti birlemeli ve toplumsallaştırmalıdır. Yoksa; “susma sustukça sıra gelecek” sözü içi boş, etkisiz ve anlamsız kalacak..

Ya parçalanmış hallerimizle karanlığın susturmalarına yol vereceğiz, ya da toplumsal muhalefeti birleşik mücadele zeminde bir araya getirerek, aydınlık için susturulamayacak bir yol açacağız.