BirGün abluka altında Katar'da: Katarlılar, BAE ve Suudilere çok kızgın
12.06.2017 07:44 GÜNCEL
Dünyanın en iyi on havalimanı içinde yer alan Hamad’a indiğimde inler cinler top oynuyordu! Krizin ilk günlerinde halk marketlere saldırmış, ne bulursa almış

Cüneyt Göksu Doha [email protected]

Yakın zamanda başlayan abluka, Katar’ı ekonomik ve siyasi olarak çevrelemiş durumda, fakat Katar’da hayat durmuş değil. Ablukaya destek verenlerin sayısı günden güne artarken, bu yazının yazıldığı saatlerde hâlâ ablukaya destek vermeyen iki ülke var; Türkiye ve İran.


Hızlıca olan biteni özetlemek gerekirse, bölgede ABD öncülüğünde kurulan ABD-Arap işbirliği, terörle özdeşleştirilen Katar’a ayar vermeye çalışıyor. Hal böyle olunca Türkiye’nin ve İran’ın Katar’a verdiği desteğin dünyanın geri kalanı tarafından nasıl okunduğu da açık. AKP’nin yıllardır Katar sermayesine bel bağlayıp ekonomiyi sıcak para ile beslemesinin bir mecburiyeti olarak da görülebilir bu destek. Türkiye’de ki Katar sermayesi ve yatırımlarının 20 milyar dolar olduğu söyleniyor. O yüzden bu desteğin “mecburi” olduğu düşünülebilir.

Bir başka açıdan, Katar bölgedeki Arap ülkeleri içinde en kalifiye nüfusa sahip. Doğal kaynakları sonlandığında kendi kendine yetme ve yaşamını sürdürme konusunda yatırım planları olan, diğer Arap ülkelerine göre bu konuda daha akılcı adımlar atan bir ülke. Katar’a abluka uygulayan ülkelerde (Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri vb.), Türkiye’nin yatırım şansı pek olmadı. Büyük ölçekli bir proje olduğunda Batı’nın şirketlerine ihaleleri veren özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Türk şirketlerine pek şans vermedi. Son bir yıllık terör faaliyetlerinden ve Rusya ile uçak krizinden sonra turizm kanalları da kapanan Türkiye’nin önüne “Katar Krizi” geldiğinde, desteklemekten başka da çaresi kalmamıştı.

Sebze meyvesinden temel ilaçlarına kadar bütün tedariğini körfez ülkelerinden yapan Katar’a Türk şirketlerinin girmesi için bundan iyi fırsat olamazdı. Zaten AKP iktidarında, yukarıda bahsedildiği gibi zirve yapan ilişkilerden sonra, Katar’ın uluslararası projelerinde, gıda, ilaç, temel tüketim malzemelerinde Türkiye’nin şansı konjoktürel olarak daha fazla gözüküyor. Türk askerinin Katar’da konuşlanması da aslında, özellikle BAE’ne gözdağı vermek gibi de okunabilir.

İşim gereği zaman zaman geldiğim Doha’ya, tam da bu olay patladığında yeniden gelmek zorunda kaldım. Sokaktaki havaya bakıp, Katar’da olanların bize anlatıldığı gibi mi olduğuna cevap aramaya çalışacağım.
Hamad Uluslararası Havalimanı, üç yıldır üst üste Ortadoğu’nun en iyi havalimanı seçiliyor. Ayrıca yıllardır dünyanın en iyi 10 havalimanı içinde yer alıyor ve bu yıl, Zürih, Frankfurt gibi şehirleri geçerek dünya 6’ncısı olmuş.

Ama bu defa Hamad’a indiğimde inler ve cinler top oynuyordu!

Katarlılar özellikle BAE ve Suudilere çok kızgın! Kriz patladığında, Katar Havayolları’nın ofisleri apar topar kapatılmış. Ambargo ülkeleri Katar’a uçuşları durdurduğundan, bu havayolları ile aktarmalı gelenler mahsur kalmışlar. Katar Devleti, BAE ve Suudilere mahsur kalan başka havayolu yolcularının parasını dahi ödeyip, Katar’a ulaşmalarını teklif etmiş ama olumsuz yanıt almışlar. Ramazanda böyle bir ambargoyu uygulamalarına iki kat kızgınlar. Doha – Dubai arası karşılıklı olarak neredeyse 20 tane yapılan sefer bitmiş durumda.

Havalimanından bindiğim Bengladeşli taksi şöförü Akash’a göre; “All Customers finished!” (Artık müşteri kalmadı)
Eskiden sadece havalimanından 7-8 müşteri alırken bu rakam kriz başladığından beri 1-2 civarına düşmüş. Krizin ilk günlerinde halk marketlere saldırmış; makarna, et, süt ne bulursa almış herkes. Fiyatların biraz arttığını ve normalin üzerinde ödema yaptıklarını söylüyor.

Yol boyu çok az araba var. Ramazanın da etkisiyle gündüz genel bir sakinlik hep olur ama bu defa daha da fazlaydı.

Kaldığım otelde çalışan Türk garson Fırat’a göre, Katar’a ambargo koyan ve vatandaşlarını çağıran ülkelerin, Katar’da yaşayan/çalışan vatandaşları bu çağrıya uymamış. Fırat’a göre 300 bin Mısırlının bulunduğu Katar’da, sadece Mısır vatandaşları dönse ülkede hayat durur. Nitekim, benim iş yapmaya geldiğim kurumda çalışan Mısırlı teknisyenler de işlerinin başındaydılar ve dönmek gibi bir niyetleri yoktu.

Konuştuğum bazı insanlar, problemin sebebinin, asıl teröristin kim olduğu ya da terörizmin tarifi konusunda anlaşılamadığından da kaynaklandığını düşünüyorlar. Buradan bakınca, herkes Türkiye’nin bu koşullarda verdiği desteği sevinçle karşıladığını ve kendilerini yalnız hissetmediklerini söylüyor. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın burada, Türkiye’den daha çok sevildiği apaçık! Uzun zamandır Katarlıların en gözde turizm merkezi Türkiye. Rakamlar gösteriyor ki, 1 Katarlı turist, 14 Alman turistin bıraktığından fazla para bırakıyor ülkeye.

Bir başka açıdan Katar, bölge siyasetindeki Suud hegamonyasına da yer yer direnen bir ülke olduğundan da başına bunlar geliyor. Suudilerin geleneksel Amerikancı politikasından, daha da fazla Amerikancı olup, 9/11’den sonra kapılarını ABD üssüne açan, 2003 Irak işgalinde bu üssü kullandıran bir ülke. Yeri geldiğinde Suud’daki insan hakları ihlallerini eleştiren, 1996’da Al Jazeera’yı kurup bölge ülkelerinde yer almayan haberleri yayımlatan Katar, Suudiler tarafından sevilmiyor, İş dünyası açısından da BAE’ne rakip olacak girişimler yapıyor.

Bütün bu parametreleri yan yana koyunca, Katar’ı “terörizmi destekliyor” diyerek sıkıştıran ülkelerin bahaneleri yüzeysel kalıyor. Aslında olayın kökü, Katar’ın, Suud ve BAE merkezli bölge siyasetinde farklı bir oyuncu olarak yer almak istemesi.