Bitmeyen bir tartışma
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT

Boşuna “kılçıklı bir konu” dememişim!

Geçen haftaki yazım, beklemediğim bir ilgiyle karşılandı. Okurlardan çok sayıda ileti aldım. Türkçenin karmaşık bir konusuna açıklık getirdiğimi söyleyerek teşekkür edenler çoğunluktaydı. Ek açıklamalarla konuya katkıda bulunanların yanında soru yöneltenler de vardı. Mesleği Türkçe öğretmenliği olan bir okurumuz ise karşı görüşteydi. Bu arkadaşımız, sonu “…eli” ile biten yer adlarından yola çıkarak, “Kocaeli” sözcüğünün durum eki almış biçiminin “Kocaeli’ne” değil “Kocaeli’ye” diye yazılması gerektiğini savunuyor, ayrıca “Davutoğlu’ya” yazımının doğru olduğunu ileri sürüyordu. Görüşünün gerekçesini de şöyle açıklıyordu: “Çünkü birleşmiş sözcükleri ayrı ayrı düşünüp okuyamazsınız. Onlar artık tek sözcüktür. Köroğlu'ya, Dadaloğlu'ya... ve daha birçok benzeri sözcükte olduğu gibi...”

Gerçekten öyle mi?

Trabzon Lisesi’nde Türkçe öğretmenim olan ve halen Samsun’da yaşayan saygıdeğer büyüğümüz Mazhar Kükey’in 2003 yılında yayımlanmış “Türkçenin Dilbilgisi” adlı üç ciltlik dev bir yapıtı var. Bu kitaptan konumuzla ilgili bölümü (Cilt: 1, sayfa: 92-93) aktarıyorum:

"Şu durumlarda hep koruyucu ‘n’ ünsüzü kullanılır: Üçüncü kişi iyelik eki almış adlar ‘-de’ ve ‘-den’ durum eklerini aldığında, göz-i-n-de > gözünde, iç-i-n-den > içinden… Kırklareli, Adapazarı, Tunceli… gibi yer adlarında ise sonda bulunan ‘-i’ler, tamlanan eki (üçüncü kişi iyelik eki)dir. Bu nedenle bu yer adlarının ad durum ekini alışlarında araya ‘n’ ünsüzü girer. Bu ‘n’ ünsüzü iki ünlü arasında ise kaynaştırma oluşturur; bir ünlü ile bir ünsüz arasındaysa koruyuculuk görevini sürdürür: Kırklareli-N-e, Kırklareli-N-i... (örneğinde) kaynaştırma, Kırklareli-n-de, Kırklareli-n-den (örneğinde) koruyucu işlevindedir.”

Kıyıdergisinin Yayın Yönetmeni Ali Mustafa da benzer görüşte. İletisinde şöyle diyor:

“Yer adlarına ‘-e’, ‘-i’, ‘-de’, ‘-den’ durum ekleri gelmesi durumunda kaynaştırma harfinin işleviyle ilgili kuralı yalınlaştırarak uygularsak; tamlama eki ‘-i’ alan bileşik ad biçimindeki yer adlarına ‘n’ yardımcı sesi getirilecek: Kırklareli'ne, Kocaeli'ne, Beşikdüzü’ne… Tamlama eki almayan birleşik ya da basit yer adları sesli harfle bitmişse araya ‘y’ yardımcı sesi getirilecek: Ilıcasu'ya, Kırıkkale’ye, Konya’ya, Türkiye’ye… Bunun yanı sıra ‘-in’ tamlama eki getirildiğinde araya yine ‘n’ kaynaştırma sesi girecektir: Kocaeli'nin sorunları, Ilıcasu'nun halkı, Kırıkkale'nin köyleri... Görüldüğü gibi ‘n’ yardımcı sesi, ‘-i’ tamlama eki taşıyan birleşik yer adları durum eki aldığı zaman kullanılmalı. Bu konu epey tartışılacağa benzer. Aslında karmaşık gibi görünen kurallar son derece yalın da uygulanabilir. Tanzimat yazarı Şinasi'den bugüne Türkçenin kurallarını oluşturmuş dilciler, yazarlar ve şairler. Yeniden kuralsızlığa dönersek, ortada yazıp çizeceğimiz bir dil kalmaz.”

Son olarak değerli yazar ve eğitimci Emin Özdemir’in görüşünü paylaşmak istiyorum. Çünkü bu konuda düşüncesine güvendiğim en yetkin dilcilerden biridir o. Sayın Özdemir, incelik göstererek şu açıklamayı gönderdi bana:

“Sevgili Attila, yazını okudum. Tartışma gündeminden düşmeyen bir yazım sorunu bu. Oysa bir kuralımız var: ‘Ad takımlarında tümlenen takısı ‘-i’den sonra nesne takısı ‘-i’ gelince, iki ünlü arasına ‘n’ kaynaştırma harfi gelir: Nişantaşı-n-ı, Kuğugölü-n-ü, tükürükotu-n-u, Adapazarı-n-ı... gibi. Ne ki bu kural, senin de değindiğim gibi tam kuşatıcı değil, örneklerle de gösteriyorsun bunu. Benim gözlemim şu: Belirtisiz ad tamlamalarında tamlanan eki varlığını koruyorsa, yani bir aşınma ve kaynaşmaya uğramamışsa, bu tür yer adlarında iki ünlü arasına ‘-n-’ gelir: Taşeli-n-e, Kocaeli-n-e, Tunceli-n-e gibi. Eğer tümlenen eki aşınmış ya da düşmüşse ‘-y-‘ geliyor: Topkapı ( düşmüş) -y-a, Gayrettepe (si düşmüş) y-e … İyelik eki /n/ ile kaynaştırma harfi /n/'yi kullanımdan çıkarabiliriz: "Onbaşı-n-ı çağır (senin onbaşın), "Onbaşı-y-ı çağır gibi... Açıklaması bile karmaşık bir konu. Yazımda ana ilke, yaygınlık ve kullanım sıklığıdır. Kanımca -n'li biçimi yeğlemek gerek...”

Bilmiyorum, bunca açıklamadan sonra hâlâ “Kocaeli’ye mi Kocaeli’ne mi?” diye tartışmanın gereği var mı?