Bitmeyen özlem: Gelmeyen barış
Murat Meriç Murat Meriç

Barış: Ülkede en çok korkulan kelime. Hepimizin özlemi. Bir türlü gelemeyen. Belki de bundan, şarkılar hep barıştan söz ediyor. BirGün Pazar’ın da içinde bulunduğu onlarca mecraya, barış şarkılarını anlatan bir sürü yazı yazdım. Bu, onlardan biri. Barış gelmediği sürece, bu yazılar sürecek. Birileri savaşı körükleyecek, ona inat “barış” diyeceğiz. Bu topraklarda en gerekli şey bu çünkü. Yıllardır, bu coğrafyada, barış içinde bir arada yaşayan halklar, bugün, bir kısım gereksiz insanın kışkırtmasıyla birbirini düşman belliyor. Gereksizler gereksizlerin etrafına toplanıyor, “karşı” tarafa saldırıyor ve yazık ki olan, sahiden barışa inananlara oluyor. 6-7 Eylül’den Maraş’a, ötekileştirmenin nerelere varabileceğini, nelere malolacağını gördük. Bugün bunun ısrarla sürdürülüyor oluşu, sürdürenin alıklığı. Alıklık değil aslında, düpedüz ayıklık: Savaşı körükleyen, ondan para kazanıyor. Var oluşunu bunun üzerine kurmuş. Kimileri de hırslı: Yönettikleri ülke onlara yetmiyor, gözünü, kolay ulaşabileceği İslam âlemine dikiyor. Bugün, bir savaşa girersek -ki çok da küçük olmayan bir ihtimal bu- bundan. Tek bir adamın hırsı, ülkeyi yakacak. Bugün onu pohpohlayanlar da dâhil olacak üstelik bu “yangın”a. Savaş, ayırmıyor çünkü. Öldürüyor.

Çocukluğumdan beri sıklıkla duyduğum kimi cümleler var: “Bizim de Ermeni komşularımız vardı, çok iyi insanlardı” ya da “Ayşe Hanım’ın gelini Kürtmüş ama iyi kız”… Her şey bir yana, bunlar kurulduğu sürece bu ülkede barışın “b”sinden söz etmek mümkün değil.

Geçtiğimiz haftaya dönelim: 6 Ağustos, Hiroşima’ya atom bombası atılışının 50. yılıydı. Ölen binlerce insanı andık. Bu acıyla ilgili dünyadaki ürünler bir yana, memlekete odaklandığımızda, pek çok önemli şarkıya rastlıyoruz.

İlki, Zülfü Livaneli’nin Nâzım Hikmet dizelerinden müziklediği “Kız Çocuğu / Hiroşima”. Aralarında Maria Faranduri ve Joan Baez’in de bulunduğu onlarca kişi tarafından seslendirildi bu şarkı. 1978 tarihli Livaneli albümü “Nâzım Türküsü”nde yer almıştı, konserlerde daha ziyade Sevingül Bahadır’ın sesinden dinledik. Şiirin bir de Amerika macerası var: Pete Seeger, şiiri, “I Come and Stand at Every Door” adıyla yorumladı ve sonrasında pek çok insan tarafından seslendirildi. Aynı şiir, Ünol Büyükgönenç tarafından da bestelenmiş, 1978 yılında Eurovision Şarkı Yarışması elemelerine gönderilmiş ancak finale kalamamıştı. Büyükgönenç, Nâzım Hikmet’in bir başka şiiri olan “Japon Balıkçısı”nı, 1989 tarihli “Güzel Günler Göreceğiz”de, başına, geleneksel bir Japon şarkısı olan, “Tairyo Uati Komi”yi ekleyerek seslendirmişti. Aynı şiirin farklı bir versiyonuna (Kerem Güney bestesiyle) Selda ve Edip Akbayram’da rastlıyoruz: “Bulutlar Adam Öldürmesin”.

Bir başka Eurovision şarkısı, Sezen Aksu’nun “1945”i. Aysel Gürel’in yazdığı sözleri Onno Tunç besteledi ve Sezen Aksu’nun 1984’te seslendirdiği bu şarkı, tarihe geçti: “Gel, asırlardan uzan da tut / Ellerimi, sımsıcak / Yoksa bendeki çocuk da böyle çaresiz kalacak / Öfke ile beslenen çocuklar yalnızdırlar // Ve ümitleri çiçeklerden / Acıları tarihlerden / Senin gibi, benim gibi / Onlar da hep insandılar / Ne sevgiye inandılar / Ne saygıya inandılar / Senin gibi benim gibi…”

Nejat Yavaşoğulları “iş”i Bulutsuzluk Özlemi’nin “Uçtu Uçtu / Acil Demokrasi” albümünde yer alan şarkısı “Hiroşima”, bir başka önemli şarkı… Bir yandan, bir ansiklopedi maddesi gibi bilgi verirken, diğer yandan bu bombaların yaşattığı çöküntüyü bize aktarıyor. Hiroşima bahsinde ıskalanmaması gereken şarkılardan.

Âşık Mahzuni Şerif’in “Katil Amerika”sı Hiroşima’dan söz eden plaklardan biri. Üstat, iki kere kaydetmiş bu türküyü. Aslı, 1974’te, Yavuz Plak tarafından piyasaya verilmiş. İkincisi ise, ertesi yıl, Şah Plak tarafından yayımlanmış. İlkinde geçen şu dizelerin altını çizeyim: “Bütün insanlık adına / Amerika katil katil / Hukuk (kanun) yapar kendi teper / Amerika katil katil // Vietnam’ın suçu nedir / Hür yaşamak ayıp mıdır / Atom patlat ister kudur / Amerika katil katil…” Ozanın oğlu, yakın dönemde, “Amerika Yine Katil” adlı bir şarkı yaptı. O da Hiroşima’yı es geçmedi: “Katil gene katil olur / Katil gider katil gelir / Mazlumun canını alır / Amerika gene katil // 60 yıldır Hiroşima / Katillik gider hoşuna / Bakmaz insanın yaşına / Amerika gene katil…”

Hiroşima vesilesiyle andım ama barış sahiden bu ara çok gerekli. Sahi, bu sözcük neden bu kadar çok korkutuyor insanları?