Biz bu filmi görmüştük!
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Doğu Guta’daki kimyasal saldırıyı kim yaptı? Kimin işine yarayacaksa o yaptı. Binden fazla kişinin ölümüne yol açan katliamı üstlenen çıkmaz elbette. Çıkmayacaktır da. Tıpkı Irak işgalinde, İran’ daki Musaddık darbesinde olduğu gibi yıllar sonra öğreneceğiz nasıl olsa gerçekleri. Timsah gözyaşları dökerek itiraf edeceklerdir muktedirler, bu katliamı neden tezgâhladıklarını.

Katilleri çok uzaklarda aramaya gerek yok. Katliamı uluslararası bir müdahaleye tahvil etmeye çalışanlardan başlamalı failleri aramaya. “Şam’a girelim” naraları atanlara bakmalı. “Kırmızı çizgiler”in aşıldığını öne sürerek savaş tamtamları çalanlara, ‘Kosova, Bosna Modelleri’ni ortaya atanlara dikkat kesilmeli!

Sahi geçen mart ayında Halep’te düzenlenen kimyasal saldırıyı kimler yapmıştı hatırlayan var mı? Muhalifler ve
akıl hocaları katliam için yine dünyayı ayağa kaldırmış, BM’yi göreve çağırmıştı. BM’nin bölgeye gönderdiği heyetin Başkanı İsviçreli Carla Del Ponte kimyasalın muhalifler tarafından kullanıldığını bizzat raporlaştırmıştı.

Birleşmiş Milletler (BM) heyeti Şam’dayken rejimin kendisini ayağından vuracak böylesi bir katliama imza atması pek akıllıca bir iş olmasa gerek.

• • •

Her katil cinayet mahalline geri döner. Doğu Guta’nın katili de olay mahalline dönecektir. Son birkaç gündür sürdürülen uluslararası askeri ve diplomatik trafiğe bakınca, katilin olay yerine dönmek için sabırsızlandığı görülecektir . NATO’suyla, İstekli Ülkeler Koalisyonu’yla, ‘Suriye Dostları Grubu’yla. Her türlü işgal ve saldırıya icazet veren BM dahi devre dışı bırakılarak.

Biz bu filmi daha önce görmüştük. Irak sahnesinde vizyona sokulmuştu. Milyonlarca kişinin ölümü pahasına. Kitle imha silahları yalanıyla bir ülkeyi yerle bir etmişlerdi. Atom Enerjisi Kurumu’nun itirazlarına, dünya halklarının
tepkisine rağmen.

George W. Bush yönetimi dünyayı Bağdat’ın elinde kitle imha silahları olduğu yalanına inandırmıştı. Dönemin
ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel bizzat BM kürsüsünde CIA’in eline tutuşturduğu raporu okumuştu. Yıllar sonra aynı Powel, CIA tarafından nasıl kandırıldıklarını, Irak’ın elinde hiç bir zaman bu tür silahların olmadığını timsah gözyaşları içinde itiraf edecekti. Ancak köprünün altından çok sular akmıştı ve olan Irak’a olmuştu. Irak hâlâ uydurulan bu yalanın faturasını ödüyor.

• • •

Bugün de benzer bir film sahnelenmek isteniyor. Senaryo, kurgu, yapımcı, yönetmen aynı. Aktörler hatta figüranlar da. Sadece zamansal ve mekânsal bir değişiklik söz konusu. Film için Bağdat yerine Suriye platolarının tercih
edilmesinin nedeni küresel güçlerin bölgesel dizayn projelerinin Suriye bariyerine çarpması.

Öyle ya da böyle bu bariyerin aşılması şart. Küresel çıkarlar bunu gerektiriyor. Kanlı film için düğmeye basılması
bundan. Senaryo adım adım hayata geçiriliyor. Kitleler medya yoluyla, düzmece kanıtlarla ikna edilmeye çalışılıyor.
Zevahiri kurtarma adına da olsa. Zevahirin kurtarılması için de adları fiyakalı birtakım uluslararası örgütlerin söylemleri saldırı meşruiyeti için elzem nitelikte.

İşte tam da bu nedenle de olsa emperyalistlerle işbirliği içindeki kurumların, Londra-Washington merkezli örgütlerin, CIA bağlantılı uzmanların söylediklerine kanmamalı. Bunların raporlarına da açıklamalarına da itibar edilmemeli.

Doğu Guta katliamını kim yapt›? Halep’te, Humus’ta kimyasalı kim kullandıysa, Lazkiye’ de, İdlip’te, Rakka’ da kafaları hunharca kim kesiyorsa, kimler öldürdükleri hasımlarının kalbini söküp yiyorsa onlar yapmıştır .

Evet biz bu filmi daha önce görmüştük.