Biz kime inanalım?!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Sonunda söyleyeceğim sözleri baştan yazmak istiyorum.
Kürt sorunu vardır!..
Yüzyıllardır süren bu sorun bir an önce bitirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, bu sorunun demokratik, hak, hukuk ve adalet odaklı yollardan kalıcı çözümüne bağlıdır.

•  •  •

Türkiye’nin demokratikleşmesi, evrensel insan haklarından tam olarak yararlanan özgür ve eşit yurttaş ilkesiyle mümkündür. Devlet yurttaşlarının farklılıklarını inkâr edemez. Onları aşağılayamaz ya da yükseltemez. Herkesi yasalar önünde bir olarak görür. Farklılıkların ülke için zenginlik olduğunu kabul eder. Barış sadece Türklerin ve Kürtlerin değil, Anadolu’da yaşayan tüm farklı kimliklerin de vazgeçilmez talebidir. 21. yüzyılda ülkemizde oluşturulacak barışın, birlik, beraberlik ve aydınlık geleceğimizin temel taşı olacağı kesindir.

•  •  •

30 yılı aşkın süredir Kürt sorununun neticelenmesi için çaba göstermekteyim. Bugün gelinen nokta çok önemsenmelidir. Akan kanın durdurulması, anaların ağlamaması ve insan odaklı demokratik yönetimin sağlanması ancak, toplumsal barışla gerçekleşebilir. Barış, demokrasinin kurumsallaşmasını, kültürel gelişmenin gerçekleşmesini ve ekonomik kalkınmayı da sağlayacaktır.

•  •  •

Ancak, iktidarın son günlerde verdiği mesajlara bakınca “sürecin” sıkıntılı bir döneme girdiği gözleniyor. İktidar, önceki seçimlerde oynadığı oyunu aynen uyguluyor. 7 Haziran’a kadar tarafları oyalayarak seçim sürecini çatışmasız bir şekilde geçirmeyi tasarlıyor. Baştan beri AKP’nin “barışın oluşturulmasında” samimi olmadığını söylerim. Nitekim son günlerdeki açıklamalar beni yanıltmıyor. Şu iyice bilinmeli ki; AKP’nin ciddi, üzerinde düşünülmüş bir “Kürt politikası” yoktur. Özellikle RTE’nin bu konuda “gel gitleri” çoktur. Gerçekleri anlamayan, akla dayanan analizler yapamayan ve de bilgi sahibi olmayan bir kafanın sorunları çözmek adına önerilerde bulunması beklenemez. Önceleri “Kürt sorunu vardır. Benim sorunumdur!..” diyen ağız, daha sonra “Kürt sorunu yoktur!..” diyebiliyorsa o kafada mantıktan öte karakter zaafı aranmalıdır.

•  •  •

Bugün bu düşüncemin daha da somutlaştığını anlıyorum. AKP’lilerin yaptığı bazı açıklamalara bakalım;

>> Yalçın Akdoğan ve HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan TBMM’de görüştü. Buldan; “İzleme Komitesi’nde yer alacak 16 isim belirlendi” dedi.

Sonra;

>> Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan: “İzleme Kurulu, tartışılan konulardan biridir. Henüz oluşturulmuş bir şey yok, yapılan açıklamalar asılsızdır” diye açıkladı.

Daha sonra;

RTE hışımla; “İzleme Komitesi’ne olumlu bakmıyorum. Haberim de yok!” deyiverdi.

•  •  •

>> 28 Şubat’ta Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala ile HDP heyeti, Dolmabahçe’de bir araya geldi. Açıklamada, Abdullah Öcalan PKK’ye olağanüstü kongre çağrısı yaptığını duyurdu, “Öcalan bu kongrede silahlı mücadele yerine demokratik siyaset çağrısı yapacak” denildi. Ve Öcalan tarafından müzakerelere geçilmesi için hazırlanan 10 maddelik taslak metin açıklandı.

Ya sonra;

>> RTE tepkiyle; “Ben oradaki toplantıyı da doğru bulmuyorum. Çünkü bu toplantıda hükümetin Başbakan Yardımcısı ile şu an parlamento içinde olan bir grubun yan yana o resmi vermesi doğru değil. Bundan önce, o toplantıda olduğu gibi medyanın karşısına çıkmak suretiyle, iki ayrı metin deklare edilmiyordu. Böyle bir şey hiç yaşanmamıştır...”

>> Ve RTE devamla; “Açıklanan 10 maddelik metne gelince; o metinde bir demokrasi çağrısı yok” demiştir.

•  •  •

Bülent Arınç pazar günü, RTE’nin “İzleme Komisyonu ve diğer gelişmelerle ilgili yaptığı açıklamaya sert cevap verdi.

>> Arınç; “Bu konuşmaları kendi düşünceleri olarak sayın Başbakanımıza doğrudan iletmesi, hükümetimize yöneltmesi mümkündür ama ekran önünde eleştiri olarak getirmesinden, Sayın Cumhurbaşkanımızı çok sevdiğimiz için, onun yıpranabileceği düşüncesi ile bunu uygun görmediğimi ifade etmek zorundayım.”

>> RTE bu sözlere kızarak, “Ben konu mankeni değilim “dedi.

Bu sözün altında kalmayan Arınç; “Ülkeyi yöneten hükümetse alacağı kararlarda, yaptığı icraatlarda çok güçlü olması bunun da millet tarafından bilinmesi gerekir” diyerek kestirip attı.

•  •  •

Tek adamı oynayan RTE, barış konusunda da hükümet ve HDP üzerinde baskı uyguluyor. Korkarım ki bu kaprisler, “barış sürecini” istenmeyen duraksamalara sokabilir. Barış süreci, “Kime inanacağız!” noktasına gelmişse bundan böyle vahim bir dönem yaşanacak demektir!