Bizde Drogba’yı alacak kulüp yok
ERAY ÖZER ERAY ÖZER
Çılgın transfer sezonumuz herkese hayırlı uğurlu olsun.
Çılgın transfer sezonumuz herkese hayırlı uğurlu olsun. Yine isimler havada uçuşuyor, her gün gazeteler bizim gibi futbol fukaralarına umut satıyor. Artık önümüzdeki bir-iki ayı yüzde 90’ı uydurma haberlerle geçireceğiz.

Bu durum eskiden de böyleydi fakat ben son yıllarda değişen bir şeyler olduğuna inanıyorum. Bu inancımı bu yıl artık üzerine bir yazı yazılabilecek kadar güçlü buluyorum.

Özellikle Beşiktaş’ın geçen yıl yaptığı transferlerden bu yana Türkiye her geçen gün kendisini aslında ait olmadığı bir ligin oyuncusu gibi görmeye başladı. Konuşulan, transfer edilmeye çalışılan isimlere, ödenmesi düşünülen paralara bir bakın. Eskiden gazeteler dünya yıldızlarının Türk takımlarıyla görüştüğüne dair uydurma haberler yaparlardı, bu haberler kimseler inanmasa da içten gelen bir ¨acaba mı¨ duygusuyla okunurdu.

Şimdi daha vahim bir durumla karşı karşıyayız, artık sahiden dünya yıldızlarını dudak uçuklatan paralar vererek transfer etmeye çalışan kulüplerimiz var.

Haklı olarak hemen ¨Bunun neresi vahim¨ diye düşündünüz.

Anlatayım.

Önce basit bir iktisat kuralıyla başlayalım. Eğer ortada bir para varsa, bu paranın karşılığı olarak bir değer olması gerekiyor. Karşılığı olmayan, bir mala, bir değere tekabül etmeyen paranın hiçbir anlamı yok. Sistemin devamı için paranın karşılığı olan bir değeri yaratmanız şart, yoksa paranız değerini yitiriyor, uzun vadede batıyorsunuz.

Bunu futbola uyarlayalım.

Şimdi misal yılda 5 milyon euro ödediğiniz bir Drogba’nız varsa, Drogba’nın ait olduğu lige yakışan bir futbolunuz ve bu futbolun karşılığı olarak elde edilen başarılardan kazanılan paranız olması gerekiyor. Yani eğer Şampiyonlar Ligi’ne ilk turda veda etmeyi alışkanlık haline getirmiş takımlarınız varsa siz Drogba’yı değil de onun bir alt liginde, 2.5 milyon euroya seve seve oynayacak bir başka arkadaşı tercih etmelisiniz.

Şu anda bütün takımlarımızın yaptığı gibi Drogba, Klose, Buffon, Quaresma, Forlan peşinde koşmak da mümkün tabii... Ama bu kulüpleri borçlandırmaktan başka bir anlam ifade etmiyor. Çünkü kulüplerin o paraların karşılığı olan bir gelir kalemi yok. O gelir kaleminin yaratılabilmesi için başarı gerekiyor, eh İstanbul takımlarının, yarı bütçeli Anadolu kulüpleri karşısında düştüğü hal malum, ortada başarı da yok.

Yani eğer senin formalarını  Türklerden başkası almıyorsa...

Dünyada senin ülkenden başka ¨ben Fenerbahçeliyim, Beşiktaşlıyım¨ diyen  kimsecikler yoksa...

Senin maçlarını senin yayıncın hariç hiçbir ülke televizyonu yayınlamıyorsa...

Şampiyonlar Ligi’ne ilk turda veda edip, UEFA Kupası’nda senin harcadığın paranın onda biriyle takım kuran kulüplere eleniyorsan...

Yılda 5 milyon euroya futbolcu transfer edemezsin!

Bu kadar basit!

Ha ediyorsan benim kulübümü anlamsız yere borçlandırıyorsun demektir, şirket olsa iki güne batırırsın demektir, sen parayı idare etmeyi bilmiyorsun demektir ve nihayetinde o koltukta oturmaman gerekiyor demektir!

Kısacası kalkın o koltuklardan!