Bizde var sizde yok [*]
YANKI YAZGAN YANKI YAZGAN
Türkiye’den ne kadar şikâyet edersek edelim, bir biçimde burada olmaktan hoşnutuz ki bir yere gitmiyoruz.
Türkiye’den ne kadar şikâyet edersek edelim, bir biçimde burada olmaktan hoşnutuz ki bir yere gitmiyoruz. Bir yere gidenler, hele daha ‘geri’ sayılan ülkelere gidenlerimiz, dönüşlerinde toprağı öperek ülkemizdeki hayatı kutladıklarında samimiler. Daha ‘ileri’ sayılan yerlere ziyarete ya da yaşamaya gidenlerin neredeyse bir boş zaman faaliyeti yoğunluğunda yaptıkları ‘ah ah’ nidaları eşlikli kıyaslamalar bizde olup onlarda olmayanları sayıp dökmekten ibarettir.

Bu tarz davranışları kendi ülkemizin insanlarına özgü sayarsak yanılırız. İnsan türüne özgü bir davranış olup sadece olduğumuz yerleri başkalarınınkiyle kıyaslama şeklinde ortaya çıkmaz. Başka türlerden canlıları kendi türümüzle (homo sapiens sapiensis) kıyaslayıp ne kadar üstün olduğumuzu görmek, kendimize göstermek hoşumuza gider. Dikkatlice baktığımızda gördüğümüz benzerlikler ve ortaklıklar ise üstünlüğümüzden kuşkuya ve hemen ardından dehşete düşürür. Farklara odaklanırız. Aradaki farkları bulma merakı bir üstünlük bulma amacını güttüğünden ötürü, tıpkı ülkeler arası karşılaştırmaları yaparken olduğu gibi, eksik bulma becerimizin kullanımıyla bizde olup onlarda olmayan’a odaklanır. Mesela insanlık gibi !

Şempanzeler birçok bakımdan bizimle benzerlik ve ortaklıkları olduğundan sık sık bu kıyaslamanın başlıca nesnesi olurlar. Her vesile ile şempanzelerde insanların kullandığı derinlikte bir dilin olmadığını söyleriz. Dilimizle övünür, maymunların, ağızlarıyla kuş tutsalar bizim gibi olamayacaklarının kanıtı olarak konuşabilmeyi gösteririz.

Konuşma sosyal hayatın temel araçlarından birisi ise, cinsellik de bir diğeridir. Doğada varolan canlıların ortak faaliyetlerinden birisi olan üreme açısından bir kıyaslama yapmaya kalkıp ‘şempanzelerin cinsel hayatı bizimkinden farklı mı?’ sorusunu sorduğumuzda, yapılan işe bakarak bir fark bulmak o kadar kolay değil.

Cinsel hayatların (insan olmayan canlılarla) karşılaştırılmasında hangi insanları insanların temsilcisi olarak seçeceğimiz de ayrı bir konu; o meseleyi bir şekilde hallettik varsayalım. İnsanların cinsel hayatlarının (şempanzelerinkinden fazla olarak) bir üreme faaliyetinden ibaret olmadığı sonucuna varan çok araştırmacı var.

Cinsel hayat kelime olarak da cinsel ilişkinin dışındaki ilişkileri de içeren bir süreci anlatıyor. Peki, cinsel ilişkinin kendisinde bir fark var mı? Şempanzede olup bizde olmayana odaklanan bir genom karşılaştırmasının ortaya koyduğu bir bulgu ilginç: Androjen hormonunun etkisini bedenin cinsel bölgelerindeki kıllanma tarzına yansıtan reseptörleri kodlayan bir bölge bizde eksik (Bejerano ve Kingsley, Nature, 2011).

Bu eksiklik sonucunda erkek cinsel organının duyarlılığını sağlayan bazı cilt dokusu özellikleri insanlarda mevcut değil. Duyarlılığın azalması insan cinsel ilişkisinin şempanzeye göre daha uzun sürmesine yol açıyor. Hemen komşu genomik alanlardan birisindeki eksiklik ise beyin dokusunun büyümesini frenleyen bir genin yokluğunu doğuruyor. İnsan  beyninin diğer birçok canlıdan daha büyük olması ile cinsel ilişkinin daha uzun sürmesini sağlayan penisteki duyarlılık azlığı cinsel hayattan sorumlu olabilir. Cinsel ilişki uzayıp konu üremenin ötesine geçtikçe yakınlığa daha fazla olanak doğunca, tek eşli çiftlerin sayısı onbinlerce yıl içinde ağırlık kazanarak cinsel hayatı ortaya çıkartıyor. İnsan cinsel hayatının bir ürünü olan çocuğun büyütülmesinin gerektirdiği emek ve toplumsal organizasyon için gereken beyin altyapısı ise ancak daha geniş bir beyin dokusu ile karşılanabiliyor. Büyük bir beyin cinsel hayatın çapraşıklığını çözmek için de gerekebilir.

 

[*] Cinsel hayat üzerine 1990’larda yazdığım yazılara yer veren o zamanki Kim dergisi yönetmeni Duygu Asena’yı ve derginin emektarlarından Hızır Tüzel’i hatırlayarak bu yazıyı yazdım. Kim’deki yazıların örneklerini www.yankiyazgan.com’da bulabilirsiniz.
 
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız