Anasayfa KÜLTÜR SANAT Bizim neden karnavalımız yok?

Bizim neden karnavalımız yok?

Çürüyoruz farkına varmadan. Çürütüyorlar bizi. İçeride kesif bir çürüme kokusu, duymuyor musunuz? Çürüdükçe birbirimizi zehirleyeceğiz. “Durgun sudan zehir bekle” diyordu William Blake. Yeryüzünün akışlarıyla bağlantısı kesilmiş sular bir süre sonra kokuşur ve zehir üretir, insan da öyle: “Düşüncelerini asla değiştirmeyen insan, durgun su gibidir ve aklın sürüngenlerini üretir” (Blake). Özgür düşüncenin önüne çekilen setlerle kurumlarımız bataklığa dönüşürken bataklıkta yaşayan sürüngenlerden farkımız kalmayacak sonunda, birbirimizi tüketeceğiz. Kokuşmaktan kurtulmanın çaresi, yeryüzünün tüm akışlarına, rüzgârlarına açık sulardır; düşüncenin ve bedenin birlikte dalgalanacağı engin sular.

Alman Romantizmi’nin kurucularından Johann Gottfreid Herder, ölü bir noktada kokuşmak yerine 1769’da denize açılmış ve düşüncelerini dalgalandırmıştır: “Gökyüzüyle deniz arasında salınan bir gemi, düşünceye ne kadar geniş alanlar açıyor! Burada her şey düşüncelere kanat takıyor, hareket veriyor ve hava sahasını genişletiyor! Çırpınan yelkenler, sürekli çalkalanan gemi, gümbürdeyen dalgaların akıntısı, uçuşan bulutlar, sonsuz genişlikteki hava sahası!” (bkz. Rüdiger Safranski, Romantik, Kabalcı). Ölü noktanın çürüyen sularından özgürlüğün çalkantılı sularına atlamak. Toplumlar da denize, çalkantılı sulara açılırlar. Karnavallar kokuşmuş durgun suların alt üst olduğu, dengenin bozulduğu ve yeni akışlarla yeni dengelerin kurulduğu zamanlardır. Guy Debort 1871’de kurulan Paris Komünü’ne “19. yüzyılın en büyük karnavalı” demişti. Karnavalın çalkantılı suları yeni dengelere gebe.


Mikhail Bakhtin Ortaçağ karnavallarının özelliklerini sıralamıştı, hatırlayalım. Karnavalda yaşam alışıldık seyrinden çıkar. İzleyici ve icracı ayrımı silinmiştir. Karnaval icra edilmez, yaşanır. Alışıldık yaşamın yapısını ve düzenini belirleyen yasalar, yasaklar ve kısıtlamalar, karnaval boyunca askıya alınır; hiyerarşik yapı ve bu yapıyla bağlantılı tüm korkutup sindirme, hürmet, dindarlık ve görgü kuralları iptal edilmiştir. İnsanlar arasındaki hiyerarşik engellemeler, mesafeler ortadan kalkar, karnaval meydanında özgür ve içli dışlı, teklifsiz, samimi, sıcak bir temas ortamı yaratılır; jestler ve sözler özgürleşmiştir. Karnaval, bireyler arasında yeni ilişki tarzlarının yaratıldığı yerdir. Hiyerarşik konumların otoritesinden kurtulmuş bedenler, dışarıdan bakıldığında tuhaf ve yakışıksız görülebilir ama bastırılan bedensel arzular geri dönmüş ve insanın gizil yönleri ifade imkânı bulmuştur. Karnaval ortamı uygunsuz birleşmelerin ortamıdır. Daha önce yan yana gelemeyen tüm bedenler, değerler, düşünceler ve şeyler birbiriyle ilişkilenir. Karnaval kutsalı cismani olanla, yüceyi aşağı olanla, önemliyi önemsiz olanla, bilgeliği aptallıkla birleştirir. Karnaval toplumsal hiyerarşik yapıyı parodilerle çökerterek, şeyleri yeryüzünün, bedenin üretken kudretiyle ilişkilendirir.

Karnavalı olmayan bir toplumuz. Ama bizim bayramlarımız var. Bayram karnavaldan izler taşısa da karnaval değildir, aksine bayramda mevcut düzen pekiştirilip olumlanır, dayatılan tüm yasalar durmadan kutsanır. Karnaval geleneği de mitolojik geçmişe dayanıyor. Evrenin başlangıcındaki kaotik duruma bir geri dönüş, bir yenilenme, yeniden doğuş anı. Batı’daki karnavalın köklerine Doğu’da rastlıyoruz. Doğu’da yaratılışın yenilenmesi yeni yılın ilk gününde, Nevroz’da gerçekleşir; zamanın yıprattıklarının yenilendiği an. Zaman insanı, toplumu ve kozmosu yıpratmıştır. Ve zamanın yıprattıklarının yenilenmesi her şeyin alt üst olduğu ritüellerle gerçekleştiriliyordu: “Saturnalia şenliklerini andıran bir toplumsal karmaşa, erotik kuralsızlıklar, orjiler vb.” (Eliade, Kutsal Ve Kutsal-Dışı, Alfa). Yıpranmış bedenler, çürümüş toplum yılın son günü, biçimsizliğin tanrısı, deniz canavarı Tiamat’ın yeniden dirilişiyle çalkantılı suların içinde çözülüp dağılıyordu. Ve ardından kozmos bir kez daha yaratılacaktır. Tekrarlar önemlidir, fark yüzeye çıkar çünkü. Ve kozmosun her doğuşu, farkın yüzeye çıktığı yeni bir denge durumudur. Biz dayatılan dengede ısrar ettikçe daha fazla çürüyoruz. Karnavallar özgürlüğü soluduğumuz, yeni olanın yüzeye çıktığı çalkantılı sulardır. Dengemiz bozulmasın diye bataklıkta çürümeye katlanıyoruz.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

9,950AbonelerAbone
- Reklam -

SON HABERLER

“Balıklarımızı zehirlediniz, sıra çocuklarımızda mı?”

Kırklareli'nin Şeytan Deresi'nde yaşanan balık ölümlerine Babaeski ilçesindeki sivil toplum örgütleri bir...

Görkem Yeltan’ın yeni filmi ‘Bağcık’ 7 Haziran’da vizyona giriyor

Oyuncu, yazar, yönetmen Görkem Yeltan’ın yeni filmi “Bağcık” 7 Haziran tarihinde vizyona...

Meclis’te ‘gerekçeli karar’ tartışması

TBMM Genel Kurulu'nda, Yüksek Seçim Kurulu'nca (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine ilişkin...

Binali Yıldırım: 250 sayfayı okumadım, o sayfaların büyük bir bölümü bizim dilekçelerimiz

31 Mart'ta gerçekleştirilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini Ekrem İmamoğlu'na kaybeden Binali...

Pompeo: Çin, ABD ulusal güvenliğine tehdit oluşturuyor

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Çin’in ABD ulusal güvenliğine bir tehdit oluşturduğunu...

Komünist Başkan Maçoğlu’ndan ‘Dersim tabelası’ açıklaması

Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, belediye meclisi kararıyla belediye girişinde bulunan...

Olympiakos Başkanı’ndan ‘Valbuena’ açıklaması: Yakında duyuracağız

Yunanistan kulübü Olympiakos, Fenerbahçe ile sözleşmesi biten Mathieu Valbuena’yı kadrosuna katabilir.

Meteoroloji’den İstanbul için sağanak yağış uyarısı

Meteoroloji, İstanbul'da gök gürültülü sağanak yağış beklendiğini açıkladı.

Öğretmenini 2 yıldır sistematik olarak taciz eden Emir Öztürk’e ev hapsi

MERAL DANYILDIZEdebiyat öğretmeni Bengi Ekin Sarı’yı sistematik olarak...

Wikipedia Türkiye’deki erişim yasağını AİHM’e götürüyor

Dünyanın en büyük internet ansiklopedisi Wikipedia, Türkiye'deki erişim engeli ile ilgili iki...

Sonraki haber