Bohemian Rhapsody: Ailesi olmayan sıçan deliğine

Queen, benim tarihimde önemli bir yere sahip olan bir topluluk. Jethro Tull, The Doors ve Led Zeppelin gibi isimleri abimden öğrenmiştim. Yes ve Genesis gibi topluluklar ben onları tanıdığımda zeten ünlüydüler. Ama Queen’i kendi çevremde ilk keşfeden kişi bendim. ‘Sheer Heart Attack’ albümünü edinmiş, çok sevmiş ve özellikle ‘Lilly of the Valley’ ve ‘Killer Queen’ şarkılarına bayılmıştım. Yıl 1974’tü, ben 14 yaşındaydım ve o sıralarda Queen’i bilen pek az kişi vardı. Bohemian Rhapsody henüz dünyayı sarsmamıştı. Şimdiki kuşakların anlayamayacağı kadar az olanağımız vardı müziğe ulaşmak için o yıllarda. Alamancı dayım yazın gelecek de, benim hiç dinlemeden ısmarladığım bir-iki albüm getirecek de, o albümler de tesadüfen zevkime uyacak da müzik dinleyeceğiz. Tabii bir de radyo var, dj İzzet Öz var, dj Yavuz Aydar var, sağolsunlar sayelerinde progressive rock zevkimizi edinmiştik.

Queen posteri
Bir de Almanca ‘Pop’ dergisi vardı. Pop dergisinin kocaman posterleri olurdu ve onlarla odamın bütün duvarını kaplardım. Odanın bana ait olan duvarını yani, diğer duvar odayı paylaştığım ablama aitti. Duvarıma astığım Queen posteri, daha doğrusu o posterde yer alan Freddie Mercury’nin tipsiz suratı yüzünden ablamla en ciddi kavgalarımızdan birini yaşamıştık. Bir gün eve geldiğimde odamdaki Queen posterinin sökülmüş olduğunu görmüştüm. Ablam Yasemin geceleyin kendisine karşı duvardan dişlek, dişlek bakan Freddie’den korkmuş, posteri sökmüştü. Ama sonraları Freddie’yi benden bile daha çok sevecek, öldüğünde benden daha fazla üzülecekti. Ama o günlerde aramızda haftalarca sürecek bir krize neden olmuştu, duvarıma yaptığı bu müdahale.

Queen’le aşkım
Kısacası Queen, benim kuşağımın topluluğuydu, benim keşfimdi, hayatımın bir parçasıydı. Sözlerini baştan sona ezbere öğrendiğim tek şarkı Bohemian Rhapsody’dir. Artık belki tam hatırlamıyor olabilirim tabii. Queen’le aşkım 1977’den sonra devam etmedi. O zamana kadar yaptıklarını hâlâ çok severim ama sonrasını yakından takip etmedim. 1978’de çıkardıkları jazz albümlerini çok sevmedim ve sonra ilgim dağıldı.

Vasat bir örnek
Filme gelelim artık. Her şeyden önce film çok yüzeysel ve biyografik film türünün vasat bir örneği. Orta sınıf gençler grup kurarlar. Solistleri çok hırslı ve vizyoner biridir: Kökeni İran olan Hintli bir ailenin İngiltere’de doğan çocuğu Farrokh Bulsara, ilerde Freddie Mercury olacaktır. Müzik endüstrisinin direncine rağmen grup Bohemian Rhapsody şarkısıyla listelerde bir numaraya çıkar, sonra hep olduğu gibi kötü biri (bu durumda bir menajer) grubu böler. Ama grup yine bir araya gelir. Fakar kader ağlarını örmektedir. Freddie AIDS’e yakalanır. Çünkü eşcinseldir ve bir ailesi yoktur diğer grup elemanları gibi.

Tipik bir rock’n’rollcu
Evet, mesele bu. Filmin yürütücü yapımcıları olan Brian May (gitarist, vokalist, besteci) ve Roger Taylor (baterist, vokalist, besteci) evlenmişler, iki zevksiz giyinen orta sınıf kadını kollarına takmışlar ve çoluk çocuk yapmışlardır. Freddie Mercury de aile olarak grup elemanlarını kabul etmekle yetinmelidir. Oysa Freddie Mercury, tipik bir rock’n’rollcu hayatı yaşar. Seksin ve uyuştucunun dibine vurur. Ve bu davranış cezasız kalmaz, AIDS olur. Aklı başına gelir ve gruba döner yine de. Ailesi onlardır. Eşcinsel bir rockçının hayatını izlerken bu kadar çok aile sözcüğünü bir daha duymayız diye umuyorum. Bu arada aileden nefret edenlerden kesinlikle değilim. İşlevsiz aile nedir gayet iyi biliyorum ama çocuk yetiştirmenin başka bir yolunu da bilmiyorum. Neyse film, eşcinsel bir Asyalı rockçıya bunu öneriyor işte, aile olarak kimi biliyorsa onlara sadık kalmasını. Tabii bu işten kârlı çıkan Mercury değil ailenin diğer üyeleri olacak, o da grubun ön koşulu. Asıl cazibe merkezi ve asıl besteci Freddie Mercury olsa da, grubun bir arada kalmasının ön koşulu olarak herkesin parayı eşit paylaşması gerekiyor. Bu eşitlikçi görünse de öyle değil. Asıl üreten Mercury çünkü.

Filmin çok ciddi günahları da var. Beethoven’in hayatını anlatırken 9. Senfoniyi, 5.’nin önüne koyamazsınız herhalde. Ama Queen’in durumunda film bunu hep yapıyor. ‘Fat Bottom Girls’ şarkısını, 4-5 yıl geriye, Bohemina Rhapsoy öncesine kaydırabiliyor. Live Aid konseri öncesi grubu 5 yıl ayrı bırakıyor ki, bir araya gelmenin etkisi güçlü olsun. Ama öyle bir ayrılık grubun tarihinde yok. Ve daha birçok şey. Merak eden imdb’de goof’lar bölümüne baksın. May ve Taylor’ın yapımcılığında bu yanlışlar nasıl yapılıyor? Yanlış olmadıkları, bu saptırmaların daha çok para kazandıracağı düşünüldüğü için. Çok çirkin. Bu bir belgesel değil diye işin içinden sıyrılınacak şeyler değil bunlar.


Sömürmeye hazırlar
“Evli evine, köylü köyüne, evi olmayan sıçan deliğine” diye tekerleme söylerdik küçükken, akşam vakti gelip de evlerimize dağılmaya başladığımızda. Ailesiz Mercury’ye de sıçan deliğine düşmek kalıyor filme göre. Tamam eşcinsel olduğu için aile kuramıyor olabilir ama onu sömürmeye hazır arkadaşları ne güne duruyor? Ki bu konuda öyle becerikliler ki, zavallı Freddie öldükten sonra bile onların elinden kurtulamamış. Müzik mi? Hiçbir parçayı bütünüyle dinleyemiyoruz. Oturup evde Queen dinleyin daha iyi. Ramin Malik’in özellikle Wembley’deki Live Aid konserinde Freddie Mercury’nin jestlerini mükemmel taklit ettiğini söyleyebilirim, övgüden sayılırsa.

BİZİ TAKİP EDİN

360,158BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,365TakipçiTakip Et
7,986AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL