Bölgesel eşitsizlik ve yeni sol

Haftalardır gazetelerde, forumlarda, bazı yazarların Türkiye’de yeni sol düşünce adına yazdıklarını okuyorum. Yazılıp çizilenler gündelik hayatlarımızın o kadar dışına çıkmaya başladı ki takip etmekte zorlanıyorum. Temel olarak Ahmet insel’in, Erol Katırcıoğlu’nun yazılarından anladığım, yeni sol düşünce iktisadi bir temel üzerine, sınıf çıkarları üzerine oturmamalı. Kürtler, Aleviler ve Müslüman demokratlar bir araya gelerek yeni bir dili kurabilir gibi ifadeler var. Yani mağdurların ortak bir dil oluşturması ve ortak bir hat üzerinden hareket ederek ülkeyi demokratikleştirmesi bu yeni hareketin özü olmalı deniyor. Yeni parti girişiminin içindeki bazı önemli ve değerli isimlerin böyle bir düşüncesi var. Ancak bu görüşe katılmayan ve benim gibi düşünen çok da ciddi bir grup var. Sebeplerini çok yeni bir veri ile izah etmeye çalışacağım.
Muhasebat genel müdürlüğünün son bültenine göre, Türkiye’deki 81 ilin 69’unun merkezi bütçeden aldığı pay, o şehrin bütçeye yaptığı katkıdan fazla. Yani Türkiye’nin 12 ili diğer 69 ilinin ayakta kalmasını sağlıyor. 2008 yılında katkıda bulunan il sayısı 15 imiş. Baktığımız zaman bu 12 ilin Ankara, Antalya, Bursa, Hatay, Mersin, İstanbul, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Muğla, Tekirdağ, Zonguldak’tan müteşekkil olduğunu görüyoruz. Geriye kalan 69 il Türkiye’nin tüm coğrafi bölgelerine yayılmış durumda.  Mesele tabii ki bu basit istatistikle anlamlandırılamayacak kadar karmaşık; ancak bu konuyu anlamadan, araştırmadan ve giderek derinleşen ve gözümüzün önünde duran bu soruna bir çare bulmaya çalışmadan nasıl yola çıkarız?
Türkiye’deki göç olgusu ve başka sosyoekonomik faktörler nedeniyle Alevilerin de Müslüman demokratların da Kürtlerin de aşağı yukarı Türkiye’nin her bölgesinde yerleşik olduğunu biliyoruz. En basitinden İstanbul’da aşağı yukarı 1,5-2 milyon arası Kürt kökenli vatandaşımız var. Bazı illerde, özellikle Türkiye’nin yükünü taşıyan bu 12 ilde göç daha da yoğun gerçekleşiyor. Türkiye’deki iktisadi eşitsizliği, bölgesel gelişim farklılıklarını düşünmeden, gözetmeden nasıl bir mağduriyet hattı kurulabilir? Alevilerin zorunlu din dersleri ve diyanet ile ilgili taleplerini, Kürtlerin kimlikleri ile ilgili tanınma haklarını, mütedeyyin kesimin başörtüsü ile üniversiteye girme taleplerini karşılayan yeni ve demokratik bir anayasayı yaparsak ve ülkenin tam anlamıyla demokratikleşmesini sağlarsak, bu bölgesel eşitsizliği gideririz, diyebilir miyiz? Bankaların Ankara’dan İstanbul’a getirilmesi, Bursa, Adana ve Mersin’deki tekstil fabrikalarının kapatılıp Mısır’a taşınması ile ilgili bir söz söylemez isek, emekli maaşları, TEKEL eylemi, plansız taşeronlaştırma, itfaiye gibi kamu hizmetlerinin özel sektöre tahvil edilmesi ile ilgili bir duruş sağlamaz isek ve hepsinden önemlisi ekonomiyi büyütecek hamleleri planlamaz isek yeni sol denen ide belki yeni olur ama sol olur mu? Daha da önemlisi halkın herhangi bir derdini çözebilir mi?
Bugün işçiler sadece fabrikada çalışmıyor, birçoğu plazalarda vasıfsız işçi. Küresel anlamda işin yapısı ve doğası değişiyor. Bireysel özgürlükler ve kimlik meseleleri ile ilgili her gün fikir yürüten değerli kanaat önderlerinin eşitsizliğin toplumdaki çimentoları nasıl bir bir söktüğünü görmesini diliyorum. Kentli yoksulluğu, tarımdaki ekonomik ve tabii erozyon, plansız göç göz önüne alınarak, bizlerin kurgulamayı planladığı yeni solun eşitsizlik ve ekonomi üzerine söyleyeceği çok söz var. Bizler ülkenin demokratikleşmesi EKONOMİ 5istiyoruz ancak yeni solun gençleri, tabanı demokratik bir paryalar cumhuriyeti istemiyor. Eminim vicdanı ön plana koyan hiç kimse de istemiyordur.

BİZİ TAKİP EDİN

360,147BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,515TakipçiTakip Et
7,994AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL