Bombaladık ama neyse artık
AYÇA SÖYLEMEZ AYÇA SÖYLEMEZ

Yaklaşık bir yıl önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde karar çıktı. Bu kararın ardından geçen 12 ay, devletin bizimle nasıl dalga geçtiğinin öyküsü.

AİHM 12 Kasım 2013’te Türkiye’yi köy bombalamaktan suçlu buldu, öldürülen 38 kişinin yakınlarına toplam 2 milyon 310 bin 700 avro tazminat ödenmesine hükmetti. Köy 20 yıl önce bombalanmıştı. 20 yıldır hiçbir şey yapmayan savcılar), AİHM’in kararından birkaç ay sonra “zamanaşımından” takipsizlik kararı verdi, soruşturmayı kapattı.

'BİZ YAPMADIK YAPMAMIŞIZDIR'

Şırnak’ın Kuşkonar ve Koçağlı köyleri, 26 Mart 1994’te savaş uçaklarıyla bombalandı. TSK’nİn F-16’larla yaptığı bombardımanda çoğu çocuk ve yaşlı 38 kişi öldü, onlarca kişi yaralandı, evleri yandı-yıkıldı, hayvanları öldü. Köy yaşanmaz hale geldi. Sağ kalanlar apar topar köyü terk etti.

TSK, köylülerin PKK’ye yardım ettiğini söyledi zaten korucu olmayı da kabul etmemişlerdi. (Kendi dilinde köylülerin ölmeyi neden ‘hak ettiğini’ böyle açıkladı.)

Soruşturmayı Cizre Savcılığı başlattı, “PKK yapmıştır” deyip dosyayı Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdi. DGM Savcılığı PKK bağlantısı yok, deyip dosyayı Şırnak Savcılığı’na yolladı. Dosya halen Şırnak-Diyarbakır arasında bir yerlerde, bir devlet binasının tozlu raflarında.

Aileleri son çare AİHM’e başvurdu. Genelkurmay’ın AİHM savunması da evlere şenlikti: “O tarihte o bölgeye bir hava operasyonu düzenlenmedi...” AKP hükümetinin savunması da öyle: “Olayın faili PKK olabilir. Eğer sorumlu PKK değilse bile askeri uçakların menşei belli değil. Uçakların TSK’ye ait olduğuna dair bir kanıt yoktur.”

AİHM’in geçen yıl verdiği kararla, Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “yaşam hakkın ihlali” düzenleyen 2. maddesinden suçlu bulundu. Yine bu maddeden, “etkin soruşturma yapılmadığı” gerekçesiyle de mahkûm oldu. Türkiye, AİHS’nin 3. maddesi uyarınca “işkence yasağının ihlalinden” de suçlu bulundu. AİHM, “köylülerin, akrabalarının ölümüne ve evlerinin, yaşadıkları yerin tamamen yıkılmasına tanıklık etmek zorunda kalmalarını” işkence olarak tanımladı. Mahkeme ayrıca, uçuş kayıtlarını “bizde mevcut değil” diyerek vermediği ve mahkemeye eksik belge teslim ettiği için Türkiye’yi 38. maddeden de suçlu buldu.

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, bu kararın ardından soruşturmanın zamanaşımına uğramadan hemen davaya dönüşebileceğini, sorumluların birkaç hafta içinde yargı önüne çıkabileceğini söyledi. Dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin de dosyanın “birkaç gün içinde” açılacağını söyledi.

İşte devletin bizimle dalga geçtiği yer burası: Tüm bu açıklamalara, ortaya çıkan yeni belgelere, AİHM kararına rağmen, askeri savcılık “20 yıllık zamanaşımı süresi doldu” deyip takipsizlik kararı verdi. Takipsizlik kararına göre, “zaten olay zamanı deliller toplanmamış, sorumlular araştırılmamıştı, suç varsa bile zamanaşımına uğramıştı.”
Yani kısaca: “Bombaladık ama neyse artık…”

17 YIL SONRA, YİNE F-16'LAR

Kuşkonar’ın bombalanmasından 17 yıl sonra Roboski köylüleri bombalandı. Şırnak’ın Uludere ilçesindeki Ortasu/Roboski ve Gülyazı/Bujeh köylerinden, 28’i aynı aileden 34 kişi yine savaş uçaklarının bombardımanıyla 28 Aralık 2011’de öldürüldü. Soruşturma dosyası 11 Haziran 2013’te Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın görevsizlik kararıyla Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderildi. Genelkurmay Askeri Savcılığı da 7 Ocak 2014’te takipsizlik kararı verdi, soruşturmayı kapattı.

Kuşkonar’da öldürülen 38 kişinin ailesinin memleket mahkemelerinde “adaleti” bulma şansı şimdilik yok. Bir ay sonra Roboski katliamının da üçüncü yılı geride kalacak.

Devlet hâlâ “Bombaladık ama neyse artık” demeye devam ediyor.