Borç hikâyeleri, bizden ve onlardan
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN
1905 senesinin Eylül ayında, şehrin ikonu Hyde Park’ta inşa edilen Kristal Kule’nin inşaatında çalışan işçiler tarafından kurulmuş Crystal Palace, Croydon Belediyesi’ne bağlı 14 binnüfuslu mahallenin mavi kırmızılı takımı…

1905 senesinin Eylül ayında, şehrin ikonu Hyde Park’ta inşa edilen Kristal Kule’nin inşaatında çalışan işçiler tarafından kurulmuş Crystal Palace, Croydon Belediyesi’ne bağlı 14 binnüfuslu mahallenin mavi kırmızılı takımı… Tarihlerinde büyük başarılar olmasa da, nicedir Londra’nın devlerinin gölgesinde kalmış olsa da 26 bin 309 kapasiteli Selhurst Park Stadı’nı doldurur evinde oynadığı her maçta takıma gönül verenler. 2013-2014 sezonunda evinde oynadığı maçlarda 24 bin 375 taraftar ortalamasını yakalamışlar. Uzun ömründe ikbali de idbarı da görmüş nice kulüpler gibi onların da geçmişte yaşadığı parasal sıkıntıları olmuş elbet. 2010 senesinin Ocak ayında borçları nedeniyle kayyuma devredilen kulübün o dönem 10 puanını silmiş İngiltere Futbol Federasyonu. O sezonun sonunda küme düşmekten son anda kurtulmuşlar...

Portsmouth FC, İngiltere’nin güneyinde 500 bin nüfuslu şehrin takımı, ada futbolunun en eskilerinden. 5 Nisan 1898 tarihinde kurulmuş mavi-beyazlı takım, maçlarını oynadığı 20 bin 500 kapasiteli Fratton Park Stadı hikâyenin en başından günümüze şehrinin takımına ev sahipliği yapmakta. Premier Lig’de mücadele ettiği 2009-2010 sezonunda borçları nedeniyle 9 puanı silinen takım 2009-2013 arasında üç sezonda küme düşmüş. Günümüzde League Two’da (3. Lig) var olma mücadelesi veriyor.

Kuruluşu 1883 senesine dayanan Coventry City, Premier Lig’in kurucu kulüplerinden. Ligden düştükleri 2001 sezonundan önce 34 sezon ülke futbolunun en üst liginde mücadele etmişler. Onlar da kötü yönetilmenin faturasını ağır ödeyenlerden... 2013 senesinin Mart ayında 10 puanı silinen takım geçtiğimiz sezon 24 takımlı ligi 18. sırada tamamladı.

Geçen sezonun sürpriz takımı Southampton 1885 senesinde kurulmuş, en büyük başarıları 1976 senesinde kazandıkları Federasyon Kupası. Arka arkaya 27 sezon Ada futbolunun en üst liginde mücadele ettikten sonra 2005 senesinde küme düşen takım geçtiğimiz sezon Premier Lig’i 8. sırada bitirdi. St Mary’s Stadı’nda oynadıkları maçlarda 30 bin 212 taraftar ortalaması yakalamışlar. Transfer döneminde kasasına 88,5 milyon sterlin girmiş olsa da onlar da geçmişte maddi sıkıntı yasayanlardan. 2009 senesinde, League One’da oynadıkları sıkıntılı zamanlarda 10 puanı silinmiş kırmızı-beyazlıların…

Ve kökleri 1919 senesine uzanan Leeds United, Ada futbolunun kalabalık takımı, geçen sezon Premier Lig’in bir altı League One’da 25 bin 089 taraftar ortalamasını yakalamışlar. 1998–2002 seneleri arasında David O’Leary’nin teknik direktörlüğünde Premier Ligi her sezon ilk beş arasında bitirmişler. Ama sonra sıkıntılı zamanlar başlamış. Bizim başkanları hatırlatan, dönemin başkanı Peter Ridsale yüksek faiz karşılığında bankalardan yüksek miktarda borç alıyor, Liverpool’un golcüsü Robbie Fowler’ı ve Seth Johnson’u yüksek transfer ücretleri karşılığında kadrosuna katıyordu. Tüm hesaplar Şampiyonlar Ligi’ne katılma üzerine yapılmıştı. Ancak o sezon takım ligi Newcastle United’ın ardından 5. sırada bitirecek, Şampiyonlar Ligi gelirinden mahrum kalacaktı. 2007 senesinin Mayıs ayında Championship’de oynadıkları zamanlarda 10 puanı silinen takımın League One’a düştüğü sezonun başında 15 puanı silinmiş.

Borçları nedeniyle puanı silinen başkaları da var listede: Wrexham, Cambridge United, Luton Town, Bournemouth, Stockport County, Chester City, Plymouth Argyle onlardan bazıları…

• • •

Peki, bizdeki durum nasıl anlatalım bilgimiz yettiğince. Geçenlerde gazeteler devletin, kulüplerin milyonluk vergi borcunu sileceğini, af paketiyle birlikte Spor Toto Süper Lig’de mücadele eden takımların derin bir ’oh’ çekeceğini yazıyordu. Futbol Ekonomisti Tuğrul Akşar’ın Al Jazeera’ya yaptığı değerlendirmeye göre, Spor Toto Süper Lig’de vergi borcu liginin zirvesinde Galatasaray bulunuyor. Sarı-kırmızılı kulübün yaklaşık 140 milyon iralık vergi borcu mevcut. Geçtiğimiz sezonu 3. sırada tamamlayan Beşiktaş 130 milyon liralık vergi borcuyla 2. sırada... 35 milyon lira borcu bulunan 3. sıradaki Eskişehirspor’u, transfer döneminde har vurup harman savurmuş Trabzonspor 17 milyon lira ile takip ediyor. Vergi borcu bulunmayan sekiz kulüp arasında Fenerbahçe, Sivasspor, Balıkesirspor, Gençlerbirliği bulunuyor. Genel borç rakamlarına bakıldığı zaman kulüplerin durumlarının iç açıcı olmadığı ortada. Ülke futbolunun üç köklü kulübünün borcu 1 Milyar liranın üzerinde (Fenerbahçe: 173 milyon, Galatasaray: 555 milyon, Beşiktaş: 568 milyon TL).

İşin hazin tarafı, TFF’nin borcu olan kulüplere hiçbir yaptırım uygulamaması. İngiltere Futbol Federasyonu borçlu kulüplere puan silme dahil ağır yaptırımlar getirirken, TFF meseleyi uzaktan izlemekle yetiniyor. Onlar için varsa yoksa ülke futbolun marka değeri. Oysa hangi marka değeri? Şike sürecinde yaşananlardan sonra kulüplerin formalarına sponsor bile bulamadıklarını yazıyor gazeteler. Onca devasa holding, banka, finans, havayolu şirketi dururken sponsor bulanlar da makarna, köfteci, ya da inşaat şirketi reklamı ile yetinmek durumunda kalıyor. Malum kalitesiz bir ürüne kim sponsor olmak ister ki?

Velhasıl geldiğimiz noktada ülke futbolunun fotoğrafı, hiç bitmeyen şike süreci, maç günleri dolmayan tribünler, futbolun kirliliği, rekabetsizlik, borç içinde yüzen kulüplerimiz ve üstüne bayat pastanın çileği: Passolig garabeti! Ancak şike süresince hep birlikte gördük bizim yapamadığımızı futbolunun en büyük patronunun nasıl yaptığını, üstelik kimsenin gözünün yaşına bakmadan. Alın işte, gazeteler UEFA’nın Finansal Fair Play kapsamında Beşiktaş’ı incelemeye aldığını, ayrıca Bursaspor’un da Avrupa Ligi katılım payının askıya alındığını yazıyor.

Velhasıl bu verilerin ışığında ülke futbolunda hiçbir kulübün geleceğinin parlak olmadığı ortada. Yeri gelmişken, her ne kadar bizim savurgan kulüpler hafife alsa da UEFA’nın giderek daha katı bir biçimde uygulayacağı “Financial Fair Play” meselesini de hatırlatalım. UEFA’nın getirdiği kuralın özeti şu: Bir takımın transfer harcamaları, senelik gelirinin yüzde yetmişinden fazla olamaz. Kulübün geliri; gişe hâsılatı, naklen yayın gelirleri, transferden elde ettikleri ve sponsorluk anlaşmalarından ibarettir. Başkanların veya yöneticilerin kulüplerine verdiği ya da hibe ettiği paralar, senelik gelirin içine dahil edilemez. Senelik transfer harcamaları gelirinin yüzde yetmişinden fazla olan takımlar, 2014’ten itibaren Şampiyonlar Ligi’ne veya UEFA Kupası’na katılamayacaktır.

UEFA’nın bu kuralı getirmesindeki en büyük neden, birçok kulübün transfer çılgınlığı içinde borç batağına gömülerek yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalması. Geçmiş sezonlarda Portsmouth, Leeds United, Crystal Palace, Southampton, Luton Town gibi köklü takımların bütçelerindeki açık nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları göz önüne alarak, kulüplerin geleceklerini korumak, onların borç batağında yok olmalarını önlemek için bu kuralı getirmiş futbolun patronu. Bizimkiler ise aynı tas aynı hamam devam transfer savurganlığına. Alın işte, 1980’lerde yaşadığı başarıyı altyapısına borçlu olan Trabzonspor, 31 yaşındaki forvete 5 milyon avro bonservis bedeli ödedi ve transfer döneminde 16 futbolcuyu kadrosuna kattı.

Ah bir anlasalar meselenin nicelik değil nitelik ve borcun da en büyük yoksulluk olduğunu…